YAZARA MAİL GÖNDER Siyasette de geri dönüşü olmayan noktalar vardır

YAZARLAR

Havacılıkta olduğu gibi siyasette de "Geri dönüşü olmayan nokta"lar vardır. Bu noktayı geçtikten sonra yola çıktığınız yere geri dönmeye ya yakıtınız yetmez ya da başka engeller dönüşünüzü imkânsız kılar.
Şimdi birileri "Güzel güzel geçinip gidiyorduk, kavgayı bırakıp eski güzel günlere geri dönelim" diyebiliyorlarsa, bu ancak geri dönüşü olmayan noktanın geçildiğinin farkında olmamaktan kaynaklanabilir.
Ya da "Bende bu kuyruk acısı, sende de bu evlat acısı varken yeniden dost olamayız" cümlesiyle biten esopyen öykünün bilinmemesinden kaynaklanabilir "Geçmiş kavgayı unutalım" içerikli çağrılar...
Tarihi ve siyaseti bilinçli biçimde özümseyerek izleyenlerdenseniz, çoğu zaman bu geri dönüşü olmayan noktaların kazara değil kararlılıkla geçildiğini de görmüşsünüzdür.

Gemileri yakmak
Tarık Bin Zeyyad 8'inci yüzyılda İber yarımadasını fethetmek için karaya çıktığında, gemilerini yakmamış mıdır? Veya Sezar Roma'da iktidarı ele geçirmek için M.Ö 49 yılında askerleri ile Rubicon nehrini geçtiğinde, savaşı kazanmadığı takdirde idam edileceğini bilmiyor muydu?
Tavla oynarken de zarları attığınızda, geri dönüşü olmayan noktayı geçmez misiniz?
Yakın siyaset tarihimizde zaman zaman geri dönüşü olmayan noktalardan da geri dönülebileceğini düşündüren gelişmeler vardır. Örneğin 1950-60 arasındaki amansız DP-CHP kavgasında artık geri dönüşün ve uzlaşmanın imkânsız olduğu düşünülüyordu.

Kısa süren bir bahar
Ama Başbakan Adnan Menderes Kıbrıs anlaşmaları için Londra'ya giderken uçağı düşünce (17 Şubat 1959), bu gerginlik unutuldu. 14 kişinin öldüğü bu kazadan mucizevi şekilde kurtulan ve Londra'da bir hastanede tedavi gören Menderes'in Türkiye'ye dönüşünde, onu CHP Genel Başkanı İsmet İnönü karşıladı ve herkes "Siyasette bahar havası başladı" diyerek sevindi.
Ama bu bahar yeniden kışa dönüşüverdi.

"Sizi ben bile kurtaramam"
İnönü, Uşak'a yaptığı ziyaret sırasında 1 Mayıs 1959'da kalabalık bir grubun saldırısına uğradı ve atılan bir taşla yaralandı. Menderes 13 Şubat 1960'ta İskenderun'da yaptığı konuşmada muhalefetin "Nifak cephesi" olduğunu söyledi. İnönü'nün içinde bulunduğu tren 2 Nisan 1960'ta Kayseri'ye giderken, valinin emri ile Himmetdede İstasyonu'nda durduruldu.
Beş gün sonra yapılan DP Meclis Grubu toplantısında yayınlanan bildiri ile CHP "Halkı ve orduyu iktidara karşı ayaklanmaya kışkırtmakla" suçlandı. 18 Nisan 1960'ta CHP'yi ve basını soruşturmak üzere TBMM'de "Tahkikat Komisyonu" kuruldu. İnönü, konuyla ilgili "Demokratik rejim istikametinden ayrılıp onu baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam" dedi.

Güzel gün görmedi...
Sonra 27 Mayıs darbesinin geldiğini biliyoruz.
Eğer tarihe ve siyasete meraklıysanız bu coğrafyadaki durumların özetini, güftesi Mehmet Sadi Bey'e ait olan Hacı Arif Bey'in Hüzzam şarkısında da bulabilirsiniz...
"Güzel gün görmedi avare gönlüm/ Neler çekti neler biçare gönlüm/ Muhabbetle serapa yare gönlüm/ Neler çekti neler biçare gönlüm"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.