YAZARA MAİL GÖNDER Bu yoğun gündemin dışında kalmak mümkün mü?

YAZARLAR

ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger "Diplomasi" kitabının ilk sayfalarında "Siyaset dışındaki insanların en büyük lüksü kendi gündemlerini kendilerinin belirleyebilmesidir" der. Buna karşı siyasetçilerin ve özellikle sorumluluk taşıyan siyasetçilerin üzerine gelir gündem...
Kissinger Türkiye'de yaşasaydı ve siyaset dışındaki bir mesleğe sahip olsaydı, acaba kendi gündemini kendisi belirleyebilir miydi?
Öyle ezici, bunaltıcı ve yoğun bir gündem ki bu, siyasete seçimden seçime katılsanız bile bu gündemin sizi etkilememesi mümkün değil. Güney komşularınızdaki insanlık facialarına mı veya ülkenizdeki kayıt dışı siyaset erbabının seçilmişlere karşı kurduğu kumpaslara mı uzaktan bakacaksınız?

Geçiş dönemi
Bu yerel ve coğrafi gündeme kendinizi kaptırıp, dünyanın hem siyasi hem de ekonomik açıdan bir geçiş dönemi yaşadığını gözden kaçırabilirsiniz... "Postmodern soğuk savaş"ın petrol fiyatlarına dramatik fiyat düşüşleriyle nasıl yansıdığını, Rusya ile yaşanan Ukrayna sorunu yüzünden, bir ekonomik işbirliği örgütü olan Avrupa Birliği'nin bir askeri örgüt olan NATO ile Rusya'ya karşı iç içe geçtiğini görmeyebilirsiniz. Ya da ABD'de kamuoyunun giderek sağa kaydığını, Reagan benzeri bir muhafazakâr başkan için ortamın hazırlandığını hissetmeyebilirsiniz.
Tabii bir de "Bilişim Çağı"nın internet aracılığı ile hepimize açtığı bir yeni dünya var önümüzde... Bilgi ya da haber öylesine farklı kaynaklardan ve farklı amaçlarla sunulmakta ki, bunlardan hangisinin doğru ve gerçek olduğuna karar vermek çok kolay değil.
Önümüzdeki son örnek, bir kısım basın mensuplarının da devrede bulunduğu soruşturmaya ve gözaltılara ilişkin değil mi?

Hangisi doğru?
Eğer bu konudaki haberleri "Pensilvanya Örgütü"ne yakın kaynaklardan alıyorsanız, gündemde basın özgürlüğünün tehdit altında olması meselesi var. Buna karşı gerek yargı kaynakları gerekse olayların içinde bulunan kişiler, meselenin farklı olduğunu sürekli vurgulamaktalar. Buna göre, "Pensilvanya Örgütü" kendilerine bağlı savcıları ve polisleri kullanarak ve kendi medyalarını da kullanarak kendileri gibi düşünmeyenleri tutuklatmışlar, onlara dönük komplolar üretmişler... Bu örgütün kamuoyuna yansıyan diğer eylemlerini de hatırlayınca "Meğer asıl derin devlet bunların güdümündeymiş" diye düşünüyorsunuz.
Bütün bunların sonunda "Şükür ki şeffaf ve demokratik bir rejimimiz var. Nihai kararı halkın sağduyusu verecek. Ah şu 2015 seçimleri çabucak gelse" demiyor musunuz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.