YAZARA MAİL GÖNDER Millet bizzat çağdaş sanat olmuş!

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Bu yılın özelliği ne, kimler aynı çerçeveye girdi, fetişe meyyal modası neye benziyor? Sekizincisi düzenlenen çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul'un kendisi 3 bine yakın işle Lütfi Kırdar'da, açılış magaziniyse burada!..

Bu, sekizinci senesi... İstanbul'un en kapsamlı çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul'u ilk yılından beri takip edenler, başlangıcıyla şimdisi arasındaki farkı apaçık görür: Yeni doğmuş bir bebek ile çocukluktan sıyrılma hali gibi; o netlikte. İlk zamanlar buralıydı, şimdi en prestijlisinden Marlborough gibi sürüyle yabancı galeriyle dünyalı. Önceleri alt kat biraz kermes gibiydi, artık tam tersine yukarıya kıyasla daha taze ve yaratıcı bile bulunabilir.
İlgi kıyaslanamaz biçimde arttı; şimdinin perşembe sabahı sekiz yıl öncenin cumartesi-pazarı kadar kalabalık oluyor. Üstelik de meraklısı hiç öyle tek tip değil, her kesimden. İlk vakitler açılış şık ama sakin geçerdi, birkaç yıldır neredeyse birbirini eziyor millet, öylesine moda.

CI MODASI: FETİŞE TEŞNE AVANGART
Ve de artık şahit oluyoruz ki kendi modası var; Contemporary İstanbul (CI) açılışının yazılı olarak şart koşulmasa da bir 'dress code'u var sanki: Fetişe meyyal avangart! Bizim The New York Times gibi bir gazetemiz olsa, bu haftanın moda sayfasının konsepti belliydi: CI açılışı.
Sadece fetiş fotoğraflarında olur sandığımız, ergonomi kurallarını alt üst eden topuklar... Birer metrelik gladyatör çizmeler... Sırt dekolteleri iki kere baktıran deri tulumlar... Bilimkurgu karakterlerini çağrıştıran geometrik kesimli kostümler... Mercan, siklamen, ördekbaşı şeklinde patlatılan çantalar... Sanat eserleriyle boy ölçüşür desende çoraplar... Sert, asimetrik kesimli kısa saçlar...

AYNI KADRAJDA!
Çarşamba akşamı, kısaca Lütfi Kırdar diye geçen ama tekmil adıyla İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki açılışta bunlardan öyle çok vardı ki... Kararımızı verdik: Millet bizatihi çağdaş sanat olmuş! Kim derdi ki bir davette Feryal Gülman, kılığıyla sönük kalacak? Ama siyah uzun eteği ve beyaz gömleğiyle New York'lu Marlborough Gallery'nin standında bronz Valdes heykeli Infanta'ya bakarken (ve Seda Domaniç'le konuşup Ahmet Güneştekin'le aynı kadraja girerken) gördüğümüz Feryal Gülman, Allah sizi inandırsın, bizden biri gibiydi! Varın siz düşünün gerisini!

HERKES ORADAYDI... KİM, NEREDEYDİ?
Kapıdan girer girmez Contemporary İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli'yle karşılaştık. "Hangi düzeyde olursa olsun çağdaş sanatla kendisini irtibatlandırmamış bir kişi veya kurumun yer aldığı referans grubu bünyesinde geçerliliği kalmamış gibidir bugün" diyor Ali Bey. Rabia selamı verdiğimiz Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rabia Bakıcı (Güreli), adının en popüler dönemini yaşıyor olsa gerek! İKSV Genel Müdürü Görgün Taner'den Amsterdam'ın gurme duraklarını öğreniyorduk ki (Yönetim kurulu başkanı olduğu Avrupa Kültür Vakfı'nın merkezi orada)... Baktık, hazırlıklarını sürdürdüğü çağdaş sanat müzesini merakla beklediğimiz sevgili Mustafa Taviloğlu'nun yanında, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş... Ve de CI genel koordinatörü olan Sabah yazarı Hasan Bülent Kahraman...

