YAZARA MAİL GÖNDER Ölüme alışılır mı hiç!

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Tohumluk yaylasında düşen imizle ilgili bir saat içinde ne senaryolar yazıldı gördük.
Komutanların eşleri ve çocuklarıyla birlikte turistik geziye çıktığını söyleyen de oldu, Suriye'de çekilmiş bir videoyu yayınlayarak helikopteri PKK'nın düşürdüğünü iddia eden şerefsizler de…
PKK bu…
Ondan her şey beklenir…
Ya güvenlik uzmanı ayağına ekrana çıkanlar?
Onlara ne demeli?..

***

İşi ve bölgeyi bilmeyene ahkam kestirmemeli…
Hele Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iftira atanları anında ekrandan kovmalı.
Kovmalı ki böyle densizlik bir daha yapılamasın.
Tohumluk yaylasına turistik gezi yapılmaz.
O subaylar ve eşleri, dağ başında nöbet tutan Mehmetçiğe moral vermek, onlarla bayramlaşmak için bindi helikoptere.
Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Mustafa Doğru'nun eşi ve kızı da bu yüzden helikopterdeydi.
Ama dönüş yolunda düşen helikopterde komutanın eşi ve çocuğu da şehit oldu…
Bu acının çaresi var mı?

***

Doğu Karadeniz zor bir coğrafyadır…
Dağları dik ve yüksektir.
Sarp kayalar yüreğe korku salar…
Hava yağmurlu ya da dumanlıdır hep…
Giresun'un, Trabzon'un ve Rize'nin dağları böyledir.
Helikopter alçalırken kuyruğu ağaç dalına çarptığı için düştü.
7 şehidi böyle verdik.
Tantanaya gerek yok!
Köylülerin olağanüstü gayreti ne kadar işe yaradı bilmem.
Ama şunu biliyorum ki PKK'nın söylediği gibi terör saldırısı sonucu düşmedi o helikopter.
Öyle olsaydı içinden sağ çıkan olmazdı çünkü…
Bayram günü yine düştü yüreklere…
Şimdi ne desek boş…

***

Her yıl bu vakitler kuzeyin oğlu Volkan Konak'ın duygu yüklü türküsü, 'Dertliyim kederliyim/ her nedense ağlarım' sözleri dolanır dilime…
Sonra Çukurova'nın sarı sıcağına karışır gözyaşlarım.
Her 7 Temmuz'da iki büyük acı yüreğimi yakar.
Biri beni doğuran anamın acısıdır dayanamadığım.
Diğeri de güzel insan Yaşar Bayboğan'ın merhemsiz acısı.
Ne gariptir ki anamı da Yaşar abimi de ateş gibi yakan Temmuz ayında aynı gün ve aynı saatte kaybettim…

***

Volkan Konak iki dizede anlatmış ölümün çaresizliğini…
"Gökteki yıldızları sayalım elli elli, Bu dünyadan fayda yok öteki de şüpheli…"
Sayfalar dolusu yazsam hasretimi yine anlatamam.
Anam sağken rüyamda öldüğünü görürdüm de aklım başımdan giderdi.
Sabah kalktığımda anacığımı görür, sevinirdim.
Gün görmüş anam bunu anlar ve 'Yine ne oldi uşağum' derdi.
Anlatmazdım gece sular içinde kaldığım rüyamı.
'Yaşayamam' sanırdım ama yaşanıyormuş be…
Bir yanım eksik olarak.

***

Bugün tam 11 yıl bitti…
11 yıldır sen yoksun anam!
Fedakar güzel anam…
Gülen yüzünü, tatlı kokunu nasıl özledim bir bilsen…
Ne kadar isterdim seninle birlikte yaşlanmayı.
Ama olmadı.
Erken gittin anam erken...
Bayram öncesi yaptığın hazırlıklar geldi aklıma…
Şimdi ıssız olan pembe boyalı evimizin mutfağından tereyağlı pilavın kokusu yayılırdı çevreye.
O ne lezzetti öyle.
Sonra da mıhlaman...
Etrafı pırıl pırıl yapardın.
Çocukların ile torunlarını öyle beklerdin… Arabanın sesiyle birlikte yüzünde de güller açardı… Diktiğin meyveleri, yeni doğmuş dananı gösterirdin hemen… Ölüme alışılır mı hiç!..
Alışamadım yokluğuna anam… H H H
Yaşar Bayboğan abimin gidişine de alışamadım… Bir başka insandı o...
Beyefendi, eğitim aşığı, memleket sevdalısı o koca yürek 5 yıldır yok… Önceki gün Alucra'da düşen helikopterin içinde 7 şehit verdik.
Onların acısı da ailelerini kor gibi yakıyordur şimdi…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.