YAZARA MAİL GÖNDER İç barışı erteleyip dış maceralara mı girelim?

YAZARLAR

İçerikleri de, hangi aşamalardan geçtikleri de tam bilinmeyen metinleri kutsallaştırıp, onlara dayalı hamasi konuşmalar yapmak, bizim siyasetçilerimizin alışkanlıklarındandır...
Bugünlerde Irak'ta ve özellikle Musul'da yer alan gelişmelerin bazı söylemlerde "Misak-ı Milli bize müdahale hakkı verir" cümlesine bağlanması bu duruma bir örnektir.
Bu kutsallaştırılmış metinlerden olan "Misak-ı Milli" altı maddelik bildiri ya da belgedir...
Osmanlı'nın son Meclis-i Mebusan'ı tarafından 28 Ocak 1920 günü 121 milletvekilinin oy birliği ile kabul edilen Misak-ı Milli, Mondros Mütarekesi (30 Ekim 1918) ertesinde işgal edilen toprakların geleceğine dönük izlenmesi gereken politikayı belirlemekteydi. Meclis-i Mebusan İngiliz işgal kuvvetleri tarafından basılması (18 Mart 1920) ertesinde Padişah fermanı ile kapatılınca (11 Nisan 1920), Misak-ı Milli'nin kaderi Ankara'da 23 Nisan 1920 günü açılan TBMM'ye devredildi...

Gizli zabıtlar
Özetlersek Misak-ı Milli ile Türk Milleti'nin kabul edebileceği asgari koşullar belirlenmiş ve bunlar Kurtuluş Savaşımızın temel hedeflerini de oluşturmuştur.
Ancak savaşın sonunda barışı ve Cumhuriyet'in kuruluşunu getiren Lozan Antlaşması'nda, örneğin Musul gibi, Misak-ı Milli içinde kalan toprakların Türk olması kabul ettirilememiştir.
Tarihimizden bir yaprağı 1985'te İş Bankası tarafından yayınlanan TBMM'nin 1922-23 yılı "Gizli Celse Zabıtları"ndan bugüne aktarayım:
27 Şubat 1923'teki oturumda Mustafa Kemal Paşa, Lozan'ı ve Musul meselesini anlatırken, kendisinden önceki konuşmacı İzmit Mebusu Sırrı Bey'i eleştirip, kendilerini Heyeti Vekile olarak Misak-ı Milli'yi feda etmekle suçlayanlara cevap veriyor. Sırrı Bey'in Misak-ı Milli'yi anlamadığını söylüyor...
Sırrı Bey oturduğu yerden, "Paşa Hazretleri.. Anlamadığımı söylediğiniz Misak-ı Milli'nin bendeniz mingayri haddin muharrirlerindenim" diye cevap veriyor.

"Keşke yazmasaydınız"
Sırrı Bey gerçekten Misak-ı Milli'yi kabul eden Meclis-i Mebusan basılıp kapatılınca, Ankara'ya gelen ve TBMM'ye katılan milletvekillerindendir. Metnin altında onun da imzası vardır.
Mustafa Kemal Paşa da bunun üzerine, Misak-ı Milli için şöyle diyor:
- Keşke yazmaya idiniz...
Başımıza çok bela koydunuz. Yani bugün katiyeti ihlal eder sözlerden başka şey yapmadınız
(Gizli Celse Zabıtları, Cilt 3, sayfa 1319, İş Bankası Yayınları).
Atatürk'ün bugünün siyasetçilerinin örnek almaları gereken en önemli niteliklerinden bir tanesinin "Gerçekçilik" olduğunu göstermiyor mu "Katiyeti ihlal eder sözlerden başka şey yapmadınız" cümlesi? Neticede Lozan'ın zaaflarından olan Hatay ve Boğazlar Rejimi'ndeki düzeltmeler için 1938'e kadar beklenilmemiş midir? Ya da Musul'un kaderi Türkiye'nin üye olmadığı Cemiyet-i Akvam'a teslim edilmemiş midir?

İç barışa destek verelim
Bugüne gelirsek... Irak'ın Amerika tarafından işgali sırasında Misak-ı Milli'yi hatırlatıp, "Gerekirse Musul için Amerika ile savaşırız" demedi nedense kimse...
Ya da neden hepimiz "Enerjimizi Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Kürt realitesine barışçı, kalıcı ve demokratik bir çözüm üretmeye harcayalım" demiyoruz. Bunun yerine Türkiye'yi karıştırmayı amaçlayan eylemlere ve komplolara açık ve kapalı destek veriyor ve yetmezmiş gibi Irak'taki katastrofik duruma Misak-ı Milli'yi kullanarak bulaşmaya hevesleniyoruz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.