YAZARA MAİL GÖNDER Malum medyaya güvenen tüketicilerin acıklı hali

YAZARLAR

Televizyonlardaki "Hava durumu" programlarını neden izleriz? Bunları izlerken, kendimizi yakın gelecekteki hava şartlarına uyarlamayı amaçlarız. Kar yağacaksa ona göre giyinir, aracımızı karlı yollara göre hazırlarız. Karın yoğun olacağı söylenen yörelere yapacağımız bir yolculuk varsa belki bunu erteleriz... Okul çağındaysak "Belki kar tatil gelir" diye hevesleniriz...
Eğer bu hava tahminleri sürekli yanlış çıkarsa, sonunda bu programları izlemeyiz... Pencereden dışarıya bakıp havanın ne olacağını görmek daha gerçekçi ve daha sağlıklı bir almaşık olur.
Gazetelerdeki ve televizyonlardaki haberler de "Yurtta ve dünyada neler oluyor" sorusuna cevap aramak için izlenir... Bu olup bitenleri bildiğiniz zaman, yarın ne tür gelişmeler olacağını da tahmin edebilirsiniz. Kendinizi, işinizi bu öngörülebilir yarına hazırlarsınız.

Haber tüketicileri

Bu açıdan medyayı izleyerek yurt ve dünyada olup bitenleri öğrenen ve bu bilgilerle geleceği öngörmeye çalışan kitleler de "Tüketici"dir. Medya onlara haberleri pazarlar... Medya sermayesi de bu haberleri tüketen kitleleri tiraj ve reyting gibi ölçümler yardımıyla, reklam verenlere pazarlar.
Peki bir de, okuduğunuz ve izlediğiniz haberlerin belirli medyalarda sürekli çarpıtıldığını düşünün... Mesela okuduğunuz gazeteye güvendiğiniz için ülkenin siyasi geleceği hakkında hep yanıltılmışsanız... Yanlışlar doğru ve yasa dışılıklar meşru olarak sunulmuşsa... Bir kesim medya sermayesi ve çalışanları, çıkar hesaplarının gereğini veya dar çevrelerinin pompalamalarını "Ülke gerçeği" biçiminde sunarak, okurlarını ve izleyicilerini yanıltmışlarsa.

Sürekli yanılttılar

Yakın geçmişimizde belirli medya okurlarını ve izleyicilerini hep yanıltmadı mı?
Bunlar okurlarını ve izleyicilerini, 2'nci Dünya Savaşı'nın bittiğini duymadıkları için uzak okyanus adalarında tek başlarına savaşı sürdüren Japon askerlerinin durumuna düşürmediler mi? Bunlara inananlar ülke gerçeklerinin dışındaki bir sanal âlemde yaşatılmadılar mı?
Bunlar okurlarını ve izleyicilerini "Kin", "Nefret", "Kamplaşma" gibi öğelere dayalı bir ruh haleti içine soktular. Seçmen kitlelerini "Cahil", "Bilinçsiz" gibi nitelemelere hedef kıldılar, okurlarını ve izleyicilerini ise Türkiye'nin geleceği konusunda karamsarlığa sürüklemeyi "Çağdaşlık" olarak sundular.

Aldatılmış tüketiciler
"
Hakaret
" ile "Eleştiri"yi birbirine karıştıran ve kitle gazetelerini fraksiyon organlarına çeviren bu kesimin, "Saf bal" diye satılan sıvıya kimyasal tatlandırıcı katarak tüketiciyi aldatanlardan ne farkı vardır? Aldatılmış ve yanıltılmış okur ve izleyici kitleleri her iki Türk'ten birini "ötekiler" olarak görüyorsa ve ayyuka çıkmış örgütlü komploları göremiyorsa... Sokak kalkışmalarını ve sabotajları, düşünce özgürlüğünün yansımaları biçiminde algılıyorsa...
Evet, bir düşünün... Sadece bunları okuyarak ve izleyerek yakın geçmişteki herhangi bir seçimin sonucunu doğru tahmin etmek mümkün olabilir miydi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.