YAZARA MAİL GÖNDER Eski çamlar bardak ve eski liberaller cemaatçi olurken

YAZARLAR

Türkiye'nin siyasal yaşam serüvenini "Tarihi yanılgılar"ı içeren söylemlere dayalı olarak hikâye etmeyi deneseydiniz, hiçbir konuda acele yargılar verilmemesi gerektiğini, yine görürdünüz.
Mesela bir dönemde kendileri gibi düşünmeyenleri "Rejim düşmanı" olarak niteleyenlerin, çok zaman geçmeden o rejim düşmanları ile aynı saflara sürüklendiklerini de görürdünüz.
Yakın zamana kadar askeri vesayetle ya da Kürtleri yok sayan resmi ideolojiyle mücadele edilirken Başbakan Erdoğan'ı destekleyen ve kendilerini "Liberal aydın" olarak sunanların, bugün Erdoğan'dan nefret etmelerini ve "Gülen Örgütü"ne sarılmalarını izlerken, hiçbir konuda acele davranılmaması gerektiğini de herhalde düşünürsünüz.

Eski çamlar bardak oldu

Arşivleri karıştırırken, 2007 yılının Aralık ayında Hürriyet'te yayınlanmış bir köşe yazısı ile karşılaştım. Bu köşe yazısının yazarı, son kullanma tarihi geçmiş olan o eski liberaller ile bugün aynı safta ve rüzgâr şiddetli esince de, onlarla birlikte Erdoğan'ı sorumlu tutanlardan biri... Ama o dönemde "Askeri vesayet" hâlâ var olduğu ve "Barış Açılımı" henüz gündemde bulunmadığı için, söz konusu köşe yazısında Ertuğrul Özkök o dönemin liberallerini şöyle suçlamış:
- Kendilerine "liberal" derler, gerçekte liberallikle, özgürlükçülükle yakından uzaktan ilişkileri yoktur. Müslümanlığın nasıl beş şartı varsa, bu tür kişiler için de demokrat ve aydın olmanın üç şartı vardır: Askere karşı olmak. Türk devletinin hem Kürt hem Ermeni meselesinde katliamcı olduğuna kesin iman etmek ve Cumhuriyet'in ilk yıllarını yerden yere vurmak. Bu kesin inançlılık, onları "cemaatçi" bir ruh haline götürür.
Cemaatlerine ait kişilerin yanlışlarını, cemaatleri dışındaki insanların ise iyi yanlarını görmezden gelirler.

Erdoğan hata mı yaptı?

O dönemde bu yazının tanımladığı ve suçladığı isimlerin bugün Başbakan Erdoğan'ı yerden yere vurduklarını düşündüğünüzde "Başbakan Erdoğan askeri vesayeti yok ederek ve Kürt realitesini Barış Açılımı ile demokratik bir çözüme bağlayarak acaba hata mı etti" diye düşünebilirsiniz.
Sürekli "İktidardaki muhalefet" rolü oynamak, her an askeri darbe beklermiş gibi davranmak, Gülen örgütü ile dayanışma içinde görüntüsü vermek, bugün ondan nefret edenler için o dönemde alkışlanan ve Erdoğan muhalifleri tarafından yerilen bir konum değil miydi?
Bütün bu durumları değerlendirdiğinizde "Acaba Oslo Süreci'ni kim sabote etti",
"Oslo Zabıtları'nı acaba Öcalan'ı tasfiye etmek isteyen 'Paralel BDP' mi sızdırdı", "O dönemde sivil demokrasinin mücahitleri olarak sunulanlar Pensilvanya'nın kuklaları mıydı" benzeri sorular aklınıza gelmez mi?

Yerli ve gerçek ecnebiler

Sahte kanıtlarla kamuoyunu "Ergenekon" denilen sanal bir örgütün varlığına inandıranların, asıl darbenin emniyetteki ve yargıdaki paralelciler tarafından tezgâhlanacağı gerçeğini gizleyenlerin iplikleri pazara çıkarken, Cumhurbaşkanı seçimine uzanan bu dönemde, siyasi kan uyuşmazlığı olanların kurdukları ayıplı ittifaklar hiç de şaşırtıcı olmuyor. Bütün bu oluşumların arkasındaki dış güçleri ararken de "Acaba yerli ecnebiler gerçek ecnebilerin hangi amaçlarına hizmet etmekteler" diye merak etmiyor musunuz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.