YAZARA MAİL GÖNDER Beklenti etkisi

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Hayat notları

Hayatlarımızın toplamı, yalnızlığın sanki en eski yerlerinde, sessizleşerek, susuzlaşarak duruyor gibi.
Oysa "Ne gelir elimizden, insan olmaktan başka" demişti Edip Cansever.
Evet, gerçekten de, ne gelir insan olmaktan başka!
İnsanlığın ve insan olmanın, bilemediğimiz karmaşık serüveninde; yani var oluş yolculuğumuzda; bazen karlı bir kış gününde, kara bir trenden, erken istasyonlarda inmiş gibiyiz. Şaşkın, hiç tanınmamış bir kasabanın ıssızlığında, eski bir istasyonda, öksüz kalmış çocuklar gibi.

***

Bazen bize olanlardan çok, bizim olanlara karşı geliştirdiğimiz algılayışımız mı öne çıkıyor acaba?
Hani bir gün üzerinden yıllar geçer de; geçmediği anda yaptıklarımızın, yapacaklarımızın ürettiği sonuçlar; bir bakarsanız anlamsız kalmıştır, her şeyin, çok çok altında... Solgunca uçup gitmiştir tüm anlamlar...
Özünde yani, inandıklarımızdır bizi şekillendiren...
Bilinçaltımızda ya da bilinç üstümüzde, ruhumuzu besleyen; bizi biz yapan; inançlarımızdır...
***

Bilinen bir efsane vardır. Kıbrıslı bir heykeltraş olan Pygmalion, kendi yaptığı, ideal bir kadın görüntüsündeki fildişi heykele aşık olur. Heykele Galatea adını verir. Onu giydirir, süsler, güzelliklerle buluşturur. Sonra da aşk tanrıçası Afrodit'e, kendisine o heykelin benzeri bir eş vermesi için yalvarmaya başlar. Efsane ya bu; Afrodit'in işlevi zaten aşk üzerine kurulu olduğu için; büyük yalvarışlar karşısında, Pygmailon'un bu arzusunu kabul eder. Galatea adlı heykele can verir. Can bulan güzel kadın, Pygmailon'un eşi olur, ona Paphos adlı bir çocuk verir.
***

Efsaneyi bir kenara bırakalım. Ama Yunan mitolojisindeki bu hikayeden, geriye psikolojide ve edebiyatta öne çıkan "Pygmalion etkisi" olarak adlandırılan, dilimizde "beklenti etkisi" diye adlandırılan bir kavram çıkmıştır.
Çünkü Pygmalion efsanesi, aslında kendisini gerçekleştiren bir kehanettir bir yanıyla...
Bir yanıyla da, inancın insan davranışı üzerindeki çok güçlü etkisinin ifadesidir, "beklenti etkisi"...
Hani bir şeyin olacağına inanan, o minnacık, naif yürekli çocukların; büyüleyici, masalsı düşünceleri gibi...
Bizde eskilerden kalma; "iyi düşün, iyi olsun" sözündeki gibi...
***

Hani günümüzde "'çekim yasası" gibi tanımlamalarla, aslında durmadan dönüp dolaşarak, insana anlatılmak istenen; saf, temiz düşüncenin; billurlaşmış yürekten inancın, iyi niyetin; insan ile olaylar arasında doğurduğu sonuçtur biraz da... Bu nedenle kendisini Pygmalion gibi konumlayan modern insan, kehanetinin, inançlarının peşinde koşar sonuçta... Tersinden bakarsak konuya; hani denir ya bizim eskimeyen sözlerimizden birinde:
"Bir insana kırk gün deli dersen deli olur" diye...
***

Biz yine güzel, olumlu tarafından bakalım tüm efsanelere ve insanlığın oralardan çıkardığı derslere.
Çünkü insan olmak, "iyilikle" birlikte mutlaka "umudu büyütmeyi" gerektirir. Çünkü insan kusursuz ve mucizevi geldiği bu yeryüzünde, sınavlardan geçerek, güzelliklerle kucaklaşmaya layıktır. Bu nedenle "beklenti etkisi" değerli. Ayrıca bunca anlamsız "hay huy" arasında, hep fani olduğumuzu hatırlarken bu yeryüzünde; "Ne gelir elimizden insan olmaktan başka?.."
Sahi ne gelir!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.