YAZARA MAİL GÖNDER Zırvalayanlar Kuantum teorisini mi kanıtlıyorlardı?

YAZARLAR

Hıncal Uluç'un insanların zırvalama hakkını savunan yazısını okurken, bir noktaya gelince endişelendim... O bölümde "Kuantum fiziği hakkında bilgin var mı sevgili Barlas" diyerek yazısını sürdürüyordu...
Bu cümleyi okuyunca sevgili Reha Muhtar'ı önce Deepak Chopra'ya, sonra da Kuantum fiziğine nasıl kaptırıp yitirdiğimizi hatırladım. "Şimdi de sıra sevgili Hıncal Uluç'a mı geldi" diye düşünerek endişelendim.
Kuantum fiziğinin kuramcısı Werner Heisenberg'in (1901-76) bakış açısını yansıttığı söylenilen bir fıkra vardır...
Buna göre Heisenberg Münih'te her akşam aynı barda tezgâha ilişip tabureye oturur ve iki bardak bira istermiş barmenden.
Bu bardaklardan birini içip diğerini öylece bırakan Heisenberg'e
"Neden bir bardağı tezgâhın üzerinde hiç dokunmadan tutuyorsunuz" diye sormuş barmen.

Bir ihtimal daha var

Bu soru üzerine Alman fizikçi, kuantum teorisini pratiğe şöyle aktararak açıklamış barmene:
-Kuantum mekaniğinin karmaşık kanunlarına göre, çok güzel bir kadının bir anda yanımdaki taburede oturuyor olması mümkündür.
Böyle bir şey gerçekleşirse, bu bir bardak birayı ona teklif ederim ve sonra belki beraber olurum o güzel kadınla...
Barmen gülmüş "Sayın Heisenberg bu barda gerçekten var olan güzel kadınlardan birine bu birayı ikram edip, arkadaşlık girişiminde bulunsanız daha doğru olmaz mıydı" demiş.
Heisenberg şöyle bir bakmış barmene,
-Bu gerçek güzel kadınlardan birinin arkadaşlık teklifimi kabul etmesi ile kuantumdan bir kadının çıkıp gelmesi arasında, ihtimaliyet farkı var mı sence?

İki kuantumcu başbaşa

Reha Muhtar kendisini kuantuma kaptırdıktan sonra aklına gerçekte olmayan bir kadın girmiş ve gerçek kadınlarla ilgilenmek yerine hayalindeki gerçek olmayan kadınlar üzerine teorik çeşitlemeler yapmaya başlamıştı.
Dünkü yazısını okuyunca Sevgili Hıncal'ın da sonunda böyle olması ihtimali endişelendirdi beni. Düşünün Ortaköy'deki bir barda Reha ve Hıncal yanyana oturmuşlar... İkisinin de önünde ikişer bardak bira... Ve ikisi de olmayanın olmasını bekliyorlar.
Reha Muhtar Hıncal Uluç'a "Birleşik alan teorisini" anlatıyor.
Hıncal Uluç da ona fotonların elektrona çarpıp onun yerini nasıl değiştirdiğini izah eden "Compton Olayı"nı izah ediyor. Bu sırada bardaki güzelleri görmüyorlar.

Kılıçdaroğlu'na Nobel

Sevgili Hıncal benim zırvalar üzerine yazdığım yazıya değinerek bana "Katılmasan da her fikre saygı duy, farklı şeyler söyleyenlere kızma" demeye dayamış dünkü yazısını.
30 Mart seçimlerinden AK Parti'nin yenilerek çıktığını iddia edenler ve "Artık Tayyip Erdoğan bu ülkeyi yönetemez" diyenler gerçekten Kuantum teorisi uyarınca bu zırvaları üretiyorlarsa ve olmayanın var olduğunu kanıtlamayı amaçlıyorlarsa, Hıncal Uluç haklıdır. Bu durumda manda söğüt dalına yuva yaparsa, sonunda yavrusunu da sinek kapar... Ve CHP'deki MHP'yi ortaya çıkartan Kılıçdaroğlu da, Fizik Nobel'ini alabilir.
Ama yine Eisenberg'e dönersek... O bile gerçeği teorinin önünde tutmuş anlatılana göre... Aşırı hız yaptığı için yolunu kesen trafik polisi "Ne kadar hız yaptığınızı biliyor musunuz" deyince "Onu bilmiyorum ama nerede durduğumu çok iyi biliyorum" diye cevap vermiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.