Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Berlin Film Festivali bitti. Altın Ayı ödülünü, İngilizce adı Child's Pose olan Romanya'dan yönetmen Calin Peter Netzer'in filmi kazandı. Filmin ödül kazandığı açıklanırken, salonda olmak büyük bir keyifti. Festival akışında izleyemediğim filmi, ödül kazanınca izleme şansım oldu. 'Film sinema sanatı açısından iyi miydi? Kazanmak hakkı mıydı? Daha iyi filmler var mıydı?' sorularına benim yanıt vermem doğru olmaz. Ama ödül töreninin yapıldığı Berlinale Palast'ta tören öncesi fısıltılar, ödülü bir Şili filmi olan Gloria'nın alabileceği yönündeydi. Aynı fısıltılar, bu yıl Berlin Film Festivali'nin gösterilen filmler açısından geçen yıllara oranla sönük olduğunu söylüyordu. Ben ödül alan filmi kendi alanım açısından değerlendirerek izledim. Film, 30'lu yaşlardaki bir erişkin olan oğlunun, 14 yaşında bir çocuğu ezdiği haberi alan annenin onu hapisten kurtarmak için yaptığı şeyleri anlatıyor. Akış içinde aslında anne-oğul ilişkisinin çok iyi olmadığını, sık sık tartıştıklarını öğreniyoruz. Annenin oğlunun kız arkadaşından olan hoşnutsuzluğunu dinliyor, oğlun anneye olan öfkesini izliyoruz. Sonra kaza oluyor. İlişkileri hâlâ düzensiz gitmesine karşın anne çocuğunu kurtarmak için hatırlı tanıdıkları aracılığı ile karakola ulaşmasını, resmi işlemlere müdahalesini, tanıkla rüşvet için konuşmasını, oğlunu arabanın hızı konusunda yalan söylemeye teşvik etmesini filmde görüyorsunuz. Tüm bu süreçte pasif duran, ama suçunu üstlenmeyi de beceremeyen adamın iyi okullarda okumuş, başarılı, doktora sahibi biri olduğu anlatılıyor. En son çare, çocuğu ölen aileye gidiliyor. Aile ile yüzleşmeyi bile yapamayan adamın arabada beklerken annesini af dilemeye göndermesi ile içiniz iyice daralıyor. 14 yaşında çocuklarını kaybetmiş anne babaya, oğlunun tek varlığı olduğunu, onu affetmeleri için yalvaran, ağlayan anne; acı içindeki ailenin sessizliğini onlara zarf içinde para bırakarak bozuyor. Acılı anne sadece "14 yaşındaydı ve okulundan beni aramıştı," diyebilirken, parayı reddeden baba ağlayan anneyi affediyor. Onların ardından dışarı çıktığında, kazayı yapan adama elini uzatırken ise ona değil, annesine bakıyor ve film bitiyor. Bence çekimleri ve anlatımı pek akıcı olmayan filmin en çarpıcı sahnesi babanın bakışlarıydı.

ANNE KENDİ İÇİN Mİ AF DİLİYOR?
Bu film konusu gerçek hayatta gördüğümüz bir konu. "Anne yüreği, anne çocuğu için her şeyi yapar" diyerek melodram katılabiliriz. Ama doğrusu "Çocuğunuz için neler yaparsınız ve neler yapmalısınız?" sorusunu kendinize sormak olmalı. Onun yerine bütün sorumlulukları küçüklüğünden itibaren alarak, onu sorumsuz bir erişkin haline getirmek annelik mi? Tartışması yapabiliriz. "Af dileyen anne aslında kendi hatasının sonuçları için mi af diliyordu?" diye düşünebiliriz. En azından bir hata yaptığında sonuçlarına katlanmayı öğrenemediği için üzülebilir ve onun yerine çözüm aradıkça hiçbir zaman sorumlu, bedel ödemeyi bilen bir insan olamayacağını anlayarak kendi davranışlarımızı gözden geçirebiliriz. İzlediğimiz şey için "İyiki film, bir anne asla bunu yapmamalı," noktasına gelip, filmden yararlanabiliriz. İzlediğim festivalde ödül kazanan filmi hep birlikte düşünelim diye sizlerle paylaşmak istedim. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da 13-19 Eylül tarihleri arasında 3.Uluslararası Suç ve Ceza Festivali gerçekleşecek. Bu yıl ana tema çocuk suçluluğu ve çocukça adalet. Bu yıl 3. Uluslararası Suç ve Ceza Festivali'nde hep birlikte filmleri izleyelim, tartışalım ve çocukları suçtan, suçun sonuçlarından korumayı öğrenelim, başaralım diye filmleri görmeye gitmiştim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER