YAZARA MAİL GÖNDER Bir yıl daha

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

İşte yeni bir yıl daha... Önce herkese, "İyi seneler" dileyelim...
Şimdi, şu an, zamanı kucakladığımız yerde; bir yıl daha kayıp gidiverdi işte avuçlarımızdan.
Ne kadar kıymetini bildik; anlamımızın, günlerimizin, yaşadıklarımızın, sevdiklerimizin, kendimizin! Herkes için, her sene üstü örtülü de olsa, fısıltıyla sorulan sorulardır bunlar. İyidir elbette bunları sormak! Yeni, büyük umutların kıyısında; bu sorular ile sahici bir yerden buluşabilmek.
İyidir insanın kendisiyle yüzleşmesi...
Mutluluğu önce; kendi içinde; kendi derinliklerinde araması.

***

'Cennet' kelimesinin Yunanca'daki karşılığı "ouranos" olarak biliniyor. Ouranos'un kelime anlamı da 'genişleme' ya da 'genişlemek' olarak belirtiliyor. "Genişlemek", aslında ne çok güzel bir sözcük.
Belki de günümüz insanı, bulutların üzerinde, sonsuzlukta; henüz 'idrak' etmediği bir dünya üzerine hayal kurarken; o hayale kavuşmanın bir yolunun da; burada, şu an, şimdi genişleyerek; yeryüzü cennetinin hakkını vermek olduğunu öğrenmeli. Yoksa bize armağan edilen hayatları ve misafir kılındığımız bu yeryüzünü, gerçek bir cehenneme çeviren, yine insanın kendisi değil mi!
Asırlar önce, "Cennetin krallığı içimizdedir" diye seslenilirken; belki insana anlatılmak istenen buydu. Belki de, adına "genişleme" denilen; bir huzura denk gelen, sessiz bir 'aydınlanma' gibi; insanın kendi içindeki öz kaynağa ulaşabilmesinin bir simgesi. İnsanın bu genişleme simgesiyle, kendi enerji alanının farkındalığını taşıması. Buna ulaşması! Kendi kimliğini, ruhsallığını; insanın özünde kutsal bir varlık olduğunu anlaması. Bu kutsallığın bir parçası olması.
***

Yeni bir yıla daha girerken; insan hep kendisine borçlu bir varlıkmış gibi geliyor bana. Çünkü böyle olmasaydı; insanın insana yabancılaştığı, bu kadar totaliterleşen bir çağda yaşar mıydık?
Kötülüklerin bu kadar hakim olduğu, şiddetin öne çıktığı, vahşetin üstünün örtüldüğü bir çağda.
Evet insan aslında, işte böyle bir çağda 'mutluluğu' arıyor. Yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın, yeni bir yıla girilirken, farklı beklentileri, farklı amaçları olsa da; tek bir ortaklığı var: Mutlu olmak. İnsanlık, hep tanımlayamadığı mutluluğun peşinden koşuyor.
***

Bu adına mutluluk denilen muamma; aranılarak bulunulan bir şey mi? Yoksa insan, adını tam koyamadığı bu mutluluk arayışında, sadece kader ağlarında debelenen bir yalnızlık mı? Ya da seçimleriyle birlikte kaderini etkileyen, mutluluk arayışında yaşamının şiirini yazan sanatçı mı? Bunların hepsi birbirine bağlı kavramlar. Bir yazıya sığmaz! Ama mutluluk, hazır reçeteler ile ulaşılabilecek bir duygu durumu değil galiba. Hele ki yaşamın bir metaya indirgendiği, modern zamanların bize dayattığı sıradan yaşam tasarıları arasında. Hele ki hayata vurulan prangaların, sistemin bizler adına yaptığı, onaylanmış seçimler arasında...
***

Yine de sevginin bilgeliğinde, gücünde, çoğalışında, paylaşımında aramalı insan mutluluğun sırlarını. Sevginin bilgeliğindeki kutsallığını anımsamalı insanın kendisi.
Sevgi, hala umutsuz bir dünyada, gerçek mutluluk anahtarıdır çünkü.
İçimizdeki yaşam sevinci, işte bu sade sırrın üzerinde büyür. Dirilir. Kendisine gelir.Belki de bunu anlamamızdır bize yeryüzü cennetini, genişlemeyi armağan edecek olan.
Biz yine de yeni yılın başlangıcında, günümüzün klasik 'pozitif düşün, her şey güzel olsun' modunun aynısı olmasa da; olumlu olmaya bakalım...
Çünkü olumluluk, olumsuz bakmaktan çok daha iyi. Bir de insan zihni, öylesine yaratıcı ki; cenneti cehenneme, cehennemi de cennete çevirebilir, kendi isteğiyle... Sadece olumsuz ya da olumlu bakışın gücüyle...
Unutmayalım...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.