YAZARA MAİL GÖNDER Hem faşist hem komünist hem de demokrat

YAZARLAR

Kuzey Kore'nin komik diktatörü Kim Jong-un filmlere konu olmakta... Onu gördükleri için ağlayan kadınlarla kuşatıldığı fotoğraflarını tüm dünya medyası hemen paylaşmakta... Kuzey Kore'nin askeri gücü abartılarak vurgulanmakta...
Geçenlerde bir Amerikan televizyon kanalında program yapan bir stand-up komedyen bu konuya girdi ve şöyle dedi:

Almanya gerçeği
- Biz Amerikalılar çok saf bir toplumuz. Çok kolay uyutuluyoruz... Uzakdoğu'daki Kuzey Kore denilen minik ülkenin dünya barışı için tehdit oluşturduğuna inandırılmışız... Şu tarihe bir bakmayı denesek, dünya barışını kimin tehdit ettiğini hemen görebiliriz. Zavallı Kore ne zaman dünyayı tehdit edebildi ki? Ama Almanya 100 yıl içinde üç kez hem Avrupa'ya hem de dünyaya savaş açmadı mı? Dünya barışını gelecekte tehdit edecek bir ülke varsa Kuzey Kore değil bu Almanya olacaktır...

Nereden nereye

Bu komedyeni dinlerken, ben de Almanya'yı ve Almanları düşündüm. Düşünün ki Almanların bir bölümü 1945-91 arasında "Demir Perde"nin en koyu komünistleriydiler. Şimdiki Başbakanları Merkel de, eğitimini Leipzig Üniversitesi'nde yapmış bir Doğu Alman vatandaşı değil miydi? Bunların babaları olan Almanların tümü ise, 1933-45 arasında dünyanın en koyu faşistleri (veya Nazileri) değil miydiler? Şimdi de liberal demokrat ilkelere dayalı Avrupa Birliği'nin lideri ülke konumunda Almanya... Bunları neden yazdığıma gelince...

Hâlâ karşıymış

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Alman Devlet Televizyonu 1. Kanalı ARD'ye yaptığı açıklamada "Türkiye'nin AB üyeliğine her zaman karşıydım. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan da biliyor. Fikrim hâlâ değişmedi" demiş.
Hatırlıyorsunuzdur... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hafta başında Brüksel'de AB'li yetkilerle yaptığı görüşmelerde "Sığınmacı Krizini"nin çözümünde işbirliği için AB ile Türkiye arasında "Ortak çalışma grubu" kurulması kararlaştırılmıştı... Bu konu hakkında da görüş açıklayan Merkel, "Yükü daha fazla paylaşmak için Türkiye ile görüşmeliyiz. Bu da Türkiye'ye para göndermemiz, vize kolaylığı gibi Türkiye'nin bazı taleplerini yerine getirmemiz anlamına geliyor" demiş.

Batsın bu dünya

Dünya böyle işte... Türkiye'nin 1950'li yılların sonunda başlayan AB üyeliği hayalinin gerçek olması, şimdi Merkel'in kararına bağlı olacak... Buna karşı Orhan Gencebay'ın "Batsın bu dünya" şarkısını mırıldanmaktan başka ne yapabiliriz ki? Bereket ekonomimiz Yunanistan'ınki gibi değil. Öyle olsaydı Merkel Türkiye'ye yeni bir Cumhurbaşkanı bile atayabilir ve Yunanistan'a yaptığı gibi kapitülasyon rejimini de getirirdi...
Neyse... Önce Nazi, sonra komünist, şimdi de liberal demokrat olunabilen bir siyasi iklimin çocuğunun AB'nin güçlü lideri olmasının ayıbı, Londra'ya da Paris'e de yetmez mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.