YAZARA MAİL GÖNDER "Tarihi tekerrür" diye tarif edenler yanılıyorlar mı?

YAZARLAR

Yazılı hafızalarımız çok güçlü olmadığı için, yaşanılan olayların geçmişteki benzerlerini pek hatırlamıyoruz. Örneğin bu coğrafyada bombaların siyasi amaçlarla sivil hedefleri ve kitleleri hedef alması geçmişte de yaşanmadı mı?
Türkiye Cumhuriyeti'nin geçmişe dönük devamı olan Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'da 21 Temmuz 1905'te Padişah Abdülhamid'e Düzenlenen bombalı "Yıldız Suikastı"nın kurbanlarını ve faillerini hatırlıyor muyuz? Şimdi "Google" denilen ve her kaynağa kolayca ulaşmamızı sağlayan bir araç da var elimizin altında...
"Yıldız Suikastı"nı planlayanlara göre suikast, özel bir arabanın tekerleklerine yerleştirilmiş 100 kilo dinamit patlatılmak suretiyle gerçekleştirilecekti.
Arabayı 45 yaşında, eski bir katil olan Haçikyan adında Ermeni komitacısı idare edecekti.

Bir anlık gecikme

Suikast günü olarak 21 Temmuz 1905 Cuma günü kararlaştırıldı. Hazır hale getirilen arabacı iskemlesinin altına yerleştirilen bombanın bulunduğu suikast arabası caminin avlusundaki yabancı misafirlerin arabaları arasına bırakılmıştı.
Cuma namazı bitip cemaatle birlikte Padişah da çıkmaya başlayınca, saat ayarlı bomba patladı ama ortalıkta Sultan Abdülhamid yoktu. Buna sebep, Sultan'ın camiden çıkarken, âdetten olmadığı halde Şeyhülislâm Cemalettin Efendi'yle birkaç dakika konuşması idi. Bu bir anlık gecikme, Sultan'ı ölümden kurtarmış oldu.

30 ölü, 58 yaralı

Bomba 70 santimlik bir çukur açmış, çevredeki camlar kırılmış, insanlar dehşet içinde sokaklara dökülmüştü. Patlama sonucu 3'ü asker 4'ü gazeteci 30 kişi ölmüş, 58 kişi yaralanmış ve bunların 9'u sakat kalmıştı. Birçok seyirci patlamanın etkisiyle atların kemiklerinin sağa sola fırlaması sonucu yaralanmıştı.
Suikast düzenleyen Ermeni komitacıların bir kısmı, arabayı Yıldız Camisi avlusuna yerleştirdikten hemen sonra, yurt dışına kaçmışlardı. Olay sonrası ise 17 kişi firar ederken bir o kadarı da tutuklanmıştı. Eğer suikast başarılı olsaydı arkasından Beyoğlu'nda patlamalar birbirini takip edecekti. Çıkan kargaşayı dış güçlerin müdahalesi izleyecek, böylece hedefe ulaşılmış olacaktı.

Üzülenler vardı
Suikastın elebaşısı Belçika uyruklu Edward Jorris kaçmayı başaramamış ve bir ABD'li suikastçı ile birlikte yakalanmıştı... Bu girişimin başarısız olmasına Türklerden de üzülenler çıkmıştı. Ermenilerin bu suikastını "Osmanlı milletini Abdülhamid'in zulmünden kurtarmak için Ermeni vatandaşlarımız tarafından icra" olunmuş "Hareket-i kahramane" olarak değerlendirenler olmuştu.
Kurulan mahkemenin tarafsızlığında şüphe uyandırmamak için sorgu yargıçlığına Rum, Ermeni ve Yahudi hâkimler tayin edildi. Jorris'in ifadelerinde kendisini ısrarla anarşist olarak göstermesi ve suikastın yalnızca Ermeniler tarafından değil Avrupalı anarşistlerce de hazırlandığını vurgulaması ilgi çekiciydi.

Ölmedi ama devrildi
Jorris Belçika elçisinin huzurunda her şeyi itiraf ettiği gibi azmettirici Ermeni komitacıların isimlerini de vermişti. Buna ilave olarak Osmanlı Bankası ve Galata Köprüsü'nün de havaya uçurulmak istenildiğini itiraf etmişti. Jorris Sultan'ın hayatına kastetmiş, her şeyi itiraf ederek idama mahkûm olmuş ve affedilmişti. Suikasttan kurtulan Sultan Abdülhamid ise üç yıl sonra bir darbe ile devrilecek ve aralarında bir Ermeni mebusun da bulunduğu bir heyet tarafından 1909 yılında, kendisine tahttan düşürüldüğü tebliğ edilecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.