YAZARA MAİL GÖNDER Üretmekten vazgeçince

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Bir ülke düşünün; çok değil yarım asır önce, kendine yeterli 5 ülkeden biriydi. Zira faunası, florası, 4 mevsim, 7 ikimi, suyu, toprağı vardı ve daha da önemlisi, tarımsal üretimden "henüz" vazgeçmemişti. Sorun, yeterli üretememek idi.
Ancak sanayileşmeyi yanlış anlayıp, üretim olarak "tarımdan uzaklaşma", sosyolojik olarak da "köyden kente göç" gibi algıladığımız için bugün, tarım ve hayvancılığımız, yerlerde sürünüyor. Pek çok yöre, kendine has üretim desenini, başka yerlerden ithal etmek zorunda kalıyor.
Bursa'nın şeker üretimi için Çin'den kestane ithalatı, elbette ciddiye alınması gereken bir sorundur. Ancak bu sorunun kaynağına odaklanmadan, olayı yalnızca "yerli malı" açısından tanımlamaya kalkmak, hatalı olacaktır. Ne mi demek istiyorum, anlatayım...
Ben Trabzonluyum. Uzungöl'ün tepelerinde bir yayla evim var ve her yılın ağustos ayında oradayım. 10 yıl önce benim yaylamda büyükbaş hayvan sayısı 100'den fazla idi. Şimdi 40'ın altına inmiş durumda. Yaylaya, kentten süt getirmek gibi, akıllara seza bir noktaya geldik. Zira; üretimden vazgeçtik.
Sebebi ne olursa olsun, üretimden vazgeçiyor olmak, kestaneyi Çin'den getiren Bursa, Fındığı İtalya'dan getiren Giresun, İnciri Brezilya'dan getiren Aydın, peyniri Hollanda'dan getiren Kars'ı sunar bize ve son derece kritik bir konudur.
Sebebine odaklanınca bize sunulan gerekçe; girdi maliyetleri, yem fiyatları, bakım masrafları, ekonomik değerin oluşmayışı gibi maddeler oluyor. Ancak bunları teker teker gidermek ve üretimin devamını sağlayacak yapıları kurmak, bir yaklaşım olabilir.
Benim tam da üzerinde durmak istediğim; farklı bir yaklaşımı tercih edişimizdir. Bu da üretimden vazgeçmektir. Misal benim yaylalarım meralarım yeşil çayırdan geçilmez, ancak daha ucuz diye ot, Bayburt'tan ithal edilir, insanlar da çayır mera biçmekten kurtulur(!)
Aslında kurtulan bir şey yok. Aksine, kaybedilen şeyler var. Mesela Bursa'nın kestane florasını "yeterli" hale getirmek, zaman alsa da gidilmesi gereken makul yoldur. Çin'den kestane getirip şekere dönüştürmek, işin kolay olanıdır.
Misal mukayeseli üstünlüğe sahip olduğumuz: ayakkabına 806,000,000 $, takım elbiseye 740,000,000 $, kazak, süvetere 277,000,000 $, halıya 177,000,000 $ ödeyen bizler, Bursa'nın şekeri için Çin'den kestane getirtmek zorunda kalmışsak, bazı hayati şeyleri yeni baştan düşünmenin zamanı gelmiş demektir. çamaşır makinesine 147000,000 $
tişörte 127,000,000 $
cam bardağa 76,000,000 $
gömleğe 193,000,000 $
deri bavul, kemer ve giyim eşyasına 466,000,000 $
TOPLAMDA YABANCININ MARKASINA 3 milyar 9 milyon $ ödemişiz. Marka olmak bu yüzden önemli işte...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.