YAZARA MAİL GÖNDER Puşt oğlu puşt Amerika

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Bu millet yalandan bıktı…
Boş konuşanı takmıyor.
Aydın Doğan'ın da, Can Dündar'ın da, KeMal Kılıçdaroğlu'nun da, HDP'nin de, Malum yazar çizerin de sözlerine aldırmıyor artık.
ABD'nin puşt oğlu puşt olduğunu da inandı.
Saha dışına itilmek istenen Devlet Bahçeli'ye kurulan kumpasın farkında.
Deniz Baykal'ı mumla arar oldu.
Tayyip Erdoğan'ın niye sevildiğini beton kafalar anlamaz!
Polemikçi bir zibidi 'AKP'li olmak güzel bir duygu olmalı' diyerek Erdoğan sevdalıları ile alay etmiş.
Mevzuyu anlayamadı kalas.
Erdoğan hastasıyım.
Çünkü dürüst!
Çünkü yalan söylemiyor!
Kafasını kessen çark etmez!
Delikanlı bir yürek o!
Erdoğan'ın millet ve memleket sevdası ise kıyas götürmez.
***

40 yılı aşkın gazetecilik hayatım var.
1969 sonrasını iyi bilirim.
Çünkü olayların içindeydim.
Sağ-sol çatışmasını yaşadım.
12 Mart'ı gördüm.
İşkenceleri de...
Ne arkadaşlarımız gitti.
Kurtarılmış bölgeler vardı…
Okuduğumuz gazeteyi sakladığımız günleri unutmadım.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamları dün gibi aklımda…
Tarihini bile hatırlarım.
6 Mayıs 1972 Aradan tam 44 yıl geçmiş…
Koca bir ömür yani…
74 Kıbrıs savaşını yaşadım.
Ambargolu günleri de…
70 sente muhtaç olduğumuz yılların tanığıyım.
***

Paramızın yüzde 32,7 devalüe edildiği 24 Ocak kararlarının acısını çektim.
Ekonomik kriz nedeniyle 25 bin fabrikadan 15 bininin kapandığı, 1 milyon 200 bin kişinin işsiz kaldığını bilirim.
Ben de işsizdim.
Elektrik parasını ödeyemediğimiz günler oldu..
1977 seçimlerinde Adalet Partisi mi, CHP mi kazanacak iddiasına giren koyu bir Demirelcinin iddiayı kaybetmesi üzerine cinsel organını kesmesini dünyaya ilk duyuran gazeteciyim.
Ecevit'in iktidar olmak için 'Güneş Motel' pazarlığını ve kilosunca altın karşılığı transfer olan mebuslar gördüm.
Enflasyondan ve karaborsadan geberdiğimiz günler oldu.
Yağ ve benzin yokluğunu yaşadım…
1980 ihtilali daha dün gibi.
Cem Ersever'in yaptıklarını ise hiç unutamam.
***

Turgut Özallı yılları.
Hayali ihracatları, "Benim memurum işini bilir" sözünü, Kartal Demirağ'ın suikast girişimini…
Ve 5 Nisan kararlarını…
Çiller ve Erbakan hükümetini alaşağı edilişini, Sincan'da yürütülen tankları, Aydın Doğan ile Dinç Bilgin'in 28 Şubat darbesindeki rollerini, Daha neler bilirim neler…
Hele 1999 depremi...
1 milyar dolar borç alabilmek için IMF kapılarında süründüğümüz günleri.
Batan bankaları, Halkın çalınan milyarlarca dolarını…
***

Şimdiki gençler ne kanlı sokakları, ne enflasyonu, ne yokluk günlerini, ne savaşı, ne ambargoyu ne şunu ne bunu bilir…
Onlara göre Türkiye'nin yolları hep duble veya otoyoldu!
Hızlı tren eskiden beri vardı!
Her ile bir havaalanı, Üniversiteler de!
Enflasyon yoktu!
Milli gelir hep yüksekti!
Öyle mi acaba?
Bu günün gençleri mega projelerin son 14 yılda yapıldığını nereden bilsin…
Tayyip Erdoğan'ın ülkeye neler kattığını da bilmezler…
Onu niye bu kadar sevdiğimi anlamaları için yaşadıklarımı aynen yaşamaları lazım…
Uçağımızı kaldıracak lastiğimiz yoktu.
Atacak bombamız da.
Can Dündar'ın, Fethullah Gülen'in kuklası olduğunu bilmezler.
Zarrab'ı tutuklayan savcının Gülen'in adamı olduğunu da.
Sözün kısası Erdoğan'a hasta olmayayım da kime olayım!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.