Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önümüzdeki ay yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçimi yüzünden, magazin medyasının her yaz gündeme getirdiği "Selülit Krizleri" bu sıralarda fazla ilgi çekmiyor... Denize giren ünlü kadınlar hakkındaki "Mayolu yakalandı" haberleri bile artık rağbet görmüyor... Çünkü magazin medyası da politize oldu.
Eski merkez medyasından arta kalanlar mümkün olsa "Sadece selülitli yıldızlar Tayyip Erdoğan'a oy verecek" diye haberler bile yapacaklar.
Erdoğan'ın "Vizyon Toplantısı"na katılan sanatçıları hedef alan haber ve yorumları, herhalde sizler de hayretle izliyorsunuzdur.
Burada hayret edilmesi gereken durum, aynı çevrelerin aynı hataları sürekli tekrarlamaları değil mi?
Her seçim arifesinde, her referandum öncesinde aynı davranışları sergilediler... Ana muhalefet CHP ise, kendi varlık felsefesine zıt görüş sahipleri ile işbirliğini, alışılmış bir siyaset yöntemi olarak sundu...

Aynı hatalara aynı sonuçlar

Seçim yenilgisi ertesinde de sarıldıkları bu isimleri tasfiye etmek için yeni örgütlenmelere gitmediler mi? İstanbul'da Belediye Başkan adayı gösterdikleri ve Kemal Kılıçdaroğlu'ndan fazla oy alan Mustafa Sarıgül'ün ileride parti yönetimi için bir tehdit oluşturmaması için onu devre dışı bırakmaya dönük olarak düğmeye basmadılar mı?
Aynı hatanın aynı sonucu vereceğini artık öğrenmiş olmaları gerekiyor... Şimdi de Cumhurbaşkanı seçiminin sonucunun da nasıl olacağını görmüyor muyuz? Bir partinin yönetimine çöreklenip ülkenin yönetimine hiç aday olamayanlar, acaba kendilerini "Akıllı" mı yoksa "Talihli" mi görüyorlar? Montaigne böyleleri için "Talih akılsızları akıllı yapmaz, onları sadece talihli yapar" demiş yüzlerce yıl önce.

Karmakarışık durumlar

Ve bunların izledikleri çıkmaz yolu kuzu kuzu kabul eden partili kadrolar, acaba ne düşünüyorlar? Kılıçdaroğlu'nun ve Bahçeli'nin günlerce kapı kapı dolaşıp çatı adayı için nabız yoklaması yaptıktan sonra Ekmeleddin İhsanoğlu'nu sahneye çıkartmaları, CHP'lileri ve MHP'lileri şaşırtmadı mı?
Bu da yetmezmiş gibi İhsanoğlu'nun rakiplerine 1000'er lira bağış yapmasına diyorsunuz? Ya Erdoğan ve Demirtaş da İhsanoğlu'na bağış olarak bir fırın ekmek gönderselerdi?
Kısacası her şey birbirine karıştı siyasette... Fıkradaki zabıta müdürünün hikâyesine döndü durum...
Bu fıkradaki kasabanın zabıta müdürü çorba içerken çorbadan bir tane saç teli çıkınca, çorbacının dükkânını kapatmış. Çorbacı da işsiz güçsüz dolaşmaya başlamış. Ertesi gün ıssız bir parkta zabıta müdürünü bir kadınla oynaşırken görmüş. Zabıta müdürü kadının saçlarını öpüyor, kokluyor, saç tellerini dişleri ile çekiştiriyormuş.

Çorbacının isyanı
Çorbacı duruma müdahale etmiş. Zabıta müdürüne bağırmaya başlamış,
- Benim çorbamdan bir tane saç teli çıktı diye dükkânımı bir hafta kapattın. Şimdi ağzın burnun bu kadının saçları ile dolu. Utanmıyor musun? Zabıta müdürü bu sözleri duyunca kadını bırakıp, çorbacıya dönmüş. Gayet sakin cevap vermiş çorbacıya:
- Bu kadının saçlarından çorba çıkarsa bunu da kapatırım!

Siyaset magazine kurban mı?
Çatı adayının durumu galiba çorbadan daha fazla şeyler çıkmasını bekleyen adamın hikâyesine daha çok benziyor.
Çorbasından ölü bir sinek çıkan adam garsonu "Bu ne" diye azarlayınca, garson "Herhalde 2 liralık çorbadan tavuk çıkmasını beklemiyordunuz" diye cevap vermiş ya...
Özetle magazini de siyasete kurban ederseniz, okurlara böyle şeyleri düşündürürsünüz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER