YAZARA MAİL GÖNDER 7 Haziran'dan sonra sular durulacak mı?

YAZARLAR

Kifayetsiz muhterislerin köpürttüğü iktidar olmaya dönük nakıs teşebbüslerden oluşan gerginliğin 7 Haziran genel seçimleri sonrasında biraz dineceği şeklindeki beklenti, acaba gerçek olacak mı?
Bu galiba pek mümkün değil. 1946'dan bu yana yapılan hiçbir genel seçim sonrasında, kaybedenlerin sonucu kabullendiği görülmedi. Futbol maçında yenilenlerin yaptığı gibi "Hakem onlardan yanaydı" veya "Top yuvarlaktı" benzeri gerekçelerle, siyasetin yenikleri de seçim sonuçlarını kendilerince kınadılar.

Geri dönüş yok

Ama bütün bunlara rağmen demokrasi oyununa devam edeceğiz. Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi artık vazgeçilmez yaşam biçimimiz bizim. İlkokula başladığı gün akşamüstü evine dönen çocukla annesinin diyalogundaki gibi bir durum bu... Okuldaki ilk gününün sonunda eve dönen çocuğu annesi "Git üstünü değiştir. Erken yat. Yarın sabah uyuyakalır, okula geç kalırsın" diyerek uyarır. Çocuk şaşkın ve yıkılmış bir çaresizlik içinde annesine döner ve "Yarın yine mi gideceğim okula? Bu gün gittim ya" der.
Acaba bu kısır döngüden birey olarak kaçmak mümkün mü?

Kaçışlar...

Bunu şair Baudelaire (1821-67) denemiş... "Gündelik şeyler"den kaçmak için yaptığı Hindistan seyahatinin ara durağı Mauritius'ta yolculuğu terk edip kaçtığı Paris'e geri dönmüş ve "Yolculuk" (Le Voyage) şiirinde şöyle demiş:
"Orada yıldızlar gördük/ Ve dalgalar, kumlar gördük,/ Ve onca krize ve unutulmadık felakete rağmen,/ Burada sıkıldığımız kadar sıkıldık."
Bizde de insafsız siyasi kavgalardan kaçışı, konu değiştirerek arayanlar yok mu? Mesela Serbest Fırka kapatılıp "Tek Parti"nin tek sesli modeli ortama yeniden egemen olunca "Cumhuriyet"in sahibi ve başyazarı Yunus Nadi "Ankara neden bir kanal ile denize bağlanmıyor" konusuna kaçmış. Yunus Nadi 1930'un Haziran'ında bu konuyu işleyen başyazısında "Ankara Limanı"nın yerini ele alıp şunları yazmış:

Ankara Limanı
"Başka hiçbir şey yapmayacak olsak bile, Ankara'nın limanını şimdiden Polatlı'nın ilerisine kurmak kabildir. Halbuki bu limanı Ankara'nın içerisinde tesis etmek de asla imkânsız değildir."
Hayat böyledir... Beklediğiniz kavgasız ortamlar veya güneşli günlerden de sonunda sıkılmaz mısınız? Bu gibi durumlarda Shakespeare'in "Korkuyorum" (I am Afraid) şiirini hatırlayın.

Korkuyorum
"Korkuyorum/ Yağmuru sevdiğini söylüyorsun,/ Ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun./ Güneşi sevdiğini söylüyorsun,/ Ama güneş çıkınca gölgeye kaçıyorsun./ Rüzgârı sevdiğini söylüyorsun,/ Ama rüzgâr çıkınca pencereni örtüyorsun./ İşte bundan korkuyorum;/ Çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.