YAZARA MAİL GÖNDER Pazartesi mektubu

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Egeli Sabah'ın markalaşan Sabah Kahvesi'nde, bu hafta değerli bilim insanı Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zafer Akçığ'ı ağırladık.
Değerli Akçığ, verdiği dikkat çekici bilgilerle, önemli çok sayıda konuya dikkat çekti.
İzmir ve deprem ilişkisinde, paniğe yol açmadan kamuoyunun farkındalığını artırmanın öneminden, kentsel dönüşümün İzmir için doğru kullanıldığında nasıl bir şans olabileceğine kadar, çok sayıda önemli konuyu değerlendirdik.
Zafer Akçığ, sorularımızı şeffafca yanıtladı.
İzmir'de bu alanda yapılacak çok iş var. Kimsenin huzurunu kaçırmak istemeyiz. Ama İzmir tarihinde önemli depremler yaşamış. Hem bir deprem öncesinde, hem sonrasında alınacak önlemler, uygulanacak afet planları çok önem taşıyor. Bu nedenle hem kamunun, hem de halkın farkındalığının artması büyük önem taşıyor.

SABRİ HOCA'NIN ANLATTIĞI
Örneğin 'tarihi İzmir fayına' baktığımızda; kenti 10 Temmuz 1688 tarihinde yıktığı biliniyor. O tarihte çok önemli bir rakam olan 16 bin insanın hayatını yitirdiği kaynaklarda yazılı. O depremin, 7 büyüklüğünde, Mercalli şiddet ölçeğinde ise üst düzeyde gerçekleştiği tahmin ediliyor. Alıntının alıntısı olacak; İzmir'le de ilgili çok sayıda kitabı bulunan, değerli tarihçi, sevgili Doç. Dr. Sabri Yetkin'in geçmiş yıllardaki satırlarından bir değerlendirme aktarabiliriz. Yetkin, "İzmir'de yaşanan temmuz depremleri" başlıklı makalesinde şunları kaleme almıştı: "İzmir'i derinden etkileyen en büyük depremlerden biri 1688 depremidir. 10 Temmuz 1688 sabahı İzmirliler, başlarına geleceklerden habersiz, pırıl pırıl güneşin aydınlattığı, denizin sakin, masmavi göründüğü bir güne uyandılar. Öğleye doğru gerçekleşen büyük bir yer sarsıntısı, İzmir'de yaşayanların o güne kadar hiç görmedikleri biçimdeydi.
Deprem İzmir kent merkezini vururken, oldukça geniş bir bölgede hissedilmişti.
Deprem sırasında meydana gelen yer hareketlerini ve sonrasında yaşanan oluşumları son derece ayrıntılı biçimde anlatan bir rapor kaleme alınmıştı. İzmir'deki Fransız Konsolosluğu çalışanlarınca hazırlanan bu rapordan aktaracağım satırlar çarpıcıdır: 'Deprem, 16 Temmuz 1688'de öğle saatlerinde Körfez'in girişindeki Sancak Kale civarında oldu. Kalenin büyük kısmı sular altında kaldı ve topları görünmez oldu. Bölgedeki evlerin dörtte üçü yıkıldı, ağaçların bazıları köklerinden söküldü.
Deprem, kentin içinde de aynı anda ve bütün şiddetiyle hissedildi. Evlerin büyük kısmı yıkıldı. Depremin ilk sarsıntısı o kadar şiddetli olmuştu ki, yer yarılmış, açılan yarıklardan kaynıyor gibi görünen ve dayanılmaz kokusu olan kapkara sular çıktı. Yarıkların içindeki sularda ölmüş balıklar görüldü. Kıyı bandı çöktü, deniz yükselerek kıyı boyunca uzanan Frenk Mahallesi'ndeki evlerin merdivenlerini yuttu.
Depremden İzmir'in civarı da etkilendi, uzak yerleşimlerden Seydiköy'de (Gaziemir) bazı su kaynakları kururken, bazı yerlerde yeni su kaynakları ortaya çıktı.
Deprem büyük can kaybına yol açtı, 15 - 16 bin kişi hayatını kaybetti. Sarsıntı nedeniyle kamu binaları, ibadethaneler, ticarethaneler, hanlar, kervansaraylar ve konutların önemli bir kısmı yıkıldı.
Deprem sonrasında çıkan yangın felaketi artırdı. Kıyıda bulunan Frenk Mahallesi'nde çıkan yangın, sert esen rüzgarın etkisiyle kuzey-güney istikametinde yayılmaya başladı. Frenk Caddesi boyunca genişleyen yangın, Ermeni Mahallesi'ne yayılarak çarşılara sıçradı ve kentin yarısından fazlasını yok etti. 10 Temmuz'da başlayan depremler, 31 Temmuz'a kadar aralıksız sürdü, sağ kalan İzmirliler kenti terkettiler.'
Bu bilgileri aktarmakla amacımız bir 'felaket tellallığı' yapmak değil. Ama şurası bir gerçek ki; depremle ilgili bilim adamlarının saptamasına göre; dünyadaki benzeri tarihi faylar üzerinde, bilimsel olarak 334 yılda bir ya da yaklaşık zaman dilimleri arasında, doğa yeniden kendisini gösteriyor ve benzeri felaketler yaşanıyor. Bu durumda, İzmir'in 2020 sonrasına çok dikkat etmek gerekmiyor mu? Sadece hatırlatalım istedik...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.