YAZARA MAİL GÖNDER Beyaz Türklerin temel eksiği tarih bilincidir

YAZARLAR

Kendilerini toplumdan daha ileri, daha "Modern" gören ve genel olarak "Beyaz Türkler" şeklinde nitelenen kesimlerin temel problemleri, galiba bunlardaki "Tarih bilinci"nin sığlığıdır.
Bu sorunsala defalarca bu sütunda değindim ama tekrar etmekte yarar var... "Modern" ve "Çağdaş" görünmek için ülkenin ve dünyanın gerçeklerini yok saymak, beklenmedik sonuçlara yol açabilir. Mesela Osmanlı Padişahı 2'nci Abdülhamid de (1842- 1918), Japon İmparatoru Meji de (1852-1912) , aynı dönemlerde ülkelerini yönettiler ve Batı ülkeleri karşısındaki yenilgiler sonucunda, ülkelerinde modernleşmeyi, çıkış yolu olarak seçtiler. İki modernleşme hareketinde de, Batı'ya öğrenciler gönderildi, Batı eğitim modelindeki okullar açıldı, idari sistem yenilendi, teknolojik aşamalar yapıldı.
İki modernleşme hareketi de, milliyetçiliği tırmandırdı.
Osmanlı çokuluslu bir imparatorluk olduğu için milliyetçilik, parçalanmaya ve mesela Balkan Savaşı'na, Ermeni milliyetçiliğine ve buna karşı kanlı reaksiyonlar gösterilmesine dayandı. Tek uluslu ve hatta tek ırklı Japonya ise bütünleşti.

MİLİTARİZM VE YENİLGİLER
Sonuçta da iki devlette de militarizm ve otoriter eğilimler tırmandı. Muhalif ve eleştiren sesler, her yöntem kullanılarak susturuldu.
İttihat Terakki Osmanlı'yı 1'inci Dünya Savaşı'na sürükleyip, çöküntüyü noktaladı. Japon militarizmi ise, Mançurya istilası sonrasında, ülkeyi 2'nci Dünya Savaşı'na sürükleyip, trajik yenilgiyle noktalanan sonu hazırladı.
Özetle modernleşme beraberinde çoğulculuğu, temel hak ve özgürlükleri, demokrasiyi getirmezse çözüm değildir. Moderniteyi getirenler "Faşizm"i veya "Komünizm"i de devreye sokabilirler. Bu açıdan Hitler Almanya'sı veya Stalin Rusya'sı, kadın erkek ilişkilerinde ve dine karşı tutumlarında bizim modernistlerden daha çok moderndiler. İki rejim de "Pozitivizm"den yanaydı. Ama bunlar çoksesliliğe, sivil toplumun özgürlüklerine karşı olan "Militarist" ve "Totaliter" rejimlerdi. Bunlar dini değil "Dünyevi İrtica"yı temsil ediyorlardı. Yani gericiydiler.

BİZİM MODERNİSTLER
Bizde de "Bu halk zaten cahildir" ve "İrtica tehlikesi var" diyerek çözümü türlü çeşitli darbelerde arayanlar, "Seçim sandığı teferruattır" diyenler de dünyevi mürtecilerdi.
Geçmişte benzer deneyimleri yaşayan ülkeler, anayasal demokrasinin ve çok sesli sivil toplum modelinin varlığının, devletin geleceğinin de güvencesi olduğunun bilincindeler. Bu gerçekleri içinde yaşayan ve dünya savaşlarında perişan olan Avrupa ülkeleri, bizim için de temel ilkeler haline gelen "Kopenhag Kriterleri"nin içeriğini kutsamaktalar. Bu nedenle mesela Avusturya'da aşırı milliyetçi bir siyasal tırmanma olduğu zaman, AB bu ülkeyi izole etmekte tereddüt geçirmedi.
Sovyetler'in çöküp parçalandığı 1990'lara kadar, Türkiye'de rejimin demokrat veya anti-demokrat olması önemli değildi.
Önemli olan Türkiye'nin Batı İttifakı içinde kalmasıydı. Askeri darbe dönemlerinde de Türkiye komünizme karşı "Sözde Hür Dünya"nın üyesiydi.

YENİ BİR DÜNYA
Faşist Franco'nun İspanyası da, Salazar'ın Portekiz'i de, Albayların Yunanistan'ı da öyleydiler. Nitekim 27 Mayıs askeri darbesinin ilk açıklaması "NATO'ya, CENTO'ya bağlıyız" şeklinde olmuş ve Menderes'in idam edilmesi de Türkiye'nin "Hür Dünya"daki yerini değiştirmemiştir.
Ama şimdi dünya eskisi gibi değil. Örneğin Türkiye'nin güvenliğini ve istikrarını sarsacak en büyük tehlike, AB'den kopmamız ve sadece ABD müttefiki bir Ortadoğu ülkesine mesela Mısır'ın konumuna itilmemiz değil mi?
Kısacası "Erdoğan olmasın da ne olursa olsun" diyerek siyasete katıldıklarını zanneden ve halkı kendilerinden daha aşağı düzeyde gören bilinçsiz Beyaz Türkler, moderniteyi Stalin'den veya Hitler'den farklı biçimde anlamayı denemelidirler.
Seçmenler yerine bürokrasiden destek arayan, halka gitmek yerine hep yargıya gitmeyi yeğ tutan CHP'nin her seçimden yenilgi ile çıkması da, mutlaka derinine değerlendirilmelidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.