YAZARA MAİL GÖNDER Tinos'da köy düğünü

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Sahip olduğu ihtişamlı kilise nedeniyle kutsal sayılan Tinos adası, ekonomik krizin vurduğu iki gazetecinin düğününe ev sahipliği yaptı

Geçen hafta, iki gazeteci arkadaşım dünya evine girdi. Damat, ekonomik kriz nedeniyle işsiz kaldığı için memleketi olan Tinos adasındaki evine taşındı. Gelin, uzun yıllar önce Şili'den kalkıp Atina'ya yerleştiğinde İspanyol haber ajansı EFE'nin muhabirliğini yaptı. Kriz nedeniyle erken emekliye ayrılmak zorunda kaldı o da.
Kısmet, bu iki gazeteci arkadaşın Tinos adasında evlenmesini buyurunca, bir grup arkadaşla birlikte Tinos adasına gittik...
Gelin Hıristiyan Katolik; damat Hıristiyan Ortodoks olduğu için kilisede evlenmelerine herhangi bir engel yoktu. Ancak damadın mezhebi olan Ortodoks kilisesi, gelinle damada ,"çocuk sahibi olduklarında çocukların Ortodoks kilisesinde vaftiz olmalarını" şart koşan bir belge imzalattı...
Gelinle damadın küçük bir şapelde gerçekleşen düğününe, Atina'dan, Selanik'ten hatta Şili'den, Kanada'dan, Yeni Zelanda'dan, İsviçre'den gelen davetliler hayatlarında ilk kez bir Yunan düğünü izliyordu... Kilisede 45 dakika süren düğün ayininden sonra çiftin mutlu ve bereketli bir yaşam sürdürmesi için üzerlerine kilolarca pirinç taneleri fırlatılıyordu...
Şapelden çıktıktan sonra davetlilerin arasında ve çalgıcıların eşliğinde denize nazır evlerinin avlusuna gelen çift, davetlileri teker teker çapraz öpüşmelerle selamladı. Çifti selamlayanlar, hemen yandaki uzun masaya serili olan ve "düğün şekeri" anlamına gelen geleneksel "bombonyera"larını ve bir kadeh likörü masa başındaki genç kızların elinden alıyorlardı.
Bu faslın da bitimiyle ve çalgıcıların çalmaya başladığı müzikle düğün horonları tepilmeye başlandı... Düğün eğlencesini, akşam vakti sahildeki bir tavernada verilen düğün yemeği izledi... Tinos adasına özgü peynirli, patatesli, ıspanaklı küçük boy pideler damadın annesi ve kız kardeşi tarafından özel olarak hazırlanmıştı... Ardından masalara, yine Tinos adasına özgü büyük boy bir omlet getirildi... Yemek faslı bitti demeye kalmadan masalara bu kez birbiri ardından et çeşitleri gelmeye başladı... Karınlar tıka basa dolmuştu ki, ardından düğün pastası kesildi... Tekrar müzik ve danslar başladı... Eğlence, sabahın erken saatlerine kadar sürdü...
Ertesi gün, düğüne gelen davetlilere ada turu düzenlendi...
Atina'dan feribot seferleriyle yaklaşık 6 saat mesafedeki Tinos adası Yunanistan'ın en kutsal adası olarak tanınır... Bu inanış, adanın koruyucu meleği olarak kabul edilen Meryem Ana'ya adanmış görkemli kilisesinin mucizeler yarattığına inanıldığından ileri gelir... Her yıl 15 Ağustos'ta kutlanan Meryem Ana gününde ise ada, tıka basa ziyaretçilerle dolar... Meryem Ana'dan mucize yaratması için dilekte bulunanlar, tepedeki kiliseye, dizleri üstünde sürünerek çıkmaya çalışır... Çoğu şifa, aşk ya da bebek gibi "mucize" gerektiren dilekler, Meryem Ana'ya adanan gümüş adaklarla temsil edilir. Bunlar da görkemli kilise içindeki sayısız avizelerin ucuna takılıdır.
Denizi, tertemiz sahilleri ve ulviliği ile tanınan Tinos adası ne denli "kutsal" bir ada olarak biliniyorsa, son yıllarda Türk turistlerin tatil güzergahlarından biri haline gelen, hemen yanı başındaki Mykonos adası da o denli "günahkar" bir adadır... "Kutsal" Tinos'a gemi ile 40 dakika mesafedeki Mykonos'un "günahkarlığı" dünyanın her yerinden gelen jet set ziyaretçilerinin çılgınca eğlendiği sayısız gece kulübünden ve plaj partilerinin meşhur olmasından kaynaklanıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.