Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bazı insanlar vardır ki; Türkiye'de bulunduğu siyasi partilerin vicdanı konumundadırlar. Yüksel Çakmur, CHP içinde, bu konumdaki insanların başında gelir. Çok uzun yıllar İzmir ve ülke siyasetine büyük emek vermiştir.
1971'de 29 yaşında Buca'ya belediye başkanı, 1973 ve 1977 seçimlerinde İzmir'den milletvekili seçilmiştir.
Kabinede 2 kez Gençlik ve Spor Bakanlığı yapmıştır.
Ülkeyi karanlık günlere sürükleyen 12 Eylül Askeri Darbesi'nde, Zincirbozan'a gönderilen politikacılar arasında yerini almıştır.
Askeri darbe sonrası, zor günler geçirmiştir.
Ama o zor günleri de değerlendirmiş, yokluklar arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirerek ikinci üniversite eğitimini tamamlamıştır.

YILDIZI PARLADI

O günlerden sonra, 1989 yılında yıldızını parlatarak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmayı başarmış, görevi boyunca İzmir için radikal kararlar alarak, önemli işler başarmıştır. Hakkını vermek gerekir ki; İzmir'in birçok önemli projesi, Çakmur döneminde başlamıştır.
Yerel siyasette her zaman vefalı olmuş, tecrübeye saygılı davranmış, dürüst niteliğini korumuştur.
Elbette, her siyasetçi gibi eleştirildiği yanları da olmuştur.
Doğru ya da yanlış, inandığı çizgiden hiç taviz vermemiş; demokrat, reformcu, kararlı bir politikacı portresi çizmiştir. 42 yıldır siyasetin içinde olan, şu an siyaseti sağduyusuyla izlemeyi sürdüren Çakmur, şimdi önemli bir konuda uyarıda bulunuyor. Çakmur, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na gönderdiği mektubun bir bölümünü kamuoyu ile paylaştı. "Tüm ülkede ön seçim yapılacak diye bir şey yok. Bazı yerlerde belediye başkanları ön seçim ihtimaline karşı eş dost, akraba, hemşehrisini üye yapıyor. Hastalıklı bir üye yapımız var. Örgütün bu durumuyla ön seçim yapmam" diyen Kılıçdaroğlu'nu sağduyusu ile uyardı.
CHP'de ve İzmir siyasetinde yeni bir tartışmayı başlatan Çakmur, mektubunda diyor ki: "Tüm siyasi partilerde ama özellikle sosyal demokrat partilerde, eleştiri ve özeleştiri elbetteki en değerli unsurdur. Ancak bir genel başkan olarak sizin özeleştiriniz kanımca maksadını aşmakta, güvendiğimiz yegane unsurumuz olan örgütümüzü; güvensiz, hastalıklı, inandırıcı olmayan, köksüz bir yapı durumuna itmektedir.
Demokrasinin temel unsuru olan seçme ve seçilme özgürlüğü birkaç hatalı tutumu, birkaç kişisel kusur ve kötüye kullanma yüzünden askıya alınabilir, ertelenebilir ya da tümüyle ortadan kaldırılabilir bir yapı olamaz. 12 Mart, 12 Eylül bunu yaptı. Demokrasiyi askıya aldı. Hak ve özgürlükleri askıya aldı. Otoriter bir rejim getirdi. Otoriteryanizme dayalı tek adam düzeni getirdi. Ve bunların acısını çektik, çekiyoruz.
Hile yapan varsa, naylon üye kaydeden varsa ve siz bunun faillerini biliyorsanız (ki demecinizden bildiğiniz anlaşılıyor) o zaman sorunun çözümü bu yapı hastalıklı deyip demokrasiyi kaldırıp olağanüstü hal rejimi ilan etmek değil, kusurlular hakkında parti içi disiplini çalıştırmak ve sorunu çözmektir. Sözü geçen bu bir takım belediye başkanları veya diğer kamu yöneticileri acaba geçmişte bulundukları mevkiye merkez yoklaması veya genel başkan iradesiyle mi getirilmişlerdir?
Yoksa parti içi demokrasi ve önseçimle mi gelmişlerdir? Hastalıklı olan yapı demokrasi midir? Oligarşi midir? Şimdi derseniz ki, ben bütün örgütü kastetmiyorum, CHP tabanını kastetmiyorum, hile yapan birkaç kişiyedir sözüm; o halde demokrasiyi lağvetmeye ne gerek var? Hiç merak etmeyin, bu birkaç hilecinin cevabını demokrasi içinde katılımcı örgüt layıkıyla verecektir.
Güvenmezseniz iktidar olamazsınız.
Unutmayın, hesap vermeyenler hesap soramazlar. Parti içi demokrasi olmazsa, mevki sahipleri mevkilerini koruma mücadelesi verir.
Parti içi demokrasi olursa, mevki sahipleri halk adına mücadele verir.
Milletvekilliği, belediye başkanlığı gibi makamlar, gelindiği için birilerine minnet duyma yerleri değil, mücadele yerleridir. Hesap sorma ve hesap verme yerleridir.
Ama örgüt için de bir şey söylemek gerekiyor. Bunca antidemokratik uygulamaya karşın sinmemeleri, pasifleşmemeleri gerekiyor.
Talep etmeliler. Demokrasiyi, seçme ve seçilme özgürlüğünü (en temelden başlıyorum, çünkü bu temel özgürlüğü yitirmiş durumdalar) talep etmeliler. Bunun için mücadele etmeliler. Örgüt isterse önünde hiçbir güç duramaz."
Yukardaki satırlar Yüksel Çakmur'un mektubunun bir bölümü. Elimizi vicdanınıza koyup sormak gerekli: "Çakmur haklı mı?"
Bence haklıdır. CHP'de artık bir zihniyet değişikliği gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER