YAZARA MAİL GÖNDER Büyük jüri kararını verince buna saygı duyulur

YAZARLAR

Siz istediğiniz kadar çarpık algı mühendisliği yapın... Elmalarla armutları aynı listeye koyun ve "Artık bunlar muşmuladır" diyerek, eski hamama yeni tellakların geldiğini duyurun... Hatta "Casusluk" ile "Röntgencilik" arasındaki kalın çizgiyi görmezden gelin...
Sessiz çoğunluk seçim sandığına gittiği zaman, bütün bunların nafile çabalar olduğunu görüverirsiniz. O sandığa atılan oy, kurşundan da, kasetten de, Twitter'daki nefret mesajlarından da daha güçlüdür, daha etkilidir.
Kars'tan Edirne'ye, Hakkâri'den İzmir'e uzanan topraklarda yaşayan insanlardan oluşan "Büyük Jüri" kimin başarılı kimin başarısız, kimin icraatçı kimin laf ebesi olduğuna ilişkin kararını açıklamıştır artık.
Ülkeyi ve kentleri kimlerin yöneteceğinin kararını vermek yetkisi, örgütlerden de, ajitatörlerden de ve kendi halkını küçük görenlerden de alınmıştır...

Tek muhatap var
Patronunun karşısında susup ona servis yapan ama ülkenin seçilmiş yöneticileri için en ağır ifadeleri kolayca kullanan yürekli medya mücahitleri de, artık seçim sonuçlarını değerlendirmek zorundadırlar.
Amerika da, Avrupa da, Türkiye'de kimi muhatap olarak görmek gerektiğini, artık etki ajanlarının raporlarına değil, seçimden kimin zaferle çıktığına bakarak kabullenmek durumundadır.
Bu noktadan sonra siyasi partilerin de, siyasetçilerin de, seçmenin kararını derinine değerlendirmeleri kaçınılmaz bir gerektir.
En önemli nokta, demokratik siyasetin iktidara alternatif bir muhalefetin yokluğu durumunda sağlıklı yürümesinin mümkün olmadığı gerçeğinin görülmesidir. İktidara alternatif olamayacakları defalarca kanıtlanan muhalefet partilerinin mutlaka yeni yapılanmaları gündeme getirmeleri, demokrasinin sağlığı için şarttır.

Kıymet bilelim artık
Seçmen kitlesi ile karşılaştırıldıklarında küçük ve mutsuz bir azınlıktan öteye gidemeyen mutsuz Beyaz Türkler, kasetçiler, Pennsylvania'nın uyduları da, artık dünya ve yurt gerçeklerinin ışığında, sahip olduğumuz çoğulcu demokrasinin kıymetini bilmelidirler.
Suriye de, Irak da bizim coğrafyanın ülkeleri... Halep de Bağdat da, 20'nci, yüzyılın başında İstanbul gibi, Ankara gibi bizim vilayetlerimizdi. Bu zor siyasi coğrafyada, çöldeki bir vaha gibiyiz.
Kurduğumuz Cumhuriyet'in 1923'ten bu yana bütünlüğünü ve barışı koruyabildiğini, bu sürece demokrasiyi eklemek başarını da gösterdiğimizi unutmayalım. İç barışın en önemli engeli olan ve Güneydoğu insanının siyasi ve kültürel varlığının yok sayılması ayıbı da, "Barış Açılımı" ile güvenlik alanından demokratik siyaset zeminine taşındı.

Seçmene saygı
Çeşitli akılsızlıkları ve tatminsizlikleri bir kenara koyup, yaşadığımız ülkenin kıymetini bilelim.
İktidarı daha demokratik, daha özgürlükçü ve hukukun gerçekten üstün olduğu bir ortama ulaşmamız için teşvik edelim... Hakaret etmeyelim, rekabet edelim. Düzmece kasetlerle, beddualarla, nefret mesajları ile değil, alternatif projelerle demokratik ve meşru siyasete nefes aldıralım artık...
Bir kez daha seçmenin bilincine saygı duymak noktasındayız...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.