YAZARA MAİL GÖNDER Yuva kurulacak, kur!

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Beyaz atlı prens bekleniyor, yuva kuruluyor, çocuk yapılıyor, yemek pişiriliyor. Ya da kıstırılmışlıkla feryat mı ediliyor? Kezban Arca Batıbeki'nin 'Manzarasız Bir Oda'sında tanıdık objeler, aşinası olduğumuz hisler var...

Hepinizin yakınlarında mutlaka vardır. Bir hala ya da teyze... Belki abla.
Kuzen. Ya da komşu... Uzaktan tanıdık.
En olmadı, dizi kahramanı.
Evlenmemiş. Evlenememiş.
Çeyizler çeyizler... Dolaplar, hurçlar, odalar dolusu masa örtüsü, yatak örtüsü imal etmiş. Bir şehir nüfusuna yetecek kadar. Gecelikler, babydoll'lar, lizözler... Tığ işi örgüler, danteller, kanaviçeler...
Hep beyaz atlı bir prensin yolunu gözlemiş. Onu 'almasını' beklemiş.
Belki çaktırmamaya çalışmış bunu, bir adama hiç de bile ihtiyacı yokmuş gibi davranmış ama yalnızken içli içli ağlamış. Belki de hep dillendirmiş, açık etmiş: Bir erkeğin onu seçmesini beklediğini; hayatının en büyük hayalinin, emelinin, amacının, hedefinin, sebebinin bu olduğunu...
Boş da durmamış tabii beklerken:
Fallar bakmış, baktırmış. Kahve, kâğıt...
Günde üç öğün... Sigaraya abanmış...
Günde üç paket...
Kederin ve kaderin başrolü paylaştığı ama rüyaların da en nihayetinde gerçek olduğu kitaplar okumuş, filmler seyretmiş. Gülmüş de aralarda ama bol da gözyaşı dökmüş.
Ve hep sırasının gelip de toplumun ona biçtiği rolü oynamayı beklemiş:
Koca bulacak.
Yuva kuracak.
Çocuk(lar) yapacak. Yemek pişirecek.
Kesip biçip dikecek; bebekleriyle oynadığı evciliği sürdürecek. Evinin kadını olacak. Yuvayı yapanın dişi kuş olduğunu hiç unutmayacak.
İstemiyor mu evlenip evinin kadını olmak? Aa! Niye? Cendere mi? O da nesi?

TANIDIK DUYGULAR

Karaköy'de, Karaköy Lokantası'nın hemen bitişiğindeki Süha Fazlı Han'a girip de üçüncü kattaki ISTANBUL' 74'e çıktığınızda, varsa hayatınızda yer etmiş böyle biri (Hala! Teyze!) mutlaka onu anıp, tanıdık duygular yaşıyorsunuz.
ISTANBUL'74 şimdiye kadar Tracey Emin, Sandro Kopp gibi dünya şöhretlerinin işlerini sergilemiş bir galeri. ISTANCOOL etkinliğini biliyor olabilirsiniz, işte onu da düzenleyen Demet Müftüoğlu Eşeli ile Alphan Eşeli'nin galerisi. Ve bu defa Kezban Arca Batıbeki'nin 'Manzarasız Bir Oda'sının ev sahibi.
Contemporary İstanbul'da da gördük; "Bak şimdi sana mesaj veriyorum, al sana mesaj, aldın mı, iyi okudun mu, iyice anladın mı!" diye dürten bazı sanatçılar oluyor. Kezban Arca Batıbeki onlardan değil. Feminizm çığırtkanlığı etmiyor, dediğinin altını ille de fosforla çizmiyor ama yıllardır hep kadın meselelerinin etrafında dolaşıyor.
Kadınları en çok hemcinsleri mi aşağı çekiyor? Bir erkek tarafından kurtarılmayı beklemek, onların kaderinde mi var? Ezber ettirilen rolleri ne kadar değiştiriyoruz? Resimlerinde de, fotoğraflarında da, yerleştirmelerinde de bu civarda çok geziniyor.
Bu sergide o çok sevdiği ve maharetle kullandığı nostaljik objelerle yarattığı, 70'leri yaşamış herkesin bir yerinden aşina bulacağı dünyalar var. Kitsch, klişe, pop, alt kültür, nostalji iç içe...
Bazen vaatkâr bir leopar bir sabahlık, bazen evcimen bir mini mutfak...
Hayallere sürükleyecek bir ucuz roman, kahve ve iskambil kâğıtlarının kifayetsiz olduğu zamanlarda medet umulan el falı ve rüya tabirleri kitapları... Objeresimlerinin, fotogravürlerinin böyle yüzlerce katılımcısı var!

10 DAKİKALIK KISA FİLM
Hafıza, hatıra... Hayal, heves, hüzün, hasret, hüsran... Böyle hisler geçiyor işlerden insana. Ve bir de soru: Kadınlar, sonradan hep şikayet edecekleri, kuşatılmışlıktan, kıstırılmışlıktan dem vuracakları bu küçük dünyalara, manzarasız odalara, evet biraz toplum zoruyla ama en çok da 'Kendim ettim kendim buldum' tekniğiyle girmiyor mu?
Sergide bir de yaklaşık 10 dakikalık kısa film var. Kezban Arca Batıbeki'nin Aahh Belinda yorumu.
Atıf Yılmaz'ın 1986 yapımı orijinal Aahh Belinda'sını Yeşilçam'a azıcık ilgisi olan herkes bilir. Döneminin en yenilikçi filmlerinden biridir. Külttür adeta.
Kezban Arca Batıbeki'nin, babası Atıf Yılmaz'ın filmlerinden bir üçleme yapma projesi var, bu ilki. Banyo fayanslarına varıncaya kadar aynı ama çok temelden bambaşka, çok hoş bir yorum çekmiş.
'Manzarasız Bir Oda'dan, biraz hüzünle karışık tatlı hatıralarla çıkacaksınız. 'İyi ki girmişim' hissiyle.
15 Aralık'a kadar girin o yüzden...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.