YAZARA MAİL GÖNDER Tayyip Erdoğan takıntısı ile siyasette bir yere varılamaz

YAZARLAR

Görme özürlü bir insan, kuyruğunu tutarak bir fili ne kadar anlayabilirse, bizdeki siyasi görme özürlüler de sadece Tayyip Erdoğan'a takılarak Türkiye'deki gerçek olayı anladıklarını zannediyorlar...
Tayyip Erdoğan Türkiye'deki kaçınılmaz büyük değişimin gündeme getirdiği ve bu değişimi hızlandıran da bir siyasi figürdür...
Bu değişim içte ve dışta öylesine büyük boyutlarda geldi ki, geçmişte kendilerini "Siyasetçi" olarak gören toplum mühendislerinin ve statüko muhafızlarının, değişimin yansımaları karşısında ayakta kalmaları imkânsızdı. Bu değişim Erdoğan iktidara gelmeden önce dünyanın gündemine girmişti.

Zamanın ruhunu anlamak

Sovyetler Birliği'nin çöküp dağılması, alt kimlikler olarak görülen milliyetlerin üste çıkmaları, Komünist Çin'in kapitalist dünya ekonomisine ezici bir rekabet gücü ile katılması, Soğuk Savaş'ın sona ermesi, İletişim Çağı'nın hızlandırdığı globalleşme ve benzeri olgular, Türkiye'de Turgut Özal'ın başlattığı siyasette ve ekonomide yeniden yapılanma sürecinin devam etmesini kaçınılmaz kılıyordu.
Bu şekilde toplum mühendislerinin 2000 yıl süreceğini öngördükleri 28 Şubat post-modern darbesi, 2002 seçimleri ile halk tarafından sona erdirildi. "Zamanın Ruhu"nu rakibi olan siyasetçilerden daha doğru kavrayan Tayyip Erdoğan da, bu süreçte Türkiye'de siyasetin ve iktidarın yelkenlerini, değişim rüzgârına açtı.

Erdoğan neden başarılı?

Artık yeniden "Eski Türkiye" ile "Yeni Türkiye" arasındaki farkları somut örneklerle ve rakamlarla hatırlatmanın pek anlamı yok... Kentleşmenin yansımalarını, "Barış Açılımı"nı, askeri vesayetin sona erdirilmesini artık herkes biliyor... Büyüyen ve gelişen Türkiye'nin rakamları da herhalde herkesin belleğinde...
Tayyip Erdoğan değişimi başarıyla yönettiği ve statükonun muhafızları karşısında dik durduğu için, halk tarafından sevildi ve desteklendi. Ayrıca büyüme ve gelişme halk katmanlarına artan refahla ve hizmetlerle yansıdı... Böyle olmasaydı AK Parti her seçimden zaferle çıkabilir miydi?
Giderek "Tek Parti"li olmaya yönelen Türk demokrasisini bu açmazdan çıkartmanın yolu, değişimin çapını görmek ve Tayyip Erdoğan takıntılı siyasetin yerine, ondan daha ileri ve gerçekçi politikalar üretmektir.

Erdoğan'dan daha ileri olmak...
Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu veya Mustafa Sarıgül, "Gülen Örgütü"nün tasarladığı "Paralel Darbe"ye, Tayyip Erdoğan'dan önce ve ondan daha kararlı biçimde karşı çıksalardı... "Gezi Kalkışması"ndan siyasi rant çıkartmaya çalışmak yerine, "Halkın iradesini yansıtan seçim sandığı"nı savunsalardı... Bugün Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'ndan "CHP'nin müdürü" olarak söz edemezdi... Mustafa Sarıgül de, 1970'lerde darbelere karşı durduğu için toplum katında ve CHP tabanında güçlenen Bülent Ecevit'in konumunda olurdu.

Pensilvanya ruhu ve tuz ruhu

Kısacası Tayyip Erdoğan takıntılı siyaset yapmak yerine, ondan daha ileri sözler söylemek, değişimin önüne geçmek, kaosu değil barışı ve istikrarı savunmak, ondan daha sivil ve uzlaşmacı görüntü vermek, siyasete rekabeti de getirir. CHP ayrıca "Pensilvanya Ruhu"nun seçmen katında tuz ruhundan farklı bir anlam taşımadığını da, artık görmelidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.