YAZARA MAİL GÖNDER Çarpıtılmış algılar CHP'yi de ABD'yi de kötü etkiledi

YAZARLAR

Halkın eğilimlerini ve toplumun yarına dönük beklentilerini yok sayan bir avuç insanın "Çarpıtılmış algı yönetimi" ile demokratik siyaseti rayından çıkartmaya çalışmalarına tanık olmadık mı?
Bu bir avuç insanın arasında, Başbakan Erdoğan takıntılı gazeteciler de, kendilerini "Cemaat" olarak sunan çıkar grubunun imamları da vardı...
Bu bir avuç insanın zırvalarına halk 30 Mart yerel seçimlerinde gereken cevabı verdi. Kısacası bunların çarpıtılmış algı üretimleri, toplumu etkilemedi... Ama CHP ile MHP'yi şirazelerinden çıkarttı... Özellikle CHP "Kemalizm"den "Gülenizm"e kayan bir görüntü verdi.
İşin en çarpıcı yanı da bu çarpıtılmış algı üretimi, ABD'nin karar merkezlerini etkiledi. Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliği bu çarpıtılmış algı üretim merkezinin etki alanında olduğu için, seçim sonuçlarını doğru biçimde tahmin edemedi... Tayyip Erdoğan'ın diktatörleştiği ve seçimde yenileceği şeklindeki zırvaları ciddiye aldı... Hürriyet ve Zaman gazetelerindeki haberler ve yorumlar, Erdoğan takıntılı yazılar Türkiye'deki ABD diplomatlarının da kafalarını karıştırdı.

Gerçeğe dönüş
Şimdi bu kafa karışıklığından sıyrılıp, Türk halkının meşru temsilcileri ile yeniden diyalog kurmaya çalışmaktalar. Büyükelçi Ricciardone'nin ziyaretleri bunun bir göstergesi.
Ama yine de tam olarak doğru olanı yapmak konusunda attıkları adımların hepsi yeterli değil. Buna bir örneği "Türk basını" olarak hâlâ sadece kimleri ve hangi gazeteleri gördüklerinden verebiliriz...
Bu hafta sonu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Doug Frantz, İstanbul'da bir grup Türk gazeteci ile görüşüp Türkiye'deki basın özgürlüğünün durumunu anlamaya çalışacak.
Bu görüşmeye davet edilen gazete köşe yazarları arasında Yen Şafak'tan, Star'dan, Türkiye'den kimse yok ama Zaman'dan, Vatan'dan, Milliyet'ten gazeteciler var. Ben de bu görüşmeye davet edildim ama davetli listesinin tek taraflı belirlendiğini görünce, davete katılmayacağımı bildirdim.

Türk basınını anlamak

Doug Frantz, 2013'ün Mart ayında ABD Dışişleri Bakan Yardımcılığı'na atanmadan önce önemli Amerikan gazetelerinde muhabirlik, yazarlık, yöneticilik yapmış, kitapları olan deneyimli bir araştırmacı gazeteci.
Ama şimdi devlet memuru olarak yanıltılmış diplomatlar tarafından kendisine sunulan tabloya bakıp, Türkiye'yi anlamak durumunda... Yazdıkları doğru çıkanları değil, Türk halkını anlamayan ve zırvaları ile ABD'yi de yanıltanları dinleyerek, Türk basınını anladığını zannedecek.
Mesela bir Etyen Mahçupyan'ın, bir Cem Küçük'ün, bir Yıldıray Oğur'un, bir Markar Esayan'ın, bir Fehmi Koru'nun, bir Salih Tuna'nın, bir Melih Altınok'un, bir Kurtuluş Tayiz'in, basının bugünkü durumu hakkındaki görüşlerini bilemeyecek. 28 Şubat post modern darbesindeki "Medya Karteli"nin o zaman Batı Çalışma Grubu'nun emirleri ile ortak manşetler attıklarını, şimdi de o dönemden arta kalanların, gözlerini ve kulaklarını Pennsylvania'ya diktiklerini kimse anlatmayacak.
Kısacası ABD, çarpıtılmış algı yönetimine kapılarak, Türkiye'yi anladığını zannetti... Bu yanılgı bir ölçüde devam ediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.