YAZARA MAİL GÖNDER Siyasetin yönünü yüzer gezer oylar belirler

YAZARLAR

Her demokratik ülkedeki seçmen eğilimlerini belirleyen tablolarda "Kemikleşmiş oylar" denilen bir bölüm vardır. Bu kemikleşmiş oyların bir bölümü ideolojik saplantılara, bir bölümü dini ya da mezhepsel bağlılıklara, önemli bir bölümü de "Çevre"ye dayalı biçimde oluşur.
"Çevre"ye dayalı belirlenmiş olanlar dışındaki kemikleşmiş oylar, pek değişmez. Bunları bazı partilerin her seçimde aldıkları taban oylarından da görebiliriz.
Ama tüm demokrasilerde seçimlerin kaderini "Yüzer gezer oylar" belirler. Yüzer gezer oyların sahipleri yapılan hizmetlere, bu hizmetlerin yaşamlara nasıl yansıdığına, hangi partinin ve siyasi liderin yarına dönük olarak güven verdiğine bakarak sandık başında tercihlerini yaparlar.
Bu yüzer gezer oyların sahipleri mesela 2'nci Dünya Savaşı'nda ülkesine zafer kazandırdığı gün bile Churchill'i iktidardan indirenlerdir. Aynı seçmen Muhafazakâr Thatcher'i de, İşçi Partili Blair'i de 10 yıl iktidarda tutabiliyor. Ya da bu bilinçli seçmenler bir seçimde Ecevit'in DSP'sini birinci parti yapıp, ertesi seçimde bu partiyi barajın altına indirenlerdir...

Sözü başka, oyu başka olanlar
İdeolojik saplantılı veya siyasal bağlantılı çevrelerine aykırı düşmemek için kendi tercihleri dışındaki partilere oy vermek durumunda kalanlar ise, bu konu gündeme geldiğinde suskun kalırlar. 1960'lı yıllardaki bir genel seçimde İstanbul'daki bir sandıktan hep Adalet Partisi oyu çıkıyordu. CHP'nin sandık gözlemcisinin terlediğini ve "Ya bir tane bile CHP çıkmazsa" diye endişeyle sayımı izlediğine tanık olmuştum. Belli ki bu CHP'li gözlemci de Adalet Partisi'ne oy vermişti. Bereket sonunda birkaç tane CHP oyu da çıktı sandıktan.
Sadece kemikleşmiş oylara dayalı olarak siyaset edenlerin iktidar olmaya dönük projelerinde doğal olarak ya koalisyonlar beklenir ya da sandık dışı yollar ve yöntemler aranır.
Bu durumu çok partili demokrasiye geçtiğimiz ve 1950'de CHP'nin iktidardan düşmesi ile başlayan süreçten izleyebiliriz.

Hep aynı şarkı
Neticede 1950'den bu yana CHP'nin dışındaki partilerden hangisi seçimi kazandıysa, belirli çevreler laikliğin ve rejimin tehdit edildiğini söylemişlerdir. Yapılan icraat ve gerçekleşen ekonomik kalkınma yok sayılmıştır. Sonuçta Menderes idam edilmiş, Demirel iki kez darbe ile devrilmiştir. Türkiye'yi dünyaya açan Turgut Özal'ın o çevrelerdeki lakabı "Takunyalı"dır.
Türkiye'yi AB üyeliği sürecine taşıyan Tayyip Erdoğan için de yolun başında "Şeriatçı" denilmedi mi? Şimdi de "Dost modern darbe girişimi"ne destek veren ittifakın üyeleri arasında, yüzer gezer oylara güvenmeyen siyasi partilerin bulunduğunu görmüyor muyuz?
Önümüzdeki yerel seçimlerin de, diğer seçimlerin de sonuçlarını kemikleşmiş oyların belirlemeyeceğini hiç unutmayalım. Eğer siz çevrenize hoş görünmek için gerçek tercihinizi gizlemek durumunda olanlardansanız, üzülmeyin. Mahalle baskıları, toplumun genel tercihini değiştiremiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.