Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sizin gibi düşünmeyen, size benzemeyen, farklı siyasi eğilimlere sahip her kişiyi "Rejim düşmanı", "Ajan" veya "Hain" olarak ilan ettiğinizde, sonunda iş çığırından çıkar... Bunun sonucu olarak "Eleştiri" ile "Hakaret" birbirine karışır. Siyasi rekabet "Ölüm kalım savaşı"na dönüşür... "Birlikte barış içinde yaşayalım" ilkesinin yerine "Ya sev, ya terk et" söylemi geçer.

Atılan taşlar

Sade bu ülkede değil dünyanın her ülkesinde iktidar olanlar her zaman eleştirilir. Tanzimat dönemi Sadrazamlarından Fuat Paşa'nın, parke döşenerek inşa edilen Bab-ı Ali Caddesi'nin kendisine atılan taşlarla yapıldığını söylediğini Mahmut Kemal İnan'ın "Son Sadrazamlar" kitabında okumadınız mı? Eleştirileri nefret söylemi haline getirdiğinizde, siz de aynı tür nefret söylemlerinin hedefi olursunuz. Attığınız eleştiri taşları ile teröristlerin kurşunları, sizinle aynı görüşü paylaşmayanlar tarafından bir tutulur. Bir noktadan sonra "Hain", "Rejim düşmanı", "Ajan" ilan edilebilirsiniz.

Casus avı

Herkül Millas'tan duyduğum bir fıkra vardır...
Garnizon kapısında nöbet bekleyen er, yoldan geçen birinden şüphelenir, yakalar ve "Bu kişi bir casustur" diyerek komutanının yanına götürür. Adam sorgulanınca gerçekten casus olduğu anlaşılır... Casusu yakalayan erin uyanıklığı takdir edilir. Başarısı ordu içinde duyurulur ve mükâfat olarak üç ay izin aldığı da belirtilir.

Yeni bir yasak

Ondan sonra büyük bir sorun yaşanır. Garnizon kapılarında nöbet tutan erler gelen geçeni yakalayıp "Bu kişi bir casustur" diye komutanlarına götürmeye başlarlar. "Belki piyango bize de isabet eder" hesabı yaparlar. İnsanlar garnizonlara yaklaşamaz olur... Sonunda bakarlar ki bu iş böyle gitmeyecek. Komutanlar yeni bir talimatname yayınlarlar. "Bundan böyle casus yakalamak yasaktır" denilir bu talimatnamede...

İtidal gerekiyor

Yaklaşan 1 Kasım genel seçimlerinin kampanya sürecinde gerek konuşmacıların, gerekse gazete yorumcularının ölçülü, dengeli, sorumlu olmaları gerekiyor. Aynı şeyi Türkiye'nin bütünlüğünü ve istikrarını hedef alan teröristlere tabii ki tavsiye edemeyiz... Ama silah namlusuna kurşun sürer gibi kelimelerini seçenlerin, kendilerini teröristlerden farklı kılmalarını hiç olmazsa bu kampanya döneminde bekleyebiliriz...

Korsanın unutkanlığı

Sol gözü siyah bir bantla kapalı, sağ elinin yerinde bir çengel bulunan ve tek bacağı tahtadan bir Karayip korsanı, bardaki tezgâhın başında içki içenlerle sohbet ediyormuş. Biri korsanın vücudundaki eksik organların öyküsünü merak etmiş. Korsan da anlatmaya başlamış:
- Bir deniz çatışmasında isabet eden bir top mermisi ile bacağımın biri koptu. Bir başka deniz çatışmasında da bir kılıç darbesi ile sağ elim bileğinden ayrıldı...

Dinleyenlerden biri "Peki sol gözünü nasıl kaybettin" diye sorunca korsan acı acı gülüp onu da anlatmış:
- Sağ elimin yerine çelik bir çengel takıldığı günün ertesinde, sol gözüme sinek konmuştu. Elimin yerinde bir çengelin bulunduğunu unutup, sineği kovdum.
Kıssadan hisse:
Geçmişte yaşadıklarınızı ve yaşattıklarınızı unuttuğunuz takdirde, düşmanlarınızın vereceği zararlardan daha fazlasını siz kendinize verebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER