YAZARA MAİL GÖNDER Resmi ve ideolojik tarih öğretisi buharlaşırken

YAZARLAR

Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 77'nci yıldönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylediklerinin altına imza atabiliriz. Bazı satırbaşlarını hatırlayalım bu konuşmanın...
"- Bu yıl 29 Ekim'de cumhuriyetimizin 92. yıl dönümünü coşkuyla kutladık. Ama bu yıl aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin 716. kuruluş yıl dönümüydü. Yine bu yıl Anadolu topraklarındaki ilk devletimiz olan Selçuklu Devleti'nin kuruluşunun 940. yıl dönümüydü. Bu devletlerin hepsi de birbirinin devamıdır, bu bir zincirdir."

940 yıldır buradayız
"- Cumhuriyeti savunurken ne Osmanlı'yı ne Selçuklu'yu bir kenara koyabiliriz. Reddedemeyiz. Biz bir kabile devleti değiliz, biz asil ecdadın devamı olan bir devletiz. Elbet son devletimiz Cumhuriyetimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız. Aynı zamanda Anadolu'daki devlet varlığımızın 940 yıllık geçmişini de unutmayacağız."

Tarih devamlılıktır
Gerçekten de bazıları için Cumhuriyet öncesi tarihi bilmek, hatırlamak ve değerlendirmek, adeta Cumhuriyet'e ihanet veya Atatürk'ü ve devrimlerini inkâr etmekle eşanlamlı değil midir? Oysa tarih bir devamlılıktır... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri ile "Gazi Mustafa Kemal'in 1919'da başlayıp 1923'te cumhuriyeti kurarak taçlandırdığı o büyük mücadelesi de, milletimizi vatansız bırakmama mücadelesi değil miydi?"

Resmi tarih öğretisi

Cumhuriyet kuşaklarının tarihi de, siyaseti de algılarken kafalarda oluşan kargaşanın ana nedeni, galiba bize verilen resmi ve ideolojik tarih öğretisindeki sığlıktır... Osmanlı tarihini "İyi padişahlar- Kötü padişahlar"ın öyküleri içeriğiyle ezberlemedik mi? Aldığımız bu eğitim ile "Cumhuriyet reformları"nın, "Tanzimat Reformları"nın bir nevi devamı olduğunu görebildik mi?

Ankara ve İstanbullular

Osmanlı'nın parçalanmasına neden olan Milliyetçilik akımlarına karşı, Cumhuriyet'in "Tek Milletli Devlet" politikasının, bir reaksiyon olduğunu kaçımız düşündük? Ve sonuçta Atatürk de, bu süreci son döneminde yaşayan bir Osmanlı subayı değil miydi? Cumhuriyet'in başkenti Ankara'yı, İstanbullular kurmadı mı?

Yeni bir dönem
Şimdi bu tarihi televizyon dizilerinden hafif çarpık biçimde olsa da yeniden öğrenen bir kuşak var... Ve bu arada Cumhurbaşkanları da, resmi tarih öğretisinin dışında yaklaşmaya başladı kendi tarihimize... Kısacası Cumhuriyet'in daha bilinçle değerlendirildiği bir ergenlik dönemindeyiz. Bu mutluluk vermesi gereken bir olgudur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.