YAZARA MAİL GÖNDER Farklı partilerin “Çılgın projeler”i de farklıdır

YAZARLAR

Seçime hazırlanan partilerden CHP'nin "Çılgın proje" arayışı içinde olduğunu haberlerden öğrendik. İnternetteki "Uludağ Sözlük" sitesinde bu konuda bazı öneriler vardı... Bu öneriler arasındaki en çılgın proje "Darbe marbe olmadan iktidara gelmek"ti... Siberyalıların CHP'ye önerdikleri çılgın projelerden bazılarını aktarayım:
Her tarafa Atatürk posteri asmak.
Yürüyen merdivenleri çift yön çalıştırmak.
"Kemalizm"in ilkelerini seslendiren masa örtüleri ve seccadeler üretmek.
"Havaalanına hayır", "3'üncü Köprüye hayır", "Nükleer santrallere hayır", "Kanal İstanbul'a hayır" benzeri kampanyalar başlatmak.
IMF ile yeniden stand-by imzalamak.

Amerikan modeli
CHP'nin genel seçimlere yönelik kampanya için ABD Başkanı Barack Obama'ya seçim kazandıran Amerikan "Benenson Strategy Group" (BSG) ile anlaştığını biliyoruz. Obama'ya seçim kazandıran Amerikalı siyaset uzmanlarının sunabileceği bir diğer "Çılgın Proje" de Kılıçdaroğlu'nu güneş altında fazlaca tutarak cildini esmerleştirmek olabilir mi?
Aslında her parti bu tür çılgın projelerle seçime hazırlanmayı denemelidir. Örneğin heyet halinde Suriye'nin Esad'ını ziyaret edip orada "Erdoğan'a diktatör" diyen Perinçek'in Vatan Partisi'nin bundan sonraki çılgın projesi, aynı heyetle Kuzey Kore'ye gitmek ve Kim Jung-un'a destek verdikten sonra Kuzey Kore'deki demokrasinin Türkiye'ye örnek teşkil etmesi için çağrı yapmak olabilir.

İşlem hacmini artırmak
Bu tür etkinliklerin seçmen katında bir kıymet-i harbiyesi olmasa da, demokratik yaşamın "İşlem hacmi"ni artırmaları bakımından hoş karşılanmaları gerekiyor. Ne demek istediğimizi bir Amerikan fıkrası ile daha somut biçimde açabiliriz.
New York'un Wall Street'inde iki genç borsa brokeri kaldırımda yürüyorlarmış. Önlerine bir köpek pisliği çıkmış. Brokerlerden biri diğerinin kolundan tutup, durdurmuş, "Şu yerdeki köpek pisliğini yersen sana 1000 dolar vereceğim" demiş.
Kendisine teklif yapılan broker, eğilip yerdeki köpek pisliğini almış ve yemiş. Teklifi yapan da çek defterine 1000 dolar yazmış, imzalamış ve bunu arkadaşına vermiş... Yürümeye devam etmişler. Biraz sonra önlerine yine bir köpek pisliği çıkmış. Daha önce pisliği yiyen ve 1000 dolar alan broker, diğerinin kolunu tutup durdurmuş onu.
- Aldığım 1000 dolar içime sinmedi. Şu pisliği de sen ye, paranı geri vereyim, demiş.

Sonuçlar ortada
Bu defa diğeri yerdeki pisliği alıp, yemiş. Arkadaşı da 1000 dolarlık çeki cüzdanından çıkartıp, ona geri vermiş. Yürümeye devam etmişler. Bir ara, brokerlerden biri arkadaşının kolunu tutmuş ve sormuş ona:
- Bin dolar önce benim sonra da yine senin cebine girdi. Bu durumda biz ikimiz de neden köpek pisliği yedik?
Diğeri bu soruya "Sen sonuca baksana! Neticede işlem hacmini artırdık" diye cevap vermiş...
Türkiye'nin çok partili siyaset hayatında işlem hacmini artırmak için söylenen bazı sözlerin hesabını tutmaya kalkışsanız, bu iki Amerikalı borsa brokerinin yedikleri çerez olarak kalmaz mıydı?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.