Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hayata gözlerini yuman Nelson Mandela'nın hem kendi insanları hem de insanlık için ne anlam taşıdığını, "Mandela öncesi Güney Afrika"yı görmeden tam olarak anlamak zordur.
Johannesburg'da bir müzeyi geziyordum. Müzenin bir bölümü insanlık tarihini ve Güney Afrika'daki beyazların yaşamını anlatan tablolarla doluydu.
Müzenin ikinci bölümü ise Afrika'nın insan dışı canlılarının tanıtılmasına ayrılmıştı.
Yani bir "Zooloji Müzesi"ydi...
Güney Afrika'nın siyah derili insanlarına Zooloji Müzesi'nde yer ayrılmıştı. Siyah insanların kabile yaşamları, avlanmaları falan hep Zooloji Müzesi'ndeydi.
"Township" adını verdikleri ve sadece siyahların yaşadığı gecekondu kentlerinde saatler geçirmiştim. Johannesburg'daki "Soweto"da, Capetown'daki "Langa"da yüzbinlerce siyah gündüzleri beyazların yaşadığı gelişmiş semtlerde hizmet ediyorlar ve sonra da kendi semtlerine dönüyorlardı. Karanlık bastıktan sonra beyaz semtlerde siyahların dolaşması yasaktı.

Her şey çok farklı artık

1976'da yüzlerce siyahın polis kurşunları ile öldürüldüğü ve öğrenci yürüyüşleri ile başlayan "Soweto Ayaklanması"nın tarihi olan "16 Haziran" bugünün Güney Afrika'sında "Afrika'nın Çocuklarının Günü" olarak kutlanıyor.
Her şey 1992'de son beyaz Devlet Başkanı olan Frederik Willem de Klerk'in, önce Nelson Mandela'yı cezaevinden çıkarması ve sonra da Mandela'yla el sıkışıp "Apartheid" adı verilen ırk ayrımcı rejime son verecek reformları başlatması ile değişmeye başladı.
Kısacası Nelson Mandela nasıl sade Güney Afrika için değil tüm insanlık için özgürlüğün ve eşitliğin simgesi ise, bana göre De Klerk de dünyadaki politikacılar için gerçekçiliğin, vizyon sahibi olmanın ve cesaretin simgesi olmalıdır. De Klerk'in vizyonu ve Mandela'nın önderliği ile bugün Güney Afrika ırk ayrımının sona erdirildiği, istikrarlı, gelişen bir ülke olmuştur. 53 milyonluk nüfusun yüzde 79'unu oluşturan siyahları, yüzde 9'luk beyaz nüfus artık insan dışı yaratıklar olarak göremiyor.

İnsanlığın yüzkaraları
Nelson Mandela'yı saygı ve hayranlık ile anarken, insanlık tarihinin yüz karaları olan ırk ayrımcılığını, sömürgeciliği, iyi öğrenmeliyiz.
Düşünün ki bugün siyah derili Obama'nın Başkan olduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde, Kennedy'nin başkan seçildiği 1960'larda Güney eyaletlerindeki siyah derililerin oy verme hakkı yoktu.
Düşünün ki Kongo'nun maden zenginliği ile bir imparatorluğu fonlayan Belçika'nın Kralı 2'nci Leopold, 10 milyonu aşkın Afrikalının açlıktan, salgın hastalıklardan, baskılardan ötürü ölümünden sorumludur.
Ve bu adam 20'nci yüzyılın başında Brüksel'deki fuarda, Kongolu siyah insanlarla Afrika'nın vahşi hayvanlarını birlikte teşhir ettirmiştir.
Mandela sade Güney Afrika için değil tüm insanlık için büyük bir önderdi.
Hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER