YAZARA MAİL GÖNDER Canları sıkılanlar için bir empati denemesi

YAZARLAR

Seçim sandığından çıkacak sonucu beklemek yerine türlü çeşitli ve ayıplı girişimlerle oyunbozanlık etmeyi "Siyaset" olarak sunanlar, belki de Türkiye'nin "Eski güzel günler"ini özlediler.
Güneydoğu'dan her gün terör kaynaklı ölüm haberlerinin geldiği günler... Seçimde kazanmak ümidi olmayanların askeri darbeleri bekledikleri günler... Dijital ve analog muhtıralarla, post-modern ve konvansiyonel darbelerle yönetimlerin belirlendiği günler...
TBMM'ye girmeyi başaran DTP'li milletvekillerin, enselerinden tutulup polis araçlarına tıkıldıkları günler...

ESKİ GÜZEL GÜNLER
Belki de tepedeki eski kavgaları özlediler mutsuz kesimler... Acaba Çankaya'da Ahmet Necdet Sezer'in bulunduğu günleri mi özlediler? Belki de Başbakan Erdoğan'ın kafasına Anayasa fırlatmadığı için şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e kızıyor bunlar. Her kanunu ve her kararnameyi geri çevirmediği için de, kurucusu olduğu AK Parti'yi bölmeyi amaçlayan girişimlere izin vermediği için de, Gül'ün görevini yapmadığını düşünüyor olabilir mutsuz aydınlar.
Aslında eski güzel günlere fazla hasret duymanın pek fazla anlamı da olmamalı...
Neticede çözüm aradığımız pek çok sorunu o güzel günlerden bugüne taşımadık mı?

O GÜNLERİN MİRASI
Kıbrıs'ın hâlâ çözümsüz bir sorun olarak Türkiye'nin dış politikası üzerinde ipotek oluşturması, Avrupa Birliği yolundaki en büyük engel olması, eski güzel günlerin mirası değil mi? Kürt realitesinin siyaset dışında tutulduğu ve "Güvenlik sorunu" olarak ele alındığı eski güzel günlerin anlayışını tam olarak temizleyebildik mi?
Ama bunları düşünüp beyinleri fazla yormanın anlamı yok. Düşünüp gerçekleri görmek yerine "Her şey kötüye gidiyor demek" daha kolay değil mi?
Mesela AK Parti'nin iktidar olması üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ bir ekonomik krizin patlamamış olması da, endişe yaratan bir durum değil mi yani? Ayrıca yüksek enflasyon da, yüksek faiz de yok edilen milli değerlerimizden değil miydiler? İhracatın artması da kötü giden işlerin bir göstergesi değil mi?

BU BÖYLE GİTMEZ
Neden otoyollar, köprüler, hızlı trenler, deniz altı geçitleri yapılıyor? Neden okullara bilgisayar dağıtılıyor, çocuklara okul kitapları bedava veriliyor? Ve neden hâlâ Bimen Şen'in "Yüzüm şen, hâtıram şen, meclisim şen, mevkiim gülşen" şarkısı yasaklanmadı?
Bütün bu durumlar doğal olarak bazı kesimlerin moralini bozuyor.
Daha moral bozucu bir durum da, hâlâ AK Parti'yi destekleyen ve "Erdoğan'ı yedirmeyeceğiz" diyenlerin çoğunlukta bulunmasıdır...
Atalarımız boşuna mı "Edirne'ye Enver gireceğine Bulgar girsin" diyerek birbirlerini yemişler? Demokratik uzlaşmalardan bu coğrafyaya hayır gelmez ki!
Seçim sonucu beklemek yerine "Merkez Medya"nın manşetlerine ve köşelerine bel bağlamak daha akılcı olmaz mıydı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.