YAZARA MAİL GÖNDER Avrupa Birliği'ne Demirtaş'ın verdiği çok zor görev

YAZARLAR

Türkiye'deki gelişmeleri çok ciddiye alarak yorumlamak, bazen anlamsız olabilir. Baksanıza... HDP'nin Eş Başkanı Demirtaş Kandil'e gidip PKK'lılara "Artık elinizi ve silahlarınızı Türk siyasetinin üzerinden çekin" diyecek yerde, Brüksel'e gitmiş... Burada Alman haber ajansı DPA'ya verdiği demeçte Avrupa Birliği'nin ateşkes ve müzakerelerin yeniden başlaması için devreye girmesini de istemiş...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı propaganda yoluyla HDP'ye zarar vermek için elinden geleni yapmakla suçlayan Demirtaş bu demecinde, gelecekte müzakerelere tarafsız bir gözlemcinin de dahil olması gerektiğini ve rolü AB'nin ya da başka bir kurumun üstlenebileceğini söylemiş.

İşleri kolay değil
Avrupa Birliği'nin bahtsız yetkilileri Demirtaş'ın kendilerine verdiği görevi yerine getirmek için acaba neler yapmaları gerektiğini mi araştırıyorlardır şimdi? Acaba bunun için önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bir terör örgütü olarak ilan etmeleri ve PKK'yı da bir yardım derneği şeklinde nitelemeleri mi doğru olur? Bu arada Türkiye Cumhuriyeti'nin milyonlarca Suriyeli mülteciye kucak açmasını da terörist bir eylem olarak niteleyip, kınamaları gerekmez mi?

Tarafsız Avrupa

Evet... Libya'daki iç savaştan kaçıp canlarını kurtarmaya çalışırken Akdeniz'de boğulan binlerce Kuzey Afrikalı bahtsıza karşı Avrupa Birliği üyelerinin izlediği "Tarafsız tutum" Demirtaş'ı etkilemiş olmalı ki, Kandil yerine Brüksel'e gidip AB'nin Türkiye'ye "Tarafsızlık katkısı"nda bulunması için çağrı yaptı. Bakarsınız bu çağrıya cevap olarak mesela Belçika Sabancı suikastı faillerinden Fehriye Erdal'ı "Tarafsız gözlemci" olarak Türkiye'ye gönderir.

Ne kadar çok şerefsiz varmş

Bütün bu saçmalıklar üzerinde yorum yaparak her gelişmeyi ciddiye almanın dayanılmaz hafifliği, sizin de canınızı sıkmıyor mu? Yıllarca aklı başında adamlar olarak yorumlarını okuduğunuz isimlerin adeta yarışırcasına "Ben de şerefsizim" diye ortaya atlamalarını ve PKK terörünü barışçı eylemler olarak nitelemelerini izlerken, gözlerinizi ovuşturup "Bu bir kabus mu" diye kuşkulandığınız olmuyor mu?

Bir hayat tarzı

Amacınız gerçekleri arayıp anlamak ise, belki bu yorucu sürece katlanabilirsiniz. Ama eğer maksadınız laf ebeliği yapıp, algı operasyonlarının figüranları arasında yer kapmak ise, bu hayat tarzının sonu yoktur. Terörizmi teşvik ettiğiniz için size dava açıldığında "Basın özgürlüğü tehdit ediliyor" diyerek batağa daha fazla saplanırsınız.
Ama yine de PKK terörizmine yardım aramak için Brüksel'e gidip Avrupa Birliği'ne "Duruma müdahale edin" diyen Demirtaş'ın ulaştığı noktaya varmanız pek mümkün değildir.

Düşünmediler mi?

Ben yine de merak ediyorum... Demirtaş'ın söylemlerine destek vermek için Brüksel'de birkaç TIR ve otobüs yakmayı neden akıl edemedi PKK'lılar? Ya da Belçika polislerinin evlerine baskın yapıp onları yataklarında boğazlamak benzeri eylemler de yapılabilirdi... Ve bütün bunların Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından planlandığı da söylenebilirdi.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.