Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Aslında devlet içindeki ikinci bir devlet yapılanmasını görmezden gelseydik ve Pensilvanya'da ikamet eden kişiyi de hayatını hizmete adamış bir din adamı olarak kabul etseydik, hayatımız ne kadar kolaylaşırdı... İşin garip olan tarafı AK Parti iktidarı, MİT Müsteşarı'nı hedef alan komploya kadar, bu yapılanmanın devlete sızmasını görmezden geldi veya göremedi.
Bu uyurgezerlik yüzünden nice masum insanın canı yandı...
Ne var ki insanların ihtiraslarının boyu çoğunlukla akıllarının boyundan daha uzun oluyor. Nitekim bu yapılanmanın başındaki kişinin de aklının boyu ihtirasının boyundan muhtemelen daha kısa olduğu için, "Dershaneler" konusu gündeme geldiğinde artık topyekûn eyleme geçmek kararı verildi.

Artık suç örgütü
Sonuç ortada... Bu yapılanma devlet katında artık bir "Suç Örgütü"dür.
Yaşananlardan ders almak meselesine gelince...
Özellikle siyasette gerçekleri örtbas etmeyelim... Bizden yana görünseler de, yasaları ve demokrasinin temel değerlerini hiçe sayan, "Sivil Toplum Örgütü" kavramını yozlaştıran, hukuku ve adaleti kendi emellerine alet eden oluşumları ve kişileri himaye etmeyelim.
Siyaseti ve sosyo-politik gelişmeleri tribünden izleyen kitleler için de, gerçek ötesi bir dünyada yaşama alışkanlığının artık sona ermesi gerekiyor.
Aşık Veysel bu tabloyu "Uzun İnce Bir Yoldayım"da ne güzel anlatmış...
"Uykuda dahi yürüyom/ Kalkmaya sebep arıyom/ Gidenleri hep görüyom/ Gidiyorum gündüz gece"

Kişilere takıntılı olmak
Evet... Olup bitenleri, gelenleri ve gidenleri hepimiz görüyoruz ama bir türlü uyanmayı denemiyoruz. Ve kişilere dönük takıntılarımızla her şeyi anlayabileceğimizi zannediyoruz.
Bir araya geldiğimizde konuşulan ortak konuları ve genel yaklaşımları düşünün...
- Siyaseti severim ama siyasetçileri sevmem...
- Futbolu severim ama futbolculardan nefret ederim...
- Şu yıldızlar olmasa, sinemayı çok sevebilirdim...
- Gazeteciler olmasa, basın ne kadar düzgünleşirdi...

Yeter artık
Bir kadına veya bir erkeğe âşık olmadan sadece aşka âşık olunabilir mi mesela? Seçilmişleri aşağılayarak, mesleğinde parlayanlara öfkelenerek ve gerçekler yerine dedikodularla insanları yargılayarak nereye varabiliriz ki?
Devlet geleneğimizin yaşı 1000'den büyük... Demokrasi deneyimimiz de 2'nci Meşrutiyet'e kadar dayanıyor... "Kültür" derseniz, bu toprakların tarihi ile uygarlık tarihi özdeş değil mi?
Bir kısır döngü içinde "Dön baba dönelim"i sürekli yaşamak can sıkıcı olmaktan öteye, bunaltıcı olmaya başladı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER