YAZARA MAİL GÖNDER Seyahatte selfi sopası sevdası

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Tatile çıkarken yanınıza almaya özel önem verdiğiniz neler var? Güneş gözlüğü, ilaç, havaya göre kılık kıyafet, yazsa parmak arası, kışsa bot... Başka? 2000'li yılları öncekilerden ayıran elzem tatil aksesuarı ne peki? Tabii ki selfie stick!

SelfIe stick mi diyorsunuz, selfi sopası mı, selfi çubuğu mu? Artık her köşede, her işporta tezgâhında sonu 'e'siz 'selfi' yazdığı ve 'sopa' da 'çubuk' da 'stick' yerine epeydir dolaşıma sokulduğu için son ikiden yürüyelim. Müjde: Dünya üçüncüsü olmuşuz! Selfi çubuğu kullanımında dünya üçüncüsüymüş Türkiye. Yüzde 40'ımız selfi çubuğu olmadan tatile çıkmıyormuş. Sadece kadınlar söz konusu olduğunda yüzde 43'e kadar yükseliyormuş bu oran. En sopa sevdalısı bölgemiz Marmara'ymış. Takipçilerse ve Karadeniz. Yüzde 26'mız ise gına getirmiş, "Yetti gayri, bıktım selfi sopasından" diyormuş. Tuhaf biçimde, vazgeçemeyenler de tahammül edemeyenler de aynı yaş grubundan: 23-35. Momondo, bizim de içinde bulunduğumuz 20 ülkeyi kapsayan bir araştırma yapmış, oradan bu sonuçlar. Bizi geçen iki ülke yani dünya genelinde selfi çubuğunu en çok kullananlar, yüzde 55'le Brezilya ve yüzde 49'la Çin görünüyor. Selfi çubuğuyla en arası olmayanlar ise yüzde 4'le Finlandiyalılar ile yüzde 8'le Danimarkalılar. En çok rahatsız olanlar da yüzde 39'la İngilizler... Karakter tahlili çıkar mı dersiniz bu oranlardan?

Ege yemek kültürünü keşif gezisi

Ege mutfağında zeytinyağının ve otların önemini biliyorsunuzdur... Egeli lezzetler sunan lokanta ve eş dost evine gitmişsinizdir... Ege pazarlarından birine yolunuzu düşürmüşsünüzdür... Ama bilen biriyle gezmenin zevki çok ayrı. Hem de ne bilmek... Şevketibostan ile ebegümecini ayırt etmekten ya da enginar tarifi vermekten bahsetmiyoruz. Ahmet Uhri, işin tarihine, kökenine, derinine hâkim. İzmirli Arkeolog ve Gıda Mühendisi kendisi, Yrd. Doç. Dr. Ayrıca da entelektüel birikimiyle ve hafızasının sağlamlığıyla tanınan biri... Yemek Sanatları Merkezi, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Uhri eşliğindeki 'Ege Yemek Kültürüne Yakından Bir Bakış' başlıklı kültür gezisini, iftiharla sunuyor. Olaylar 6-8 Mayıs tarihlerinde geçecek. Neler olacak?
Bolluğuyla şaşırtan Ödemiş pazarı gezilecek. Burada yetişen ve üretilen ürünler görülecek, yerel üreticilerle hasbıhal edilecek.
Ödemiş'le özdeşleşen, buranın klasiği olan Töngül pidecisinde pide yenecek.
Türkiye'nin 'yavaş şehri' seçilen Seferihisar'a gidilecek ve burada da Sığacık pazarı gezilecek. Yine yerel üreticilerin kendi bahçelerinde yetiştirdikleri görülecek, buralı kadınları hazırladığı lezzetler tadılacak.
Tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanan, denizcilik yapan Aydınoğulları'nın başkenti olup Lidyalılar, Romalılar, Bizans ve Osmanlılar'da da önemini kaybetmeyen ve günümüzde müze şehir tabir edilen Birgi'ye geçilecek.
Adı 'Ana Tanrıça Kenti' anlamına gelen Metropolis'e gidilecek ve Ahmet Uhri bizzat kendi üzerinde çalışmış olduğu kazı alanında bu kenti anlatacak.

İstanbul' a dair iki not: Laleler ve Fotoğraflar

BİR: lalelendi. Trafikteyken de, yayayken de görüyoruz, şehrin dört bir yanında türlü renkte lale açmış durumda. Haftaya festivali de olacak. Uluslararası İstanbul Lale Festivali'nin 11'incisi gerçekleşecek bu yıl, tam da önümüzdeki hafta sonunda, 9 Nisan'da. Hâlâ kullanıyorsanız fotoğraf makinenizi, yoksa telefonunuzu alıp düşün yollara. Instagram'lık iyi malzeme veriyor laleler. Bu amaçla düzenlenen minik turlara da katılabilirsiniz. Fotoğraf sanatçısı Halit Ömer Camcı önderliğinde Sultanahmet Meydanı, Gülhane Parkı ve Emirgan Korusu'ndaki laleleri görüp çekebileceğiniz bir gezi organize etmiş mesela Nüans Tur. Işık, pozlama, kadraj vs bilgileri alıp azıcık tarih tazelemesi yapmak isteyebilirsiniz. Ya da tek/çift başına takılıp 'Ne var, şehrin bütün laleleri bizim' de diyebilirsiniz. Bakın bakalım, önce kendinizi sonra laleleri dinleyin.
İKİ: İstanbul, o kadar hor kullanmamıza rağmen bitmeyen güzelliğiyle, karmaşasıyla, tezatlarıyla fotoğrafa gelir şehirlerden. Kim bilir kaç binlerce fotoğrafı çekilmiştir bugüne kadar, ne kadarı duruyordur ve de ne kadarı şehrin değişimine, dönüşümüne dair manalı bir şey söylüyordur?
'BENİSTANBUL'u biliyor musunuz? Fotoğraf sanatçısı Niko Guido danışmanlığında ve UNICEF işbirliğiyle yürüyen bu proje, yaşam boyu süren bir fotoğraf projesi olarak tasarlanmış. Amacı, İstanbul'un insanı şaşırtır hızdaki değişimini, dönüşümünü fotoğraf yoluyla kayıt altına almak ve gelecek kuşaklara büyük bir arşiv bırakmak... Fotoğraf Gezginleri adlı grupta bir araya gelen 100 amatör fotoğrafçının, bir yıl boyunca şehrin renkli yüzünü fotoğraflayarak oluşturduğu sergi ve kitaplar, dün itibarıyla CKM'de. Şehrin tarihi, geleneksel yüzü, gecesi ve gündüzüyle eğlenen tarafı, kaotik yanı... Bu şehrin sahipleri: İstanbullular... Sokaklarda dolaşanlar... Caddebostan Kültür Merkezi'nde dün başlayan sergi bir hafta açık kalacak, önümüzdeki cumartesi son yani.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.