YAZARA MAİL GÖNDER Gülümsemek

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Destanlar, efsaneler, halk öyküleri, anlatılar, ilahi aşkı dile getiren şiirler, izlenimler, gezi anlatıları; tarih boyunca, farklı kültürlerin temelini oluşturmuştur. Gülmece, bu sıralamada ilk bakışta çok önemli değilmiş gibi görünür. Oysa bir toplumun kültürünü çoğaltan, en temel yerdedir gülmece. Bu nedenle; bizim topraklarımızda geçmişimizden fışkırarak, bizi kucaklayan; bir Yunus, bir koca Mevlana, bir Evliya Çelebi; nasıl çok değerli ve önemliyse; ironisi, zekasıyla, bizleri hep gülümseten bir Nasreddin Hoca da, çok özel bir yerde durur.

***
Bu nedenle yıllar boyunca, Türkiye'den ve dünyadan çok sayıda insan, Nasreddin Hoca'nın hayatının ve fıkralarının peşine düşmüştür. Bu araştırmacılardan en değerlilerinden biri de, Prof. Dr. Pertev Naili Boratav'dır.
Türk halk edebiyatı ve folkloru üzerine değerli araştırmalar yapan, Köroğlu destanını inceleyen, çok sayıda halk öyküsünü, masalları derleyen Boratav (1907-1998); Nasreddin Hoca'nın bilmediğimiz hayatının ve fıkralarının, adeta arkeologluğunu üstlenmiştir. Sonra Boratav'ın peşinden çok araştırmacı gitmiştir.
***
İlginçtir; Borotav'ın çalışmalarından etkilenen biri de; 'eleştirmen, yazar, yayıncı, voleybol antrenörü, eğitimci', rahmetli Memet Fuat'tır. (1926-2002) Nazım Hikmet'in, şiirlerinde "oğlum memet" diye seslendiği; üvey oğlu, Türk edebiyatının saygın ismi, değerli Memet Fuat; ürettiği onca eserin yanında, Nasreddin Hoca ile de çok ilgilenmiştir. Fuat, ölümünden önce Boratav'ın, günümüze taşıdığı Nasreddin fıkralarından seçtiklerini; daha sade bir Türkçe ile yayınlanmıştı. Gülümsemeye o kadar çok ihtiyacımız var ki, az bilinenleri aktarayım: Nasreddin Hoca'nın gençlik günleri.
Gönlü, varlıklı bir ailenin kızına düşmüş. İstetmiş, vermemişler. Arkadaşları soruyormuş:
"Ne oldu, Hocam? Kızı veriyorlar mı?"
"Daha işin yarısındayız... " diyormuş.
"Ne demek yarısındayız?"
"Ben istedim, olmadı.
Bir de kız istesin bakalım!"
***

Bir gün Nasreddin Hoca, evini yapmakta olan dülgere, döşeme tahtalarını tavana, tavan tahtalarını da döşemeye çakmasını söylemiş.Dülger şaşırarak nedenini sormuş:
"Yakın da evleneceğim de..." demiş Hoca; "Evlenince evin altı üstüne gelir derler. İki kez masraf etmeyelim."


***
Yine Nasreddin Hoca'yı, daha hocalığının başlarındayken, anası babası, "Artık yaşın geldi! Koca herif oldun!" diye evlendirmeye karar vermişler. Kız bulunmuş. Düğün yapılmış.
Düğünde pilav zerde yenmiş. Ama hiç kimse damada, "Şöyle buyur da, zerde ye!" demeyi akıl etmemiş.
Meğer Hoca da, zerdeyi çok severmiş.
Akşam olmuş. "Haydi gerdeğe" demişler. "Yooo!" demiş Hoca Nasreddin. "Sabah sarı aşı kim yediyse, o girsin gerdeğe! Ben girmem!"
***

Bir gece Nasreddin Hoca'nın gebe olan karısı sancılanıvermiş. Hoca hemen koşup ebeyi getirmiş.
Gece yarısı. Yardım edecek kimse yok.
Ebe kadın, Hoca'ya: "Bir mum getir. Hizmet sana düştü" demiş.
Hoca'nın tuttuğu mumun ışığında çocuk doğmuş.
İşin bittiğini sanıp elinde mumla odadan çıkmaya yönelen Hoca tam kapıdayken ebe arkadan seslenmiş: "Efendi, mumu getir! Bir tane daha geliyor!"
Mumun ışığında ikinci çocuk doğmuş.
Hoca, "Hay Allah! İkizmiş!" diye düşünerek kapıya yönelirken ebe gene seslenmiş: "Dur, efendi! Gitme, bir tane daha geliyor!"
Bunu duyunca, Hoca hemen üfleyip elindeki mumu söndürmüş.
Ebe şaşkın sormuş: "Ne yaptın, Efendi? Niye söndürdün mumu?" "Baksana kadın!" demiş Hoca. "Işığı gören geliyor!"
***

Bir gün Nasreddin Hoca pazarda dolaşırken bir akçe bulmuş.
Hemen yüksek bir yere çıkıp gezinen halka seslenmiş: "Akçeyi bulan buldu. Boşuna dolaşmayın."
***


Ne diyeyim: Bu Pazar ve her pazar, yüzünüzden Nasreddin Hoca gülümseyişleri eksilmesin efendim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.