YAZARA MAİL GÖNDER Cumartesi notları

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Sağduyumuzu, insan oluşumuzu 'dil' ile ifade ederiz.
Fikirlerimizi, hep 'dil' ile aktarırız.
Günümüzde, siyasetin, halkımızın, hayatın ve aslında hepimizin; 'dil'i tıkandı, zedelendi, ağırlaştı. Oysa 'dil' ne çok önemli, ne kadar değerli.
Hepimiz için çok değerli.
Hani günümüze kadar ulaşan ve Konfüçyüs'e yakıştırılan eski bir anlatıdır.
Konfüçyüs'e sormuşlar: "Kocaman bir diyarı yönetmeye çağrılsaydınız, ilk olarak ne yapardınız?" diye...
Şöyle karşılık vermiş: "Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım."

***
Dinleyenlerin meraklı bakışları karşısında sözlerine devam etmiş: "Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz.
Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz.
Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur.
Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar.
Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez.
İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir."
***
Kaşgarlı Mahmut, ne güzel söylemiş: "Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez." Ortalığı her taraftan eşit şekilde yansıyan, sertlik ve sevgisizlik duygusu kapladı. İnsan üzülüyor.
Ünlü İtalyan gazeteci Tiziano Terzani (1938-2004) kanser olduğunu öğrendikten sonra, yıllarca uzun yolculuklara çıkmıştı. Doğu'nun mistizmini inceleyip, kendisini yeniden aradığı, o uzun yolculukların sonunda, bir de ünlenecek bir kitap yazmıştı: "Atlıkarıncada Bir Tur Daha."
***
Terzani'nin o kitabından, aklımda küçük bir Doğu hikayesi kalmış.
Yeniden hatırladım.
Bana 'dil' ile 'özgürlük' arasındaki ilişkiyi de hatırlattı:
Adamın biri, bilge olmakla ün salmış kralın yanına gider.
Krala şunu sorar: "Efendim söyleyin bana, hayatta özgürlük var mıdır?" Kral; "Elbette" der, "Söyle bakalım kaç bacağın var senin?" Adam soruya şaşırarak yanıt verir: "İki efendim" der.
Kral sorar yeniden: "Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?" "Elbette" diye cevap verir adam.
Kral; "O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver" der.
Adam biraz düşünür ve sağ bacağı üstünde durmaya karar verir. "Tamam", der kral. "Haydi şimdi, öteki bacağını kaldır."
Adam şaşırır; "Bu imkansız kralım" der. "Gördün mü?" der kral: "İşte 'özgürlük' budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil."
***
Bu öğretici hikaye, hepimiz için geçerli... Siyasette, hayatta, ticarette, yaptığımız işlerde, insanlığımızda...
Dilimiz önemli, değerli.
Dilimizle ifade ettiğimiz, aldığımız her 'ilk karar', çok önemli. Dili zedelememeliyiz...
Dilimiz tıkanmamalı...
Hayat, dilimizde düğümlenmemeli. 'Dil'de efendilik, bize tam bir kusursuzluk vermese bile, bizleri özgürlüğümüze yaklaştırır.
Arınmak iyidir... Hayatın her alanında bu böyledir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.