YAZARA MAİL GÖNDER “Gece silahlı gündüz külahlı” siyaset modeli mi?

YAZARLAR

Her toplumun kendine özgü sorunları var... Mesela biz Türkiye'de "PKK'nın Ağrı'daki saldırısı Cihangirli Beyaz Türkleri HDP'ye daha fazla mı yakınlaştırır" sorusuna cevap arıyoruz... Amerikalılar ise "Hillary Clinton Başkan olursa eşi Bill Clinton'a 'First Centilmen' mi diyeceğiz" sorusuna cevap arıyorlar... Başkanlar hep erkek oldukları ve eşlerine de "First Lady" denildiği için, şimdi bu soru ABD'nin gündeminde...
Hillary Clinton'un cevabını aradığı soru ise farklı... O "Seçim kampanyasında Obama'ya yakın görünürsem mi, mesafeli durursam mı daha fazla oy alırım" sorusuna takılmış durumda... Beyaz ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının tırmandığı ABD'de Obama'ya yakın durmanın riskleri tabii ki var. Ama bir dünyalı olarak olaya baktığınızda Obama'nın kronik düşmanlar olarak görülen İran ve Küba rejimleri ile ABD arasındaki diyalog ve uzlaşma yollarını açmasını alkışlamanız gerekmiyor mu?

Gece silahlı, gündüz külahlı

Neyse... Kendi derdimiz yetmezmiş gibi bir de ABD'nin sorunlarına girmemiz, herhalde fazla akıl kârı değildir... Yaklaşan 7 Haziran genel seçimlerine uzanan yolda HDP'nin ve Selahattin Demirtaş'ın "Gece silahlı gündüz külahlı" görüntüsü vererek hem PKK'yı hem de Beyaz Türkler'i yanında tutmak için harcadıkları çaba, bizim için Hillary Clinton'un Obama'ya yakın veya uzak durmak arasındaki kararsızlığından herhalde daha ilgi çekicidir.
Teröriste "Terörist" diyemeyenlerin ve "Açılım Süreci"ni de "Anti- Tayyipizm"in şehvetine kapılarak şiddet ve terörle tahrip etmeye çalışanların, açıkçası yatacak yerinin olmaması gerekir. Akıl, mantık ve vicdan bunu böyle söylüyor... Ne var ki bunlar için "Siyaset"te her şey geçerlidir. Devlet düzenini ve toplumun istikrarını terörist eylemlerle yıkmaya çalışmak, bahar şenliğine silahlı gelip askerleri vurmak ve bütün bunları mutluluk içinde izlerken "Beyaz Türkler"den de oy istemek, hangi akla sığar?

Teröriste "terörist" diyememek

Acaba bunlar Özdemir Asaf'ın "Bütün renkler ayni hızla kirleniyordu/ Birinciliği beyaza verdiler" dizesinden mi esinlendiler? Belki de şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz'ın başına silah dayayanlara "Terörist" diyemeyen türdeki Beyaz Türkler bunların kafalarını karıştırdı.
Bu arada "Acaba Abdullah Öcalan bu olup bitenleri izlerken ne düşünüyor" sorusunun cevabını da galiba aramamız gerekiyor. Acaba Öcalan da barışa ve uzlaşmaya dönük stratejisini, Selahattin Demirtaş'ın seslendirdiği gibi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Başkan" olmak hedefini sabote etmek üzerinde mi kurdu? "Silahlar sussun, artık siyaset konuşsun" cümlesini kamu belleğine yerleştiren Öcalan, acaba Ağrı'daki PKK saldırısını da, Demirtaş gibi "Siyaset"in kapsamı içinde mi görüyor?
Ne kadar çok soru var cevap bekleyen.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.