MÜSTEHC ENMİŞ GİBİ YAPAN 'MÜZE'
İşleri sanatla daima içli dışlı olan Hakan Ezer keskin gözleriyle kilo kontrolü yaptı... Koleksiyonuyla bu sorunu bertaraf edebilen başka bir sanat erbabı Figen Özdenak ve fotoğrafın en sıkı isimlerinden Sevil Sert'le, İnci Aksoy'un Ekavart'ında muhabbet ettik. Çağdaş sanat ne kadar estetik, İnci Aksoy'la konuştuk. Sibel Baykam, hayatının 'dergi, sergi, dergi, sergi...' şeklinde geçtiğini söyledi. Ali Borovalı 'malzeme'yle ilgilendiğini söyleyince, onu Murat İrtem'in keçeden İrtifa'sına yolladık (Olcay Art).
İki mini performansa şahit olduk:
1. Ayşegül Sönmez'in Sanat Atak'ının videosu için röportaj yapıldı.
2. "Müzemi görmek ister misiniz?" diye yaklaşan siyah pardösülü Güzel Sanatlar mastır öğrencisi Funda Gürel, "Evet" denmesi durumunda pardösüsünü açıyor ve sanatını gösteriyordu!
Can Has ve Osman Çarmıklı, erken yol alıp teftişi bitirmiş gibiydiler. Tansa Mermerci Ekşioğlu, adeta ev sahibi sayılırdı. Nil Karaibrahimgil'de bir Volker Marz heykeli var mı acaba? Emre & Maide Kurttepeli, Gül Gölge Saygı, Esra Oflaz Güvenkaya şeklinde cemiyet sayfalarından devam edebiliriz... Ama sonu yok!

BOTERO'DAN JİLETTEN PUSETE
Magazini aradan çıkardığımıza göre, işin esasına bakabiliriz! 8. Contemporary İstanbul'da bu yıl 22 ülkeden yaklaşık 3 bin eser sergileniyor. Akbank Private Banking ana sponsorluğunda, Zorlu Center ve Yıldız Holding eş sponsorluğunda. Analım adlarını, zira onlarsız olmuyor bu işler. Dünyanın mühim galerilerini getirmek kolay değil. Ama gelmişler maşallah: New York'tan Picasso'suyla, Botero'suyla (Bird pek tatlı) Marlborough Gallery. Londra'dan Andy Warhol'cu, Damien Hirst'çü, Banksy'ci Andipa Galery.
Paris'ten Galerie Lelong, Cenova'dan Opera Gallery, Madrid'den Galeria Javier Lopez, Berlin'den Galerie Kornfeld... 'New Horizons/Yeni Ufuklar' bölümünde Rusya... İstanbul'unsa bütün bilindik galerileri... Liste çok zor, tavsiye ne haddimize... Başörtüsüyle meselesi olanlar için Mauro Corda'nın dörtlü bronz heykel seti La Musulmane' (Mark Hachem Gallery)...
'Üç çocuk'la derdi olanlar için Tayeba Begum Lipi'nin jiletli puseti (Pi Artworks)... Ve elbette ki her sergide Atatürk'ü görmeden edemeyenler için Ryan Paul Simmons'un sürprizi... Sağdan, Cem Dinlenmiş'in kurcalamalı oyuncağı ve Bahadır Baruter'in cumhurbaşkanlarıyla (x-ist) başlayın ve kaybolun en iyisi...

DİJİTALE İLGİ
Bu yılki en büyük yenilik, Plug-in. Video, yeni medya ve dijital sanata adanmış bir fuar bu: Ses ve ışık enstalasyonları, robotik tasarımlar, etkileşimli ve jeneratif dedikleri türden sanat işleri... Sanat, tasarım ve teknolojinin birbiriyle haşır neşir zamane halleri...
"Çağdaş sanatın iki büyük beslenme alanından söz edebiliriz rahatlıkla: siyaset ve teknoloji" diyor Hasan Bülent Kahraman, katalogdaki yazısında. "Tarihin hiçbir döneminde o gün üretilen sanat bugünkü kadar kabul görmediyse eğer nedeni bu ikiliyle bugünün sanatı arasındaki ilişkidir. (...) Siyaset İstanbul'da sokaklardan bir sel gibi akarken, olanca görkemiyle, elektronik dünyayı üreten muhayyile sanatın karmaşık yapısında kendisine yeni yollar bulurken, CI bunların birbirine karıştığı büyük pota olarak açıyor kapılarını."
Bugün veya yarın. Geçin, bakın kapıdan içeri...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.