Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İstanbul'da yaşayan, ama sıkı bir İzmir hayranı olan bir dostum, Barselona'dan dönmüştü. Sohbet ediyorduk. Sevgili dostum, Barselona'ya ilk kez gitmişti ve gözlemini dile getirdi; "İzmir, İstanbul'dan sonra 'küresel bir şehir' olabilir. Bu güzellikleriyle, bu insan sermayesiyle, rahat rahat bir Barselona olabilir" diye...
Elbette insanı her zaman heyecanlandıran bu somut gözleme; İzmir aşığı bir gazeteci olarak katılıyorum.
Sonuçta, İzmir neden bir küresel şehir ve neden bir Barselona olmasın! Olabilir... Mutlaka olmalı da...
Bu köşeyi okuyanlar bilir; Ege Bölgesi'ne, İzmir merkezli 'kent havzası' olarak bakabilmenin değerine, ayrıca 'küresel şehir' kavramına, birkaç kez değinmiştik.
Dünyanın yeni küresel düzeninde; şehirler ve oynadıkları roller; artık kent sosyologlarının ilgi alanında. 'Küresel şehir' kavramını, 1998'de Saskia Sassen ortaya atmıştı. New York, Londra ve Tokyo örnekleriyle bu kavramı analiz etmişti.

YENİ BÖLGESEL MERKEZLER

Bu analizi, daha sonra İngiliz kent sosyoloğu Anthony Giddiens geliştirdi. Giddiens, Sassen'in yaklaşımını genişletirken, bu şehirlerin bir zamanlar İzmir'in de taşıdığı gibi; geçmişlerinde sürekli dünya ticaretine ev sahipliği yapma özelliğini öne çıkardı.
Giddiens'e göre New York, Tokyo, Londra çıtasının saflarına katılan; Hong Kong, Singapur, Chicago, Frankfurt, Los Angeles, Milano, Berlin, Zürih ve Osaka gibi şehirler vardı. Bir de bu şehirlerle birlikte; bir dizi yeni "bölgesel merkez" ortaya çıkmıştı.
Giddiens'ın bu merkezlere gösterdiği örnekler; öncelikle Madrid, Sao Paola, Moskova, Seul, Jakarta, Buenos Aires gibi şehirlerdi.
İşte bu şehirler bölgesel bütünlükleriyle, tüm dünyada yeni pazarlar için önemli etkinlik merkezi haline geliyorlardı. Türkiye'den İstanbul da, bu şehirlerle aynı düzeyde, hatta biraz daha üzerinde bir noktada değerlendirilebilir. İstanbul küresel bir şehir olma özelliğiyle, dünya finans ağına direk bağlı ve dünya ticaretine ev sahipliği yapabiliyor.

ÖNE ÇIKANLAR
Bu pencerenin ışığında; İzmir'in 'küresel şehir' meselesinde nereye konabileceği, Ege'ye buradan nasıl bakılacağı, gerçekten tartışılması, uzun uzun üzerinde durulması gereken bir nokta.
Sevgili dostumun ve Anthony Giddiens'ın çok dikkat çektiği Barselona örneği; zaten İzmir açısından her zaman detaylarıyla incelenmeye değer örnek. 'Barselona 2000, Ekonomik ve Toplumsal Strateji Planı' 1988 yılında kurgulanmış bir plandı. Bu plan, Barselona'nın ortak vizyonunu paylaştı; kenti dönüştürmeyi amaçlayan kamusal ve özel alanda çalışan tüm örgütleri bir araya getirdi. Bu kurumlar arasında Barselona Belediyesi, Ticaret Odası, üniversiteler, şehir liman yönetimi, ticari tüm birlikler yer almıştı. Planda, ana hedeflere odaklanmanın yolları aranmıştı. İletişim alanı, taşımacılık alt yapısının iyileştirilmesi, şehrin fiziki özelliklerinin evrenselleştirilmesi, Barselona'da yaşayanların yaşam kalitesinin artırılması, yeni ekonomik sektörlerin teşvik edilmesi, sanayi ve hizmetler sektörünün rekabetçi hale getirilmesi gibi hedefler, planın ruhunda öne çıkmıştı.
Ana amaç bunların tümünün birlikte ele alınması, Barselona'nın Avrupalı şehirler ağına dahil edilmesiydi. Bu süreç tüm kurumların örgütlü, üstelik birbirlerini bile şaşırtan dayanışma ruhuyla, ortak aklın ışığında ilerlerken; "Barselona 2000 Planı"nın en önemli dönüşüm atağı, şehrin olimpiyatlara ev sahipliği yaptığı 1992 yılında hayata geçirildi. Ama olimpiyatlar yaşanmasaydı, eminim Barselona yine şu anda ulaştığı noktaya, bir şekilde biraz gerisinde de olsa gelebilecekti.
Olimpiyatlar, sadece Barselona'nın ilerleme planı ile bütünleşerek, evrenselleşmesini, küresel ağa daha hızla katılmasını doğallaştırdı.
Barselona'nın dünyanın önündeki yeri büyürken, şehir kentsel dönüşüm arzusunu, en üst noktaya taşıyarak, evrensel çizgide çok farklı yere oturdu. Bugün Barselona, birbirinden zengin onlarca özelliğiyle, Avrupa şehirler ağının, en güzel noktalarından birinde duruyor. İzmir'e Ege Bölgesi'nin kentsel havzası olarak bakıp, yaklaşımımızı genişletirsek; kentin henüz 'küresel şehir' olmadığını görürüz. İzmir'in örneklerini verdiğimiz Madrid ve benzerleri gibi, küresel şehirlerin hemen altında konumlanan, evrensel bölgesel merkezlerden biri olması için de, önünde kat etmesi gereken bir süreç olduğu görülür.

AŞMAMIZ GEREKEN YOLLAR VAR

Aslına bakarsanız, İzmir yukarıda vurgulanan 'bölgesel merkez örneklerinden'; çok daha şanslı, özellikleri çok zengin, tarihsel mirası dev bir şehirdir. Ama İzmir'in önce aşması gereken yollar var.
İzmir'de, trafikten, alt yapıya; kıyıların planlanıp, bu planın ciddi hayata geçirilmesinden, Körfez'inin temizlenmesine; tarihsel mirasının tam olarak açığa çıkarılıp, sunulup, korunmasından; turizm ve benzeri sektörlerinin yeniden planlanarak, şehre yeni ekonomik yollar açılmasına; kentsel dönüşümden, kültür endüstrisinin güçlenmesine; estetik düzenlemelerden, kendisini yeniden kurgulamasına kadar; yapılacak çok çok fazla iş var. Evrensel standartlarda bir şehir olunmadan, zaten küresel şehir olunmuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER