YAZARA MAİL GÖNDER Tehditler birer hayal mi, biz paranoyak mıyız?

YAZARLAR

Türkiye'yi tanımayan ve dışarıdan kuş bakışı ile Türkiye'yi yargılamayı alışkanlık haline getiren çevreler, zaman zaman bizim "Paranoyak" bir toplum olduğumuzu da düşünürler mi acaba?
"Paranoya", olmayan bir tehlikeyi varmış gibi kabul edip endişelenmek anlamına geliyor.
Paranoya tıpta 150 yıllık bir tanının adı ama kelime olarak kökeni antik Yunan'a dayanır. "Para", dış, öte anlamına geliyor. "Nous" ise, zihin anlamını taşıyor. Zihnimiz gerçeğin dışına kaydığında hayat bir cehenneme dönüşebiliyor. Cinler, hayaletler, düşmanlar ve hatta kötü niyetli uzaylılar çevremize doluşuyor. Güvensizlik duygusu içinde kıvranırken, bu sanal tehditlere, tehlikelere karşı savaşıyor ve zaten çok kısa olan hayatımızı, hayatta kalabilme mücadelesine dönüştürüyoruz.

Timsah yedi
Ama yine düşünelim... Toplum olarak paranoyak mıyız? Varsaydığımız tehditler ve tehlikeler, aslında hayalimizin ürünleri mi? Darbeciler, kendilerini "Cemaat" olarak sunan örgütler, derin veya paralel devlet ve benzer olgular falan paranoyamızın ürünleri mi?
Ya da fıkradaki adamın durumunda mıyız?
Bir ruh doktoruna giden bu adam "Yatağımın altındaki bir timsah beni yemek için bekliyor" diye derdini anlatmış. Aylar süren seanslar sonucu, doktor adamı böyle bir tehlikenin olmadığına inandırmış. Sonra adam bir daha muayenehaneye gelmemiş... Birkaç ay sonra doktor adamı merak edip, verdiği adrese gitmiş. Adamı sormuş. Ona "O adamı geçen ay yatağının altındaki timsah yedi" diye bilgi vermişler.
Takvimlerdeki darbe tarihlerini ve darbe girişimlerini biz mi uydurduk? Beylerbeyi Sarayı'nda ev hapsindeyken ölen devrik padişah 2'nci Abdülhamid'in (1842-1918) cenaze töreninde yaşananları hatırlar mısınız?

Neden devirdik?
1'inci Dünya Savaşı'nın son yılında halk perişan... Herkes Abdülhamid'in tahtta olduğu mutlu yılları hatırlıyor. Beyazıt camisindeki cenaze töreninde yığınlar devrik padişahı sonsuz yolculuğuna uğurlamaya gelmiş. Onu deviren İttihat Terakkicilerin tam kadro bulunduğu cenaze namazı ertesinde imam "Merhumu nasıl bilirdiniz" diye sorunca, İttihatçı bakanların da içinde bulunduğu cemaat "İyi bilirdik" diye bir ağızdan cevap verince, Talat Paşa, "Madem iyi bilirdik, o zaman neden devirdik" diye mırıldanıyor.
Acaba Abdülhamit devrilmemişti de, kendini devrilmiş mi sanıyordu? Acaba Menderes idam edilmedi de eceliyle mi öldü? Gülen'in bedduası aslında bir hayır duası mıydı?
Biz gerçekten paranoyak mıyız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.