Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

"Fethullah"ta başlayıp "Ekmeleddin"e dayanan arayış

Türkiye' de siyaseti yorumlamak, yağlı güreşi sanal ortamda yapmaya benziyor. Nerden tutarsanız tutun elinizden kayıp gidiyor konular.
Aynı hukuk normlarının farklı durumlarda başka anlamlar taşıdıklarına tanık oluyorsunuz...
Örneğin dün "12 Eylül 1980" askeri darbesinin icracıları olan Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya müebbet hapse mahkûm edildiler... Buna karşı son askeri darbe olan "28 Şubat 1997"nin azmettirenleri de, icracıları da hâlâ siyaset üzerinde söz sahibi konumundalar...
Bunun gibi Anayasa'da Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gibi devrimsel bir değişikliği gerçekleştiriyorsunuz... Buna karşı ülkenin en eski siyasi partisi cumhurbaşkanı adayını belirlerken, bu isim partinin milletvekilleri için bile bir sürpriz oluşturuyor. Yani partinin tabanı için bile sürpriz olan bir ismin halk tarafından seçilmesini hayal eden, gerçek ötesi bir proje ile yeni anayasal düzeni karşılıyorsunuz...

Baronlar ve fiyaskoları

Böyle durumlarda siyaseti yorumlayanların komplo teorilerine bunlar kesin gerçeklermiş gibi yaklaşmaları, kaçınılmaz değil midir? Buna son örnek Ekmeleddin İhsanoğlu'nun çatı adaylığının bir "Baronlar Projesi" olarak sahneye getirildiğine dönük iddialardan verilebilir.
Peki bu "Baronlar" kimler? İsimleri "Baronlar Listesi"nde yer alanların hemen hepsi 28 Şubat'ı izleyen siyasi fiyaskonun mimarları ve aktif katılımcıları değiller mi? Ne söyledilerse hepsinin tersi gerçekleşen, hiçbir siyasi projeleri gerçekleşmeyen siyasi ezikler "Baronlar" olarak görülüyor...
Diyelim ki bu baronların arkasında Amerika'nın Neo-Con'ları ve Gülen örgütü var...
Bizim baronların mimarı oldukları siyasi fiyaskoyu bir kenara bırakalım... Amerikan Neo-Con'larının Irak, Suriye, Mısır ve Afganistan'da elde ettikleri sonuçlar, bizim baronların yerel fiyaskolarını gölgede bırakacak çaptaki bir global fiyaskoyu ifade etmiyor mu?

"Fethullah"tan "Ekmeleddin"e
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun sürpriz çatı adayı olarak sahneye sürülmesi sırasında üzerinde durulması gereken asıl mesele CHP ile MHP'nin yöneticilerinin içinde bulundukları ezik ruh hali değil midir? Önce "Fethullah"a şimdi de "Ekmelleddin"e sığınmak, bunun bir kanıtı olamaz mı? Bir seçime gidilirken buna katılacak olanlar "Kazanmak" üzerinde beyinlerini ve bedenlerini yoğunlaştırırlar... Ama CHP ve MHP için seçimi kazanmak değil, Tayyip Erdoğan'ın kazanmaması üzerinde yoğunlaşan arayışlara mahkûm olmak söz konusu...
Bu nedenle "Acaba İhsanoğlu AK Parti'yi böler mi" içerikli komplo teorileri de gündeme gelmiyor mu?
Beklersek bu "Proje"nin en önce CHP'yi böldüğünü göreceğiz...
Neyse... Sanal yağlı güreşi sürdürmekten başka ne yapabiliriz ki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA