Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kılıçdaroğlu ile Bahçeli'nin Cumhurbaşkanı seçiminde Tayyip Erdoğan'a karşı çıkartacakları ortak adayın Ekmeleddin İslamoğlu olduğu belirlendiğine göre, seçimin sonucu da şimdiden belli gibi...
Cumhurbaşkanı adayı olarak Ekmeleddin İslamoğlu tabii ki seçkin ve değerli niteliklere sahip bir isimdir. Gerek eğitim yaşamında, gerekse meslek hayatında başarılara imza atmıştır...
Cumhurbaşkanı eskisi gibi TBMM tarafından seçilseydi ve aday olacak kişinin seçilmesi önceden liderler arası uzlaşmayla kesinlik kazanmış olsaydı, İhsanoğlu bu konum için en uygun olabilecek isimlerin belki de başında gelirdi.
Ama anlaşılan Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin unuttukları bir "Ayrıntı" var... Bu ayrıntı, Cumhurbaşkanını artık halkın seçecek olmasıdır.

İnce hesaplar
Kentlisi köylüsü ile milyonlarca seçmene mesajlar verecek, meydanlardaki kitlelerle diyalog kuracak, geçmiş siyasi başarılarını gelecekteki başarılarına teminat olarak gösterecek bir siyasetçi, önümüzdeki Cumhurbaşkanı seçiminde favori aday olacaktır.
Eğer AK Parti'nin kararı kesinleşmişse ve bu isim Tayyip Erdoğan ise, açıkçası Cumhurbaşkanlığı seçim yarışında Ekmeleddin İhsanoğlu açısından haksız bir rekabet söz konusu olacaktır.
Aslında Kılıçdaroğlu bu ismi belirlerken siyaseten kendince doğru bir tercih yapmıştır. Deniz Baykal veya Mustafa Sarıgül gibi isimleri devre dışı bırakarak önümüzdeki CHP Kurultayı'nda kendisine rakip olmayacak bir ismi, öne sürmüştür. Meral Akşener gibi isimlerin devre dışı bırakılmaları ile Bahçeli'nin MHP liderliği de güvence altına alınmaktadır.

Galip de mağlup da belli mi?

Netice seçimde sadece İhsanoğlu yenilmiş olacak ve bu yenilginin bedeli ne Kılıçdaroğlu'na ne de Bahçeli'ye fatura edilecektir.
Seçimin muhtemel galibi Tayyip Erdoğan olacak ise, zaten seçim kaybetmemesi ile bilinen bir siyasetçi olduğu için, sonuç yadırganmayacaktır.
Dilerim zorlu ve yorucu olacak kampanya süreci İhsanoğlu'nu yormaz ve bezdirmez... Dilerim aday olması dolayısıyla hakkında yazılacaklardan ve söyleneceklerden etkilenip, dünyaya küsmez... Bu vesile ile Türk insanını daha yakından tanır... Aktif ve halk oyuna dayanan siyasetin zorluklarını yaşayarak görür ve bundan sonraki çalışmaları, bu bilginin ışığında daha zenginleşir.
Bu noktada geçmişten bir yaprak açarak zaten Başbakan olan bir siyasetçinin neden Cumhurbaşkanı olmak için karar aldığı meselesine dönelim.

Özal'ın kararı
Turgut Özal'ın 1992 yazında "Anılar"ını yazarken, ona "Siyasi hayatınızın en büyük hatası olarak başbakanlığı bırakıp cumhurbaşkanı olmanızı gösterenler var" deyince şu cevabı almıştım:
"- Bu mesele tarihe karşı bir iddia meselesidir. Bizim demokrasi tarihimizde asker kökenli olmayan ilk cumhurbaşkanı Celal Bayar'dır. Onu da askerler devirdi. Sonra sivil politikacılar cumhurbaşkanı olmaya cesaret edemedi. Mecliste gücü varken Süleyman Bey cumhurbaşkanı olmayı düşünemedi. Neticede ben başbakanlık yapmışım. Büyük icraat gerçekleştirmişim. İçte ve dışta tanımadığım kimse yok. Beni tanımayan kimse de yok.

Tarihe karşı iddia

- Cumhurbaşkanı seçme zamanı geldiğinde benim ismimden başka bir kişi de olabilirdi. Ama neticede arkadaşlarla, benim olmamın en doğrusu olacağına karar verdik. Ama buna en fazla 'Cumhuriyet Muhafızları' tepki gösterdiler. Çünkü hep askerlerin cumhurbaşkanı olmasına alışmışlar. Seçilmiş politikacılar için cumhurbaşkanı olmayı düşünmek bir nevi tabu olmuş. Bu tarihi bir iddia meselesiydi. Sivillerin ve seçilmişlerin iddiasıydı bu. Kaderde de varmış ki, seçilip cumhurbaşkanı olduk..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER