YAZARA MAİL GÖNDER Magic Box'tan Engin Akyürek'e

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Türkiye'nin ilk özel TV kanalı Mart 1990'da test sinyali yayınlamaya başlamış. 70'lerin fenomen dizisi Kaçak'ın Doktor Kimble'ı 1974 Mart'ta ziyarete gelmiş. Peki bu martta TV'de neler olacak?

Geçmiş martlarda neler olmuş diye şöyle üstten üstten taradım ki, ohooo ne bereketli aymış!
Türk televizyon dünyasında milat bir kere: İlk özel TV kanalı Magic Box'ın (Rahmetli Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal'ın da ortağı olduğu) test sinyali yayınlamaya başlamasının tarihi tam da bugün: 1 Mart 1990. Show TV'nin yayın siftahının da: O da 1992'nin 1 Mart'ı.
Daha tek kanal günlerinden hareketliymiş mart.
Fakat bu da ne demek: 2 Mart (1974) için "TRT Televizyon, çarşamba hariç haftada yedi gün yayın yapmaya başladı" diye bir madde yer alıyor tarihtebugün. gen.tr'de. 70'lerde hafta sekiz gün müymüş yani, bunu mu anlamalıyız?!
Daha eskiye, ekrandan radyoya uzanırsak, Ankara Radyosu'nda tevellüt 4 Mart (1934). İstanbul Radyosu'nun yayına başlamasıysa yıllar önce iki gün sonra: 6 Mart (1927).
Ama dağıtmayalım, ekrandayız. Ve bir büyük gün daha: 70'li yıllarda Türkiye'nin fenomen dizisi olan Kaçak'ın Doktor Kimble'ını canlandıran Amerikalı oyuncu David Janssen, Turizm Bakanlığı'nın misafiri olarak buraları şereflendirir. Takvimler 22 Mart 1974'ü gösteriyordur.

İKİ SAĞLIKLI DOĞUM BEKLENİYOR!
Peki 2014 Mart'ında neler olacak? 'Tarihte Bugün' sitelerinin demirbaşları, doğanlar ve ölenlerdir. Bir kere yerli dizilerden yana iki sağlıklı doğum bekliyoruz:
Bu hafta çarşamba akşamı (5 Mart) Kara Para Aşk başlıyor (atv). Salı akşamı ise (4 Mart) Kurt Seyit ve Şura'nın başlayacağı duyurulmuştu (Star) ama ertelendi mi sonra, şimdi daha ortadan bir dille "Yakında" deniyor.
Yerli dizilerde ne olduysa olmadı bu sezon. Varsa yoksa Karadayı. Öbürleri çuvalladı. Ama bu ikisi olacak. En başta yapım şirketi bunun garantisi. Baba Ekrem Çatay ile oğul Kerem Çatay'ın soyadlarının, son yıllarda ekranı sallayan, reytinglerin en tepesine zamklanan hangi dizi varsa (Aşk-ı Memnu'dan Karadayı'ya) onun altında imzası olan son iki harfi: Ay Yapım.
Bir diziyi tutturan sürüyle faktör var.
Çok net çok kati bir formülü olsa, bu işin bunca içinde olup da bunca tepetaklak yuvarlanana rastlamazdık (Beren Saat en 'garanti' görüldüğü dönemde İntikam'la erimezdi mesela) ama aşağı yukarı bir aritmetiği de var işte. Biz dizileri başrol oyuncularıyla tanımlıyoruz ama senaryo zayıfsa geçmiş olsun herkese.
İki dizinin de tutacağı, senaryo yazarlarından belli. Kara Para Aşk'ı, Karadayı'nın da senaristleri olan Sema Ergenekon ile Eylem Canpolat yazıyor. Nermin Bezmen'in romanından uyarlanan Kurt Seyit ve Şura'yı senaryolaştıransa Ece Yörenç.
Rekabetin yanında komik de bir kardeşlik var belli ki yapımlar arasında. Ece Yörenç'in oğlu Ali Yörenç (Kuzey Güney'in Banu'yu seven ve şirketteki bütün işleri yapan zengin efendi çocuğu Can Katmanoğlu), annesinin senaryosunu yazdığında değil de, Ay Yapım'ın diğer dizisinde (Kara Para Aşk) rol alıyor!
Kardeşlik emaresi bir diğer ilginç tesadüf de evvelki hafta vizyona giren Bir Küçük Eylül Meselesi'nde: Filmde Kara Para Aşk'ın Ömer'i Engin Akyürek'e, Şura yani Farah Zeynep Abdullah refakat ediyor; dizilerin startı arifesinde ikisine de yarayan bir eş değiştirme...

TATLITUĞ MU, AKYÜREK Mİ?
Kurt Seyit ve Şura, içinden savaş geçen tarihi bir masal tadında. Herkes fazlaca sarışın... Kara Para Aşk ise daha entrikalı, kovalamacalı, cinayetli, sırlı bir iş ve herkes siyah saçlı. Önemli bu renkler bence, dizinin de tonunu belirler. Kara Para Aşk'taki tek 'sarışın', Erkan Can galiba. Ama o da karakter icabı karanlık bir işadamı. Nebahat Çehre var sonra; zengin ve havalı anne icap etmiş, çağırmışlar hemen!
Tuba Büyüküstün, çok sevilen bir oyuncu. Ama onca fan da yanıltıcı olabiliyor işte; son dizisi 20 Dakika'nın nasıl da tutmadığını hep birlikte gördük.
Zeynep Farah Abdullah ise Öyle bir Geçer Zaman Ki'den sonra rüştünü şimdi ispat edecek; her kadının olmak isteyeceği pozisyonda: Kıvanç'ın karşısında ve başrolde!
Elbette ki her şey birbirini besliyor, birini çıkarınca dışarı hepsi çöker, evet ama bu iki dizi de aslında birer erkek oyuncuyla parlıyor. Kıvanç Tatlıtuğ, nefes kesici bir heykel gibi Kurt Seyit olduğu fragmanlarda. Nasıl da makyaj yaptılarsa, o karlar içindeki kalpaklı kafasından fırlayan mavi gözleri, bıçak gibi, matkap gibi! İnsan gibi değil! Kuzey Güney'de, Kelebeğin Rüyası'nda, kendini Aşk-ı Memnu'nun patatesten hallice Behlül'ünden çok ileriye taşıyabileceğini gösterdi, iyi oyunculuğa alıştırdı bizi. Hadi bakalım. Fakat Engin Akyürek de ondan aşağı kalmayacak.
Bir kere esmerliği ve tebessüm-gözyaşı bonkörlüğüyle, Kenan İmirzalıoğlu'yla yarışacak bir şefkatli, güvenilir, 'bizden' erkek hali var onda. Ve çok doğru bir şey yaptı; özletti kendini. Bütün kadınlarda bir iştah görüyorum şimdi ona karşı!
Yeteneğiyle de Fatmagül'ün Kerim'inden çok öteye götürecek Van Organize Suçlar Şubesi Komiseri Ömer olarak kendini, neredeyse eminim bundan. "Ne malum?" diyenlere, Mustafa Bulut derim! Bir Bulut Olsam'da Narin'e (Melisa Sözen) takıntılı, hastalıklı biçimde tutkun Mustafa Bulut'un o manyak halleri unutulur gibi değildi. Şahaneydi orada Engin Akyürek, bir Mustafa Bulut bin Kerim Ilgaz ederdi enerjisiyle, deliliğiyle, ifadesiyle, öyle diyeyim!
Biraz bulmaca gibi oldu bu makalemiz ama hafızanın yerli dizi kompartımanı da bayağı dolu işte, sıkışın!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.