YAZARA MAİL GÖNDER Siyaset savaşında da zehirli gaz kullanılmamalıdır

YAZARLAR

Aklı başında, vicdan sahibi, siyasi sağduyusu ve vatandaşlık bilinci olan hiç kimse "Yolsuzluk olsa bile bunlar görmezden gelinmelidir" demez, diyemez. Yani güncel tartışmanın tarafları arasındaki anlaşmazlık konusu bu değil. En damardan AK Parti destekçileri de "Yolsuzluk varsa üzerine gidilmeli" diyorlar.
Tartışılan şeyler "Yolsuzluk soruşturması" vesile edilerek gerek birtakım Emniyet ve Yargı mensuplarının izledikleri olağan dışı yöntem, gerek bu yönteme bağlı olarak adaletin medyatik yöntemlerle çarpıtılması girişimleri, gerek bu operasyonların itici gücünün "Cemaat" olması kuşkusu, gerekse bu arada "Halk Bankası"nın hedef seçilmesidir.
Hatırlayın geçen aylarda Suriye'ye ilişkin olarak dünya kamuoyuna yansıyan gelişmeleri.

Kirli savaş

Zaten kirli bir iç savaşı yansıtan bu tabloda, Beşar Esad nerede köşeye sıkıştı? Çünkü Suriye'de devlet güçleri kendi vatandaşlarına karşı "Zehirli gaz" kullanmışlardı.
Beşar'ın kendi halkını katletmesini "Bu ülkenin iç işidir" diyerek uzaktan izleyenler ve Rusya bile "Zehirli gaz" kullanıldığını duyunca, aynı safta birleştiler. Çünkü savaşın bile ahlaki ve hukuki kuralları arasında, bu tür silahların kullanılmaması vardır.
Siyasetin de böyle kuralları var...
Her türlü ayak oyununa, her çeşit komploya açıktır siyaset.
Ama mesela tarafların birbirlerinin özel hayatını teşhir etmeleri, cinsel içerikli kasetler üretip bunları el altından yaymaları, uydurma görüntülerle rakiplerini zor durumda bırakmaya çalışmaları benzeri girişimler, siyasetin zehirli gazlarıdır.

Düzmece kasetler
Son tartışma ortamında bu gibi girişimlere çok sık tanık olduk.
Örneğin düzmece kasetlere hem Numan Kurtulmuş, hem de yazar arkadaşımız Rasim Ozan Kütahyalı hedef oldular.
"Soruşturmanın gizliliği" ilkesini abartarak uygulayan ve "Halk Bankası Operasyonu"nu bile "Devlet"ten habersiz yapanlar medyaya, bu soruşturmaya ilişkin ve gerçek oldukları tartışmalı görüntüleri servis ettiler. İşin en kötü yanı bu ahlak ve hukuk dışı davranışların, belirli kesimlerde doğal karşılanmasıdır.
Örneğin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bir kasetle devrilmiş ve kendi partisi bu süreci adeta doğal karşılamıştır. Aynı şekilde MHP'li siyasetçiler de kaset saldırısına hedef olup, tasfiye edilmişlerdir.

Bunlar ayrıntı değildir
Bu ahlak ve hukuk dışı davranışları askeri rejimlerde ve son olarak 28 Şubat postmodern darbesindeki "Andıçlar"da da görmedik mi? Daha önce de maktul Başbakan Adnan Menderes'in özel yaşamı, 27 Mayıs cuntası tarafından teşhir edilmemiş miydi?
Kısacası kanıtlanmamış iddiaları kullanıp rakipleri suçlu ilan etmek, doğru olmasa bile siyasette kabul edilen yöntemlerdendir. Bu bakımdan muhalefet sözcülerinin oğulları gözaltına alınan bakanların istifalarını istemesi, yadırganacak bir davranış değildir.
Ama el altından servis edilen ve gerçeklikleri tartışılan fotoğraflara dayalı olarak suçlamalar yapmak, kasetlere bel bağlamak, siyasete zehirli gazla müdahale etmek gibidir. "Bunlar ayrıntı" demeyin sakın... Uygarlık ayrıntıların üzerinde oluşur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.