Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dünya Ombudsmanlar Örgütü'nün (ONO) yıllık kongresi, Los Angeles'ta varoluşsal sorunları ele aldı. Yeni medya, 'pijamalı haberciler' ve 'sürü gazeteciliği' gözde konular arasındaydı

Hangi boyutuyla ele alırsak alalım, dünya medyası tarihinin en kapsamlı, ucu en açık dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor.
'Eski' ile 'yeni' arasında yaşanan sıkı bir çekişme bu. Her ne kadar gazeteler her gün bayilere, evlere ulaşmaya devam etse de, insanlar haberleri esas olarak TV ekranlarından alsa da, bunun ne kadar süreceğini, geleneksel medyanın internet medyasına ne zaman yenik düşeceğini kestirmek çok güç. Belki de birinin öbürünü yok etmesinin yerine, devrimsel süreç sonunda dünya medyasında yeni dengeler kurulacak.
Dünyanın dört yanında hem yazılı hem de işitsel/görsel medyada halk adına özdenetim yapan 50 kadar 'haber ombudsmanı' (okur temsilcileri, okur editörleri vs) Los Angeles'te işte bu sert rüzgâr ve çalkantıların ürettiği büyük soru işaretleriyle toplandı geçen hafta.
Dünya Haber Ombudsmanları Örgütü'nün (ONO) 130 yıllık Los Angeles Times gazetesinin görkemli, devasa binasını yıllık kongresi için seçmesi de simgesel anlam taşıyordu:
Tirajlarda büyük erime yaşayan, salonları yarı-boş hale gelmiş, bu saygın ABD gazetesi, Chicago Tribune ve Baltimore Sun'ın da yer aldığı altı gazetelik bir grupla beraber düşük fiyatla satışa sunuldu, alıcı bekliyor.
Göz dikenler arasında, tartışmalı medya patronu Rupert Murdoch da var.
Üç günlük toplantıda temel sorular da hazin tablonun etkisinde kaldı:
Medya tepeden tırnağa değişir, pek çok (mesleki formasyondan yoksun) kişi bloglarla -başta Twitter olmak üzere- 'yeni medya' üzerinden birer gönüllü haberciye dönüşürken, 'global köy'ün sakinleri, yani milyarlarca insan doğru, inanılır habere, bilgiye nasıl ulaşacak? Bu yeni süreçte ombudsman nasıl bir rol değişimi yaşayacak?
Özeleştiri nasıl olacak?
Hiç kolay sorular değil. Mesela, Türkiye: UNESCO'nun son verilerine göre, bizim ülkede yaşları 15-30 arasındaki kitlenin % 87'si haber ve bilgiye sadece internet üzerinden ulaşıyor!
Facebook ve Twitter kullanımı, geometrik hızla artıyor, Türkiye dünya sıralamasında ABD ve bazı Uzakdoğu ülkeleriyle beraber en yükseklere yerleşiyor.
Öte yandan, Hindistan ve Brezilya gibi 'yükselen yıldız'larda geleneksel medya, özellikle yazılı basın, hala ekonomik ve sosyal gücünü koruyor.
Amerikalı okur temsilcileri için haberler kötü. Bir haber kuruluşu bünyesinde 'bağımsız ombudsman' oluşturma fikrini 1967'de uygulamaya geçiren Washington Post'un 45 yıl sonra 'iç kurum'u itirazlara rağmen lağvetmesi, olumsuz bir eşik anlamına geliyor.
Toplantıya katılanlar zamanın internet haberciliği lehine işlediğini itirazsız kabul ediyor. Bu mecra sayesinde bilgiye erişmek ve onu yaymak artık çok daha kolay, çok daha 'anlık'.
Hem üretim, hem tüketim hem de denetimi yeniden tanımlayan bu süreçte farklı ve daha karmaşık bir meslek kültürü şekilleniyor. Kuzey Amerika ve Uzakdoğu'da yurttaş gazeteciliği yaygınlaşırken, Arap Uyanışı'nın sarstığı coğrafyada toplumlar 'güvenilir haberi' daha çok eski düzene ait basında değil, 'alternatif medya'da - bloglarda, özgür internet sitelerinde - buluyor.
Peki, giderek yoğunlaşan bilgi kirliliği, (başta özel hayatlar olmak üzere) hak ihlalleri ve nefret söylemi karşısında 300 küsur yıldır damıtılmış meslek ilkeleri nasıl gözetilecek? Kaliteli haberciliğe, analitik bilgi yayınına hala yer var mı?
Hindistan'ın en köklü gazetelerinden The Hindu'nun Ombudsmanı A.
S. Panneerselvan
, İngiltere gazetesi Observer'in okur temsilcisi Stephen Pritchard ve benim de aralarında yer aldığım çoğunluk, azalmak bir yana dursun, kaliteyi arayıp bulma ihtiyacının çok daha artacağı görüşünde.
Global anlamda medyaya güven boşluğu, aslında bir güven arayışının önemini da anlatıyor. Sansürü, dezenformasyonu, çarpıtma haberi, yalanı, abartıyı, yanıltmayı, manipülasyonu, saklamayı, karartmayı öteden beri bir çırpıda sezen okur/izleyici, yeni medyanın içinde de ombudsmanlığa ihtiyaç duyacak.
Ama farklı formatlara belki yönelecek; çünkü bloglar, Twitter gibi sosyal medya araçlarıyla gelişen yeni dünyada zaten medya bozukluklarına karşı külyutmaz, eleştiren/sorgulayan bir kuşak giderek egemen oluyor. Bunlara, evlerinden yaptıkları çalışmalar neddniyle 'pijamalı haberciler' deniyor.
Daha aktif ve yeni bir profil, ama onların siber alemde oluşturduğu bu 'orman' içinde, doğru habercilik adına algı yönetimini, eşgüdümlü bir özdenetim modelini ancak mesleğin ilkelerini hem içselleştirmiş hem de güncellemiş ombudsmanlar yapabilir. Ama çıtayı daha da yükselterek ve daha geniş rol tarifleri içerisinde hareket ederek.
İnternetin açtığı alan, zehirli bir 'sürü haberciliği'ni de besliyor. Güney Afrikalı ombudsman George Claassen'in, Oscar Pistorius davasıyla ilgili anlattığı örnekler, yalan ve iftiralarla beslenip bulamaç hale gelen 'haber yayını' kampanyalarına karşı, bağımsız ombudsmanların 'akıntıya karşı yüzmesinin' - yani uyarı yapmasınınönemine de işaret ediyordu.
Bilinen problemler de devam ediyor.
Ama şu da ortaya çıktı: 'Sınır ötesi' özellik taşıyan haberlerle ilgili şikayetlerde okur temsilcileri verimli bir işbirliği de yapabilir.
Milliyet okur temsilcisi Belma Akçura'yla beraber Hollanda'nın Handelsblad gazetesi ombudsmanı Sjoerd de Jong'la sohbetimizde, bir Türk çocuğun velayetinin Hollandalı lezbiyen aileye verilmesini konuşuyorduk. De Jong bu vakayı habelerştiren Hollanda basınının önyargılarından, 'sürü gazeteciliğinden' bahsetti, ben de Tükiye'de bu olayın haberleştirilmesinde benzeşen taraflar olduğunu söyledim.
Böylesi 'sınır aşan' gelişmelerde ombudsmanlar pekala ortak köşelere de yer verebilir, özeleştiriye daha fazla artı değer katabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER