YAZARA MAİL GÖNDER Siyasetin geleceği 30 Mart'a endekslendi

YAZARLAR

Başbakan Erdoğan'ın üslubunu sert bulanlardan olabilirsiniz... AK Parti'ye oy vermemeye yemin etmiş kesimlerin arasında da bulunabilirsiniz...
Belki medyadaki kavgaları keyifle izliyorsunuzdur ve "Yesinler birbirlerini" diyerek, kendinizi bu ortamdan soyutlamaya çalışanlardan birisinizdir...
Ancak kendinizi bu sisli ve gürültülü ortamın dışında tutmaya çalışsanız bile, geleceğini bu ülkenin geleceği ile özdeş gören bir yurttaş olarak "Bundan sonra ne olacak" sorusunun cevabını aramanız da kaçınılmazdır.
Demokrasiyi siyasal bir yaşam tarzı olarak benimsemiş ülkelerde "Bundan sonra ne olacak" sorusunun cevabı, öncelikle seçilmiş ve çoğunluğun desteklediği yöneticilerin söylemleri, üsluplarına değil, içeriklerine bakılarak anlaşılmaya çalışılır.

30 Mart dönüm noktası

Bu açıdan Başbakan Erdoğan'ın konuşmalarını ve açıklamalarını dikkatle değerlendirmek, gazete köşelerindeki kavgalardan, rüyalardan veya beddualardan daha gerçekçi öngörüleri mümkün kılar.
Örneğin Başbakan Erdoğan'ın dünkü AK Parti Grup toplantısında yaptığı konuşmanın bazı bölümlerini gözden kaçırmamak gerekiyor... Bu konuşmayı dikkatle izlediğinizde, 30 Mart sonrası Türkiye'sinin eskisinden çok farklı olacağını da görebilirsiniz.
Başbakan'ın bazı konuları açık ve seçik ifade ettiği ve Cemaat yapılanmasını "Örgüt" olarak nitelediği bu konuşmanın bazı bölümlerini hatırlayalım:
"- 30 Mart seçimlerinin çok önemli olduğunu defalarca söyledim. Bu seçim herhangi bir şahsın belediye başkanı seçilmesi değildir. Bu seçimde AK Parti'nin oyunu nasıl aşağı çekebiliriz, bütün gayretler buna yönelik.
AK Parti'nin 30 Mart seçimlerinden de çok daha güçlü bir şekilde çıktığını inşallah ispat edeceğiz.
"

"Örgütün lideri"
"- Yurt dışında Türkiye'yi izleyen çevrelerin bu paralel yapının ne olduğunu çok iyi kavramalarını diliyorum. 40 yıllık bir düzen bu. Sadece bizim iktidarımızda değil. Bu yapı şeffaf değil, karşımızda sınırları belli olmayan bir yapı var. Bu yapı emniyet içinde gizlice örgütlenerek, amirlerin talimatıyla değil, liderlerinin talimatıyla hareket edilmesi sağlanıyor. Aynı günde bakıyorsunuz hepsi hastalanıyor."
"- Örgütün lideri Amerika'dan birilerini izlediğini, bunu engellediğini, buna benzer başka vakaların kendisinde olduğunu söylüyor. Bazı gazeteciler bunu hiç görmedi duymadı, hukuk yargı hiç duymuyor. Bunlar suç teşkil etmiyor mu? Her meselede konuşan malum işveren örgütü buna niye ses etmedi? Edemez, çünkü onların da kayıtları var ellerinde."

"Üç dönem sınırı" kalkar mı?
Gelişmeleri anlamaya çalışırken 30 Mart yerel seçimleri sonrasında gündeme gelecek olan ağustostaki Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin olarak, Başbakan Erdoğan'ın El Cezire televizyonuna verdiği demecin şu bölümü de herhalde gözden kaçırılmamalıdır:
"- Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak partimizin vereceği karar bizim için baş göz üstündedir. Ama şu anda bizim hedefimiz 30 Mart seçimleri.
Partimizdeki kuruluşta aldığımız prensip kararı üç dönem arka arkaya milletvekili olan, bir dönem ara vermek durumundadır. Ondan sonra tekrar aday olabilir. Bu şu anda bizim partimizde geçerlidir. Bu kararı değiştirebilecek merci de partimizin genel kuruludur. Başka bir merci de bunu değiştirmez. Ben kendim böyle bir teklifi asla getirmem.
"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.