YAZARA MAİL GÖNDER Üslup

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Hayatta, siyasette, ticarette; yani insanın adım attığı her alanda; düşüncelerin özgür ifadesinde; insana en çok yakışan; kullanılan üslup, kurgulanan dil ile ölçülür. Çünkü dil, insanı hayatın içinde örgütleyendir. Gelin, asırlar önce Anadolu'dan çıkıp tüm dünyaya evrensel bir ışık saçan Yunus Emre'nin, ünlü dizelerini hatırlayalım:
"Söz ola götüre başı
Söz ola bitire savaşı
Söz ola ağulu aşı
Yağ ile bal ede bir söz."

Gerçekten söz önemlidir; değerlidir.
Bu nedenle, iyi söylenmiş her söz, insanların kalbine işler, onları harekete geçirir.
Bu nedenle, sahici olan her söz, her insan tarafından ciddiye alınır.
Demokrasi sınırlarında, sağduyu ile hareket edip, daha fazla demokrasi isteyerek, kendilerini meydanlarda özgürce ifade eden insanlara saygı gösteriyorum.
Ama insanların bir bölümünün, özellikle bazı provokatörlerin etkisiyle, meydanlardaki dili, bir küfür diline dönüştürmelerini; hem anlamıyor; doğrusu hem de anlamak istemiyorum.

DUYARLI YURTAŞ FARKI
Özellikle İzmir'de izlediğim gösteriler sırasında; bu 'küfür dili'nin bazen birileri tarafından öne çıkarılmasını; doğrusu güzel İzmirimize yakıştıramıyorum. Bu nedenle, dün İstanbul'da İstiklal Caddesi'ne çıkarak duvarlardaki cinsiyetçi ve homofobik dille oluşturulmuş yazılamaları silen kadınları, alkışlıyorum. Beyaz, mor boyalar ve spreylerle sokağa çıkan o kadınlar, "Küfür tacizdir, inatla diren" derken, doğru bir yaklaşım gösterdi. O kadınların duvarlardaki "AMK" yazılarını, "AŞK"a çevirmeleri, küfürlerin üzerini boyamaları, gösterilerde insanlığa yakışmayan "küfür" söylemini geliştirenlere, umarım örnek olur.
İzmir'de önceki gece, yine sahneye çıkan provokatörlere duyarlı yurttaşların izin vermemesi de, bu süreçte dikkat çeken olumluluklardan biri. Polis, haklı eleştirileri göz önüne alarak, herhangi bir müdahalede bulunmazken; yurttaşlar şarkılar ve halaylar eşliğinde kendilerini ifade etti. Ama Lozan Meydanı'nda toplanan 50 kişilik bir grup ise, ne yazık ki Fuar kapısına, mobeselere, trafik ışık ve levhalarına zarar vermeyi sürdürdü. Tam bir vandallık örneği sergilendi. Plevne Bulvarı üzerinde ise, yine örnek bir tutum gösterildi. Toplanan bir grup, saksılar ve söktükleri taşlarla barikat kurmak istedi. Ama bunu gören başka bir grup genç ise, taşkınlık yapanlara seslenerek, barikatı kaldırmalarını istedi. Sonuçta gençler, bu talep yerine gelmeyince, kendileri barikatı kaldırarak, yanan saksıları söndürdü.

ÇOĞUNLUK PARTİ ÜYESİ DEĞİL
Benzer tablolar İzmir'in farklı noktalarında da yaşandı. Taşkınlık yapanlara, insanlar müdahale etti. Bu örnekler, sağduyunun öne çıktığını gösteriyor, olumlu ve sevindirici.
Gelişen olayları daha iyi analiz edebilmek için; önümüzde ilk somut veri; İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden, Esra Ercan Bilgiç ve Zehra Kafkaslı'nın internet üzerinden yürüttüğü üç bin kişilik araştırmanın sonuçları. Araştırmaya göre, İstanbul'daki gösterilere katılanların yüzde 70'i kendini hiçbir siyasi partiye yakın hissetmiyor, yüzde 53.7'si ise daha önce hiçbir kitlesel eyleme, sokağa çıkarak katılmamış. "Askeri müdahale olsun" önerisine katılanların oranı yüzde 6.6 iken, bu öneriye katılmayanların oranı ise, yüzde 79.5. Ankete katılanların yüzde 39.6'sı 19-25; yüzde 24'ü 26-30 yaşları arasında. Protestolara katılanlar, en çok "Özgürlükçü" nitelemesinin kendilerini tanımlarken geçerli olduğunu düşünüyor. "Özgürlükçüyüm" seçeneğine katılıyorum diyenlerin oranı yüzde 81.2. Gelişmelere 'objektif' gözlükle bakabilmek, meydanları daha iyi anlayabilmek için, detaylı olmasa da bu araştırmanın gösterdiği ipuçlarının önemli olduğunu düşünüyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.