Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Erişkin dönemde konuşmanın içeriği, kullanılan kelimeler, doğru kullanılıp kullanılmadıkları, ne konuşmak gerektiği gelişimin ve eğitimin önemli bir göstergesidir. Ama bugün konumuz çocuklarda konuşmanın başlaması ve süreç içinde gelişimin nasıl izleneceği ve çıkabilecek sorunlar

Genellikle ilk sözcüklerin başlaması ve konuşmanın tamamlanması iki buçuk yaşında olur. Üç yaşında çocuk iki-üç sözcüklü cümleler kurabilir. Bu gelişim içinde ilk sorunlardan biri konuşmanın gecikmesidir. Bu durumda öncelikle çocuğun duymasına ilişkin bir sorun olup olmadığı araştırılmalıdır. Duyma sorunu olan çocuklar sözcükleri söyleyemezler. Konuşması geciken bir çocuğun duyma sorunu yoksa başka nedenler araştırmak gerekir.
Konuşmanın gecikmesinin nedenlerinden biri de çocuğun zekâ gelişimindeki geriliktir. Çoğu zekâ sorunu konuşmanın gecikmesiyle saptanır. Konuşma gecikmesine genellikle diğer alanlardaki gelişimsel gecikmeler de eşlik eder. Evde çocukla az konuşulması, ilgilenilmemesi ve uyaran eksikliği nedeniyle konuşma gecikebilir.
Çocukların zamanını TV başında geçirmesi de konuşmayı geciktirir. Çocuğun devamlı TV izlemesinin konuşmayı kolaylaştıracağı inancı yanlıştır. Konuşma gecikmesi kesinlikle bir çocuk ruh sağlığı uzmanına danışılması gereken bir durumdur.


KONUŞMA BOZUKLUKLARI
Gelişimsel olarak çıkartılması beklenen konuşma seslerini çıkaramama ya da başka ses söyleme diğer bir sorundur. Bu durum başlangıçta aileler tarafından sevimli olarak algılanmakla birlikte, yaş büyüdükçe çocuğun rahatsız olacağı endişesiyle telaşlanırlar. Bu sıkıntının çocuğa yansıtılması çocuğun kaygısını arttırır. Konuşma terapilerinin yanı sıra çocuğun ve ailenin kaygısının yatıştırılması önemlidir.
Konuşmanın akıcılığının ya da ritminin bozuk olmasıyla oluşan konuşma bozukluğuna ise denir. Kekemelik, seslerin ve hecelerin yinelenmesi, sesleri uzatma, sözcükleri parçalama, konuşma sırasında duraklama ya da patlamalar şeklinde olabilir. Stresli ortamlarda kekemelik artar. Genellikle ani korkuların neden olduğu düşünülmekle birlikte, korku ve korkutmalar, yatkınlığı olan çocuklarda neden olmaktan çok, tetiği çekici mekanizmalardır. Dil kısalığı gibi biyolojik ya da nörolojik etkenler saptanmamıştır.
Konuşmanın yeni kazanılmaya başladığı iki ila beş yaşları arasında kekemelik ortaya çıkabilir. Bu dönem aynı zamanda çocuğun çevreyi tanımaya başladığı dönemdir. Aklından çok şey geçer, ancak konuşma hızı hepsini ifade etmesine yetmez. Bu dönemdeki kekemeliğe fizyolojik kekemelik denir. Kekemeliğin sosyal işlevlerde bozukluğa yol açması nedeniyle yaygın olarak kaygı başlar. Kaygı kekemeliği artırır. Zamanla benlik saygısında azalma gibi sorunlar ortaya çıkar.


YÜZDE 80 DÜZELİR
Kekemeliklerin yaklaşık yüzde 80'i düzelir ve yüzde 60'ı kendiliğinden geçer. Düzelme genellikle 16 yaş öncesi olur. Kızlarda daha hızlı ve çok düzelme görülür. Tedavide davranışların düzenlenmesi, gevşeme ve nefes alma teknikleri sık kullanılır. Aşırı kaygı durumlarında kekemeliğin artması nedeniyle, kaygı giderici ilaçlar kullanılabilir.
Ailenin ve çevrenin tutumu tedavi ve çocuğun sosyal yaşamı için önemlidir. Bu nedenle aile ve çocuğa yapılacak psikoterapi önem kazanır.
Dalga geçilmesi, aşağılanma, dinlenmeme, konuşmanın kesilmesi gibi benlik duygusunu azaltacak, çocuğun yetersizlik duygusunu arttıracak davranışlardan kaçınılmalıdır.
Ailenin çocuğun sözünü kesmeden, tamamlamadan sabırla beklemesi, kendi endişesini yansıtmaması, uyarmaması önemlidir. Tedavinin amacı sadece kekemeliği geçirmek değil, çocuğun olumlu yönlerini saptayıp destekleyerek kekemeliğe önem vermemesini sağlamak da olmalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER