YAZARA MAİL GÖNDER "Köy-kent projesi"nden "Ekmeleddin İhsanoğlu projesi"ne...

YAZARLAR

Kim bilir hangi parlak beynin CHP ve MHP'ye kabul ettirdiği "Ekmeleddin İhsanoğlu Projesi" geçmişte hem siyasette hem sanayide gündeme gelen benzeri projeleri, ister istemez hatırlamamıza vesile oluyor.
Mesela Bülent Ecevit'in de buna benzer bir "Köy-Kent Projesi" yok muydu? Turan Güneş bu projeyi birbirlerine zıt rüzgarların birlikte esmelerinin mümkün olmadığını vurgulamak için "Lodos-Poyraz Projesi" diyerek, alaya alırdı...
Rahmetli Ecevit bu tür projelerinden sonuncusunu da Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan uzlaşmanın mimarı olarak devreye soktu.
Ama 5 Mayıs 2000 yılında Cumhurbaşkanı olan Sezer, Ecevit Hükümeti'nin çıkardığı yasaları veto etmeye ve kararnameleri geri göndermeye başlayınca, Ecevit ağustosta "Cumhurbaşkanı kendisini Anayasa Mahkemesi'nin yerine koyuyor. Bakanlar Kurulu ile diyaloga kapalı olması, kurulumuzda kaygıyla karşılanmıştır. Ekonomik istikrar tehlikededir" diyerek kendi projesini kınıyordu.

Proje her şeyi veto etti

19 Şubat 2001'deki MGK toplantısında Sezer'in Ecevit'e anayasa kitapçığını fırlatmasıyla patlayan ve ekonomik krizi ateşleyen olayın adı "Kara Çarşamba" olarak hala hatırlanır... Neticede Sezer, görev süresi boyunca toplam 67 yasayı, 22 bakanlar kurulu kararını ve 729 müşterek kararnameyi iade edecektir...
"Ekmeleddin İhsanoğlu Projesi"nin zıtların birlikteliğini simgeleyen "Köy Kent Projesi" ne kadar çok benzediğini de Salih Tuna'nın Yeni Şafak'taki yazısının şu satırlarının yardımı ile daha kolay görebiliriz:
"-Naçar, kendisine destek verenlerin ihtiyaçlarına karşılık vermek zorunda hissediyor. Hem solcu hem sağcı, hem Atatürkçü hem Osmanlıcı, hem gerici, hem ilerici, hem bir parça Türkçü hem bir parça Kürtçü olmak zorunda kalıyor... Gerçekten de 'garaibü'l acayip' bir hal."

"Paralel devlet" projesi
Ama bu topraklarda benzer projelerin sahnelenmesi hiç bitmez. Günümüzde bu tür projelerin en fazla tartışılanlardan bir tanesi de Gülen Örgütü'nün 30 yıldır gerçekleştirmeye çalıştığı "Paralel Devlet Projesi" değil midir? Kendini dini cemaat olarak sunan ama her türlü dünyevi hesaba müdahale eden bu proje sonunda imamlarının "Peygamberimiz tweetleri iki katına çıkartın" diye talimat verdiğini iddia edecekleri noktaya gelmemiş midir?
Aslında sonları fiyasko ile biten bu tür projeler başka ülkelerdeki parlak beyinler tarafından da sürekli üretilir. Eski ABD Başkanı Bush'un 2003 yılında "Irak sorunu nihai çözüme kavuştu... Görev tamamlanmıştır" diyerek açıklama yaptığını hatırlarken, bir de bugünün Irak'ına bakarsanız bu projenin sonunda hangi noktaya dayandığını değerlendirebilirsiniz.

Ders almayanlar

Endüstri dünyasında da kitaplara geçmiş ve sonu fiyasko ile biten "Edsel Projesi" vardır... 1960'larda rakibi General Motors karşısında sürekli gerileyen Ford şirketinin yöneticileri, "Edsel" modeli ile yeni bir otomobili piyasaya sürdüler. Edsel'e öylesine ümit bağlamışlardı ki, fabrikalarının tüm üretim bantları bu model için ayrılmıştı... Ama tüketiciler Edsel'i satın almadılar. Ford az kalsın iflas ediyordu. Bu fiyaskodan ders alıp daha sonra tüketici beklentilerini doğru saptayacaklar ve "Mustang" modeli ile durumlarını toparlayacaklardı.
Sonları fiyasko ile biten projelerin mimarları başarısızlıklarından ders aldıkları takdirde, gelecekte başarılı projelere de imza atabilirler... Ama son olarak "Ekmeleddin İhsanoğlu Projesi" ile karşımıza çıkanların, hiçbir şeyden ders almadıkları kesindir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.