Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türk kapitalizminin kurucu babaları tarafından oluşturulan TÜSİAD şimdi ikinci ve hatta üçüncü kuşakların yönetiminde... Ve artık pazarda, MÜSİAD da var, Anadolu Kaplanları da var...
Ama hala TÜSİAD kaynaklı açıklamalar, özellikle siyasetçiler tarafından aşırı bir duygusallıkla değerlendiriliyor.
Ve hatta bu açıklamalar sanki iktidara muhalif bir kuruluşun eleştirel söylemleriymiş gibi algılanıyor.
Bu durum da doğal... Çünkü TÜSİAD'ın geçmişi siyasetle iç içe ve seçilmişlerden çok bürokratik oligarşiye yakın olunan bir süreci yansıtmakta...
1970'lerde Ecevit Hükümeti aleyhine verilen gazete ilanları gibi 28 Şubat post modern darbesinde de darbecilerle haşır neşir olan İstanbul sermayesi, bu kuruluşun seçilmişlere ve demokrasiye fazla sempati duymadığı şeklindeki bir bellek yapılanmasına sebep oldu. "Gezi Kalkışması"nda bazı TÜSİAD'çıların oynadıkları rol de, bu algıyı bir nevi tazeledi.

Dinçer'in düzeltmeleri

Neticede son olarak TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer'in "Biz TÜSİAD olarak Cumhurbaşkanı'nı değil Başbakan'ı muhatap alırız" şeklindeki sözleri ve "Ortaya çıkmış Paralel devlet görmüyorum" demesi, iktidar tarafından yeni bir muhalif siyasi çıkış olarak değerlendirildi.
Başbakan Davutoğlu da TÜSİAD'ın genel kuruluna katılmayacağını açıkladı.
Bu sözlerinin yanlış değerlendirildiğini söyleyen Dinçer, önceki gün yaptığı açıklamada önceki açıklamasına düzeltmeler getirdi.
"Paralel devleti 'MİT, yargı, devlet ortaya çıkaracak' dedim. Oradaki manşet sizi yanıltıyor. 'Ortaya çıkmış Paralel devlet görmüyorum' lafı 'Paralel devlet yok' anlamına gelmiyor" şeklinde konuştu... "Bizim muhatabımız Başbakandır" sözlerinin hatırlatılması üzerine de Dinçer, anayasal açıdan konuya yaklaştıklarını belirterek, "Cumhurbaşkanı devletin başıdır. TÜSİAD'ın eleştirileri ve politik önerilerinin muhatabı hükümettir. Söylemeye çalıştığımız buydu" dedi.

Suikastın failini kim kovalıyor?

Haluk Dinçer'in meramını açık ve seçik anlatmak konusunda fazla usta olmadığı, ilk söylediklerini yeni bir açıklama ile düzeltmek zorunda kalmasından bellidir. Ayrıca hem Sabancı Holding'in hem de Sabancı ailesinin bir temsilcisi olarak, Haluk Dinçer'in özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı bir tavır takınması herhalde pek doğru olmazdı...
Çünkü Sabancı ailesi çok değerli fertlerini, Özdemir Sabancı'yı, ToyotoSA Genel Müdürü Haluk Görgün'ü ve sekreter Nilgün Hasefe'yi terörist bir saldırıya kurban vermiştir.
O günden bugüne bu suikastın faili olan Fehriye Erdal'ın Avrupa ülkelerinde elini kolunu sallayarak dolaşmasının takipçisi, sadece Tayyip Erdoğan olmuştur. Erdoğan her forumda ve her vesile ile Avrupalı mevkidaşları ile görüşürken bu sorunu mutlaka gündeme getirmiştir.

Vesayet buharlaştı

Buna karşı TÜSİAD'ın ve Sabancı şirketlerinin Belçika'daki ve diğer Avrupa ülkelerindeki işadamları örgütlerini harekete geçirmek için Fehriye Erdal konusunun takipçisi oldukları pek duyulmamıştır.
Kısacası Dinçer gereken düzeltmeleri yaptığına göre, ilk demecindeki ifade hatalarını kaşımak fazla gerekli de, doğru da değildir... Nasıl askeri vesayet buharlaştıysa, Türk demokrasisi üzerindeki TÜSİAD vesayeti de artık geçmişin tatsız bir anısıdır. Bunu yeni kuşak TÜSAD'çılar herhalde görüyorlar.
Artık atanmışların değil seçilmişlerin yönetimde olduklarını görmemeleri pek mümkün değildir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER