Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hem paralel medyada hem de sosyal medyada yer alan Erdoğan takıntılı bunca güdümlü yayın seçmen kitlelerini etkilemediğine göre, demek ki bu yayınlarla amaçlanan "Algı yönetimi", küçük bir azınlığın "Kendin pişir, kendin ye" türü zihinsel beslenme faaliyetinden başka anlam taşımıyor.
Ülkeyi yönetecek kadroların seçmen tarafından belirlendiği sistem olan demokrasiyi kabul ettiğimize göre, artık ayyuka çıkmış ve toplumun belleğine yerleşmiş gerçekleri görmezden gelen bu yayınlar, sadece bunların üreticilerinin algılarındaki çarpıklığı artırır.
Sadece bu yayınları izlediğiniz zaman dini olduğunu iddia eden bir cemaatin, şeffaf olmayan ve devleti ele geçirmeyi planlayan bir eylemci örgüte dönüştüğünü göremezsiniz.
Eğer düşünce ve siyaset dünyanızı sadece bu yayınlara kilitlenerek oluşturuyorsanız, Gezi Kalkışması'nın Taksim'deki ağaçları kurtarmak için yapıldığını düşünürsünüz. Yakılan kamu araçlarından, başbakanlık çalışma mekânlarını hedef alan saldırılardan haberiniz olmaz.

Günahlarla dolu bir dünya

Sadece bu yayınları izlediğinizde gerçekleri algılama yetenekleriniz o kadar körlenir ki, sonunda "Bilişim Çağı"nda bile, rüyalara veya televizyon dizilerine yerleştirilen Peygamber söylemleri ile siyasetin yönlendirilebileceğini düşünmeye de başlarsınız.
Kısacası bu yayınları üreten algı yönetimi mühendisleri gibi sizler de, dünyevi zaaflarla ve günahlarla dolu küçük bir dünyayı, tüm ülke halkının onayladığını düşünmeye başlarsınız.
Öylesine içine dönük ve gerçek ötesi bir dünyadır ki bu, internetin, sosyal medyanın başlatıldığı, Steve Jobs'un, Bill Gates'in ülkesi Amerika'da yaşarken bile, telefonda "Peygamberimiz tweetleri artırın dedi" diyen müridinize "Öyleyse siz de öyle yapın" diye talimat verebilirsiniz.
Oysa halk bu tür algı yönetimi girişimlerini ve bunların üreticilerinin nihai çaresizliklerini de defalarca gördü... "Toplum mühendisleri"nden sonra zuhur eden "Algı mühendisleri"nin mumlarının da söneceği günlerin yaklaştığı kesin.

Dost-modern Aczmendiler

Post-modern darbedeki Aczmendilerle ürkütülen kalabalıkların, 28 Şubat'ı 1000 yıl sırtlarında taşıyacaklarına da inanmadılar mı bu algı yönetimi mühendisleri? Şimdi bunlar "Artık demokrasi bitti" diye fetvalar verebiliyorlarsa, bu onların özgürlük âşığı olmalarından mı, yoksa dost-modern darbenin Aczmendileri konumuna girmelerinden mi kaynaklanıyor?
Halk kimin hizmet, kimin nefret ürettiğini o kadar doğru görüyor ki... Aslında her şeyin açıkça anlaşıldığı olay 7 Ocakta MİT'i hedef alan girişim değil, Cemaat Holding'in CEO'sunun bedduasıydı...
Sanırım bu beddua algı yönetimi mühendislerini çarptı. Artık kendi algıları ile kendi dünyalarını çarpıtmaktan öteye bir işlevleri kalmadı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